dolaşır ile cümle
dolaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Diğer kötülük ruhları tekrar canlandırma çemberinin dışında dururlar ve sonsuza kadar tabiatta dolaşırlar.Jų kūnai bus atgaivinti amžinam tobulumui, sielos apvalytos ir vėl suvienytos su Dievu.
Pek çok ülke dolaşır.Daug keliavo po įvairias šalis.
Atının sırtında tüm Asya’yı dolaşır.Su Indija plačiai prekiauta arkliais.
Motosikletiyle dolaşır.Sõidan rattaga.
Üç tekerlekli bisikletiyle dolaşır.Nad keerlevad ümber piksenooltest ratta.
Arabalarla tek başlarına ya da 2-3 kişi olarak dolaşırlar.Täkud elavad kas üksi või kahe- kolmekaupa koos.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Acesta și-a riscat viața mergând la oamenii pe ale căror familii le-a omorât.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Arriesgó su vida al acercase a personas cuyas familias había asesinado.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Az életét kockáztatta, mikor meglátogatta azokat, akik családjait kiirtotta.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Đại tướng đã liều mạng của chính mình khi ông tới gặp những người có gia đình đã bị ông giết.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Dia mempertaruhkan hidupnya saat menuju orang-orang yang keluarganya telah dia bunuh.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Er riskierte sein Leben, als er auf die Menschen zuging, dessen Familien er ermordet hat.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Ha rischiato la vita andando a trovare le persone a cui aveva assassinato le famiglie.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Hij riskeerde zijn leven toen hij naar mensen toeliep wiens familie hij vermoord had.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Il a risqué sa vie en allant vers les gens dont il a tué les familles.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.그는 자신 때문에 가족을 잃은 사람들 앞에 설 때마다 죽음을 위협 받았습니다.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Narażał życie i podchodził do ludzi, których rodziny mordował.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Он рисковал своей жизнью, идя к людям, чьи семьи он убил.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.Той рискува живота си, приближавайки се до хора, чиито семейства е убил.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.הוא סיכן את חייו בעודו ניגש לאנשים שאת בני משפחותיהם הוא רצח.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.خاطر الجنرال بحياتة حين ذهب الى أناس قام بقتل عائلاتهم من قبل.
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.親族に出向きました 彼は敵意を露わにしたスラム住民に囲まれます
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.(58:15) Пусть возвращаются вечером, воют, как псы, и ходят вокруг города;
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.(58:7) вечером возвращаются они, воют, как псы, и ходят вокруг города;
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.(59:15) Ils reviennent chaque soir, ils hurlent comme des chiens, Ils font le tour de la ville.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.(59:7) Ils reviennent chaque soir, ils hurlent comme des chiens, Ils font le tour de la ville.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Buổi chiều chúng nó trở lại, tru như chó, Và đi vòng quanh thành.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Buổi chiều chúng_nó trở_lại , tru như chó , Và đi vòng_quanh thành .
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Des Abends heulen sie wiederum wie die Hunde und laufen in der Stadt umher.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Eles tornam a vir � tarde, uivam como cães, e andam rodeando a cidade;
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Eles voltam � tarde, uivam como cães, e andam rodeando a cidade.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.In zvečer se vračajo, renče kakor psi in okrog tekajo po mestu.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.저희가 저물게 돌아와서 개처럼 울며 성으로 두루 다니고
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.저희로 저물게 돌아와서 개처럼 울며 성으로 두루 다니게 하소서
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Pada waktu senja mereka kembali, menggeram seperti anjing sambil mengelilingi kota
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.¡Que vuelvan al anochecer y aúllen como perros! ¡Que rodeen la ciudad
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Se întorc în fiecare seară, urlă ca nişte cîni, şi dau ocol cetăţii.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Tu, Signore, Dio degli eserciti, Dio d'Israele, lèvati a punire tutte le genti; non avere pietà dei traditori
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Ved Aften kommer de tilbage, hyler som Hunde og stryger gennem Byen!
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Ved Aften kommer de tilbage, hyler som Hunde og stryger gennem Byen,
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Vračajo se zvečer, renče kakor psi in okrog tekajo po mestu.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Vuelven al anochecer, aúllan como perros y rodean la ciudad
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Zahlaď v prchlivosti, zahlaď je, ať jich není, ať poznají, že Bůh panuje v Jákobovi i do končin země. Sélah.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Ας επιστρεφωσι λοιπον το εσπερας, ας υλακτωσιν ως κυνες και ας περικυκλωσι την πολιν.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Επιστρεφουσι το εσπερας υλακτουσιν ως κυνες και κυκλουσι την πολιν.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Вечер се връщат, Вият като кучета и обикалят града.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.Нека се връщат вечер, Нека вият като кучета, и нека обикалят града;
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.וישובו לערב יהמו ככלב ויסובבו עיר׃
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.ישובו לערב יהמו ככלב ויסובבו עיר׃
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.ويعودون عند المساء يهرّون مثل الكلب ويدورون في المدينة.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.يعودون عند المساء يهرّون مثل الكلب ويدورون في المدينة.
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.他 們 晚 上 轉 回 、 叫 號 如 狗 、 圍 城 遶 行
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.他 們 晚上 轉回 、 叫 號如狗 、 圍城 遶行
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.到 了 晚 上 、 任 憑 他 們 轉 回 . 任 憑 他 們 叫 號 如 狗 、 圍 城 繞 行
Akşam döner, köpek gibi hırlayıp Sinsi sinsi kenti dolaşırlar.到了 晚上 、 任憑 他 們轉 回 . 任憑 他 們叫號 如 狗 、 圍城 繞行
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.많은 여자들이 끈으로 등에 어린 아이들을 들쳐업고 금을 걸러내고 있었는데 그들은 수은 독이 퍼져 있는 물 속을 헤치며 일하고 있었습니다.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Mnoho žen mělo děti přivázané ke svým zádům, zatímco rýžovaly zlato a brodily se přitom vodou otrávenou rtutí.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Multe femei aveau copii legați în spate în timp ce săpau pentru aur, mergând în apă otrăvită cu mercur.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Nhiều phụ nữ địu con trên lưng trong khi đãi vàng, và lội qua dòng nước nhiễm độc thủy ngân.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Veel vrouwen met kinderen vastgebonden op hun rug op zoek naar goud, wadend in door kwik vergiftigd water.