dolaşır ile cümle
dolaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.Te poate ghida printr-un oraş.
Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.Vi può fare da guida in una città.
Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.Μπορεί να σε οδηγήσει σε μια πόλη.
Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.Він допомагає направляти вас в місті.
Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.Може да те упътва в града.
Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.Он помогает направлять вас в городе.
Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.הוא יכול להדריך אותכם בעיר.
Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.اذ يمكنها ان تقودك داخل المدينة
Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.重みによって知らせることができます
Sokaklarda dolaşırken, kucağında bir bebekle küçük bir çocuk bana yaklaştı.Mientras caminaba por las calles, un pequeño niño se me acercó con un bebé en sus brazos
Sokaklarda dolaşırken, kucağında bir bebekle küçük bir çocuk bana yaklaştı.Plimbându-mă pe străzi, un copil cu un bebeluș în brațe a venit înspre mine.
Sokaklarda dolaşırken, kucağında bir bebekle küçük bir çocuk bana yaklaştı.Пока я бродила по улицам, маленький ребёнок подошел ко мне с младенцем на руках.
Sokaklarda dolaşırken, kucağında bir bebekle küçük bir çocuk bana yaklaştı.彼の茶色の鋭い目と顔を 忘れる事はないでしょう
Tüm ülkeyi dolaşır,... ...günah tohumları ekmek için.Он скачет по миру как первородный грех.
Umut. Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,희망, 이것에 제가 세계를 돌아다니면서 가장 많이 받는 질문입니다.
Umut. Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,תקווה. זוהי השאלה ששואלים אותי בכל מקום אליו אני מגיעה,
Umut. Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,الأمل. هذا هو السؤال الذي سئلته أثناء تجوالي في مختلف أنحاء العالم،
Umut. Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,「あなたは今まで多くの惨状を見てきました
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --Dan saya -- saya biasanya sendirian saat mengerjakan tugas ini, namun saya melakukan --
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --저는 보통 이런 일을 할때 혼자 여행을 하는데, 이때는
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --Normalerweise reise ich während meiner Arbeit allein.
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --Normalmente viajo solo cuando trabajo, pero esto lo hice
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --Přeje si, aby prostě odešli.
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --Restam 3000 destes kalash, são um povo incrível. Foi uma grande experiência para ele.
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --Và thường thì tôi đi một mình khi làm việc.
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --Я был там...
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --ואני הייתי -- אני בדרך כלל מטייל לבד כשאני עושה את עבודתי, אבל עשיתי את זה --
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --وانا عادة اسافر بمفردي .. عندما أقوم بعملي .. ولكن قمت بهذه الرحلة
Ve ben -- işimi yaparken genelde yalnız dolaşırım, ama şunu yaptım --一人で行きますが この時は- ディスカバリーの番組をやっていたのです
- Ve diğer tarafı dolaşırdın.En vice versa.
- Ve diğer tarafı dolaşırdın.- És át juttok.
- Ve diğer tarafı dolaşırdın. - İyi fikir.Dan sebaliknya./ Ide bagus.
- Ve diğer tarafı dolaşırdın. - İyi fikir..וכן להיפך .רעיון טוב -
- Ve diğer tarafı dolaşırdın. - İyi fikir.و العكس صحيح - فكرة جيدة -
- Ve diğer tarafı dolaşırdın.- Och tvärtom.
- Ve diğer tarafı dolaşırdın.- Og omvendt.
- Ve diğer tarafı dolaşırdın.- Y viceversa.
- Ve diğer tarafı dolaşırdın.- και το αντίστροφο.
- Ve diğer tarafı dolaşırdın.А ние в другата посока.
- Ve diğer tarafı dolaşırdın.- И обратното.
Ve her hafta bu televizyon şovunda Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Co tydzień w tym show Dhani podróżuje do różnych narodów świata.
Ve her hafta bu televizyon şovunda Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.És ebben a programban Dhani minden héten a világ egy másik országába utazik.
Ve her hafta bu televizyon şovunda Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.E todas as semanas neste programa, Dhani viaja para um país diferente.
Ve her hafta bu televizyon şovunda Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Iedere week reist Dhani voor zijn programma naar een land in een ander deel van de wereld.
Ve her hafta bu televizyon şovunda Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Il se rend dans une nation différente.
Ve her hafta bu televizyon şovunda Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Und jede Woche in seiner Show, reist Dhani zu einem anderen Land der Erde.
Ve her hafta bu televizyon şovunda Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Σε κάθε εβδομαδιαίο επεισόδιο αυτής της εκπομπής, ταξιδεύει σε μια διαφορετική χώρα της υφηλίου.
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.A keď sa prechádzate v tomto pozoruhodnom pári topánok a niekto sa spýta:
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.A tak se procházíte v těchto neobyčejných botách a někdo se zeptá, "co je to za boty"?
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.Dan saat kalian berjalan dengan sepatu yang luar biasa ini dan ada yang bertanya, "Apa itu?"
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.És ahogy jársz-kelsz ezzel a kivételes cipővel és valaki megkérdi: "Mik azok?"
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.그래서 여러분이 이 놀라운 신발을 신고 걸어가다가 누군가 "그거 무슨 신발이야?"라고 물으면
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.Quando andamos por aí com este par de sapatos notáveis e alguém pergunta:
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.Şi în timp ce te plimbi cu această pereche remarcabilă de pantofi şi cineva spune "Ce sunt aceştia?"
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.Và trong khi bạn đi lại với đôi giầy đáng trân trọng này và ai đó hỏi "Đó là gì?"
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.Wenn man mit diesen bemerkenswerten Schuhen herumläuft und jemand sagt:
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.Y mientras caminas por ahí con este par de zapatos y alguien pregunta, "¿Qué son?
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.Και κυκλοφορώντας με αυτά τα αξιοθαύμαστα παπούτσια και κάποιος λέει, "Τι είναι αυτά;"
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.И както си вървите с тези забележителни обувки и някой ви попита: "Какви са тези обувки?"
Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek.И пока вы гуляете в этой замечательной паре обуви и кто-то спрашивает "Что это за обувь?"