dolaşır ile cümle
dolaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Civardaki patika çok güzeldir.Siz dolaşırken biz de barbekülerinizi hazırlıyor olacağız.ありがとうございます
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum: "Algoritma nedir?Deci unele din aceste lucruri, cutreieram pe străzile din Dakar întrebând oamenii, "Care-i algoritmul?
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum: "Algoritma nedir?Dopo aver visto alcune di queste cose, giravo per le strade di Dakar chiedendo alla gente:
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum: "Algoritma nedir?Für einige dieser Dinge wanderte ich durch die Straßen Dakars und fragte Leute:
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum: "Algoritma nedir?Gdy na przykład błąkałem się po ulicach Dakaru, pytając ludzi "Jaki jest algorytm?
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum: "Algoritma nedir?Par exemple, je me promènerais dans les rues de Dakar en demandant : " Quel est l'algorithme ?
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum: "Algoritma nedir?Voor sommige dingen wandelde ik door de straten van Dakar, en vroeg ik mensen:
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum: "Algoritma nedir?Точно также, прохаживаясь по улицам Дакара я бы спрашивал людей:
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum:그래서 이렇게, 다카르의 거리를 돌아다니면서 사람들에게 물었을 때,
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum:Portanto, eu podia andar pelas ruas de Dakar a perguntar às pessoas:
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum:Så nogle af disse ting - jeg kunne gå rundt i Dakars gader -
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum:Така че за някои от тези неща, обикалям из улиците на Дакар питайки хората:
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum:גם חלק מהדברים האלה. שוטטתי ברחובות דאקאר
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum:بالضبط كهذه الأشياء, كنت أتجول في شوارع داكار
Dakar sokaklarında dolaşırken insanlara soruyorum:「どんなアルゴリズムや決まりを使って これを作っているのですか?」
Denizde dolaşırken, direğin üzerinden baktığınızda daha uzağı görürsünüz.Wenn man auf See fährt, kann man von der Spitze des Masts weiter schauen.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Dhani călătorește într-o altă țară de pe Glob.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Dhani đi du lịch một nước khác nhau trên thế giới.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Dhani menjelajahi negara bagian yang berbeda di dunia.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Dhani viaggia in un Paese nuovo.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Dhani viaja a un país diferente del mundo.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.다니는 세계의 여러 나라를 여행하며
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Дани пътува до различна нация в света.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.Дхани ездит в разные страны мира.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.דהאני מטייל למדינה אחרת בעולם.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.يسافر دهاني لشعب مختلف من العالم.
Dhani dünyanın farklı uluslarını dolaşır.地元のスポーツ・チームを見つけます。
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Aceasta este întrebarea care mi se pune în timp ce călătoresc prin lume:
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,C'est la question que l'on me pose tandis que je parcours le monde,
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Das ist die Frage, die mir gestellt wird, während ich um die Welt reise,
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Dat is de vraag die mij overal ter wereld wordt gesteld:
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Đó là câu hỏi mà tôi đã nhận được khi đi vòng quanh thế giới.
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,É a pergunta que me fizeram nas minhas viagens pelo mundo,
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Ecco la domanda che mi fanno in giro per il mondo:
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Erről kérdeznek mindig, amikor a világot járom:
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Ésa es la pregunta que suelen hacerme mientras ando alrededor del mundo,
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,To pytanie, które zadają mi wszyscy, gdy podróżuję po świecie.
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Αυτό το ερώτημα τίθεται παντού.
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Вот вопрос, который мне задают в разных уголках нашей планеты.
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Ось питання, яке мені ставлять в різних куточках нашої планети.
Dünyayı dolaşırken bana sorulan soru bu,Това е въпросът, който ми задават, когато обикалям света,
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Als ich durch die Welt reiste, musste ich den Wald verlassen, den ich liebe.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Amíg a világban utazgattam, sajnos el kellett hagynom az erdőt, a helyet, ahol igazán jól érzem magam.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Comme vous le savez, je parcoure le monde J'ai dû quitter la forêt, là où j'aime être.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Cum călătoresc prin lume, știți, a trebuit să părăsesc pădurea, dar mie acolo îmi place să fiu.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Då jag reste runt om i världen var jag tvungen att lämna skogen - det är där jag älskar att vara.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Enquanto viajava pelo mundo, tive de deixar a floresta, mas é lá que eu adoro estar.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Kiedy podróżowałam po świecie, musiałam opuścić las, miejsce które kocham.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.전 세계로 여행을 다니기 위해 저는 제가 그토록 사랑하는 숲을 떠나야 했습니다.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Matkustellessani ympäri maailman minun on täytynyt jättää metsä -- rakastan siellä olemista.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Mientras viajaba por el mundo, saben, tuve que dejar la selva -- que es donde me encanta estar.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Som jeg rejste rundt i verden, I ved, måtte jeg forlade skoven -- det er der jeg elsker at være.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Toen ik ging reizen over de wereld, moest ik het bos verlaten -- daar wil ik het liefste zijn.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Visto che stavo girando il mondo, ho dovuto lasciare la foresta, ma è lì che mi piace stare.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Καθώς ταξίδευα σε όλο τον κόσμο, ξέρετε, έπρεπε να αφήσω το δάσος -- εκεί αγαπώ να βρίσκομαι.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Докато пътувах из света, трябваше да напусна джунглата, където наистина обичам да бъда.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Когда я путешествовала по свету, мне пришлось оставить лес - место, в котором я так люблю бывать.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.Я багато їздила по світу, знаєте, мені довелося поїхати з лісу, де я люблю бути найдужче.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.כשהייתי מטיילת מסביב לעולם, אתם יודעים, הייתי צריכה לעזוב את היער -- זה המקום שבו אני אוהבת להיות.
Dünyayı dolaşırken, bilirsiniz, ormanı terk etmek zorunda kaldım- orası olmayı sevdiğim yer.بما أنني كنت مسافرة في محتلف أنحاء العالم، أتعرفون، أضطررت لمغادرة الغابة -- حيث أُحب أن أبقى.