dolaşım ile cümle

dolaşım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sıkı bir kemer kan dolaşımını engeller.A tight belt will interfere with circulation of the blood.
Kan dolaşımı düzenli değil.The cycle of blood is not regular.
Makul bir egzersiz kan dolaşımını artırır.Moderate exercise stimulates the circulation of blood.
Enfeksiyon kan dolaşımına ulaştı.The infection has reached the bloodstream.
Dolaşım sistemi, bir küçük ve bir büyük dolaşımdan meydana gelir.The circulatory system consists of a short and a long circuit.
Dolaşımda garip bir virüs olduğunu duydum.I heard that there was a strange virus in circulation.
O, bacaklarındaki zayıf kan dolaşımından sıkıntı çekiyor.He suffers from poor blood circulation to his legs.
Onun her zaman elleri ve ayaklarında kan dolaşım ile ilgili problemleri vardı.She has always had problems with the circulation in her hands and feet.
Dolaşım, bilindiği gibi, derginin otoriterliğinin ana göstergesidir.The circulation, as is known, is the main indicator of the periodical's authoritativeness.
Bu kitap hâlâ dolaşımda ve kitapçılarda bulunabilir.This book is still in circulation and can be found in the bookshops.
Tom çok pahalı dolaşım ücretleri olduğu için burada cep telefonunu kullanamıyor.Tom can't use his cell phone here because he has very expensive roaming charges.
Vücuda girmesinin ardından kaliforniyumun sadece %0,05'i kan dolaşımına karışır.Once in the body, only 0.05% of the californium will reach the bloodstream.
Dolaşım sisteminin bir parçasıdır.One forms part of their circulatory system.
İkili anlaşmaların bu ilk serisi kişilerin serbest dolaşımını içeriyordu.This first series of bilateral agreements included the free movement of persons.
Aort oksijenlenmiş kanı tüm vücut parçalarına sistemik dolaşımla ulaştırır.The aorta distributes oxygenated blood to all parts of the body through the systemic circulation.
Euro madenî para ve banknotları 1 Ocak 2002'de dolaşıma girdi.Euro coins and banknotes were introduced on 1 January 2002.
Ahtapotlar kapalı dolaşım sistemine sahiptirler yani kan damarlar içinde kalır.Octopuses have a closed circulatory system, in which the blood remains inside blood vessels.
Diyabetik retinopati ayrıca vücuttaki mikro dolaşımı da etkiler.Diabetic retinopathy also affects microcirculation thorough the body.
Kapalı dolaşım sisteminin ana yapıları kalp, kan ve kan damarlarıdır.The essential components of the human cardiovascular system are the heart, blood and blood vessels.
(Değerler pulmoner dolaşımda terstir.)(The values are reversed in the pulmonary circulation.)
2009 yılında dolaşımda tahmini 6000 pasaport vardı.In 2009 there were an estimated 6,000 in circulation.
En sık ölüm nedenleri ise dolaşım ve kanser hastalıklarıdır.The most common causes of death are circulatory diseases followed by cancerous illnesses.
Albümün kapağı, 24 Nisan 2015'te Twitter üzerinden dolaşıma girdi.The album's cover was released on 24 April 2015 on Twitter.
Buna büyük kan dolaşımı diyoruz.This is called a heeled switch.
Günümüzde Hİndistan'da dolaşımda bulunan tüm paralar üzerinde Mahatma Gandi'nin portresi bulunur.Today, all the currency notes in circulation in India contain a portrait of Mahatma Gandhi.
Okyanus suyu dolaşımının buzul kütleleri nedeniyle kesintiye uğradığına dair kanıtlar bulunmaktadır.There is evidence that ocean circulation patterns are disrupted by glaciations.
İnsanlar hala dolaşımda olan paralarını değiştirilmeye sevkedildiler.Teams would only be allowed to keep any money they earned during the Roadblock.
Vaskülojenez yoğun olarak dolaşım sisteminin embriyolojik gelişimi sırasında meydana gelir.Vasculogenesis occurs during embryologic development of the circulatory system.
Bununla birlikte Afrika'daki salgın dolaşımı pek iyi anlaşılamamıştır.The development of the disease in humans, however, is not well understood.
Dolaşımın fizyolojik teorisi ilk olarak William Harvey tarafından 1628'de tanımlanmıştır.The blood circulation was famously described by William Harvey in 1628.
Dolaşım sırasında VLDL tekrar HDL ile karşılaştığında apoC-II HDL'ye geri döner (ama apoE kalir).VLDL now meets back up with HDL where apoC-II is transferred back to HDL (but keeps apoE).
"Dolaşım sistemi modülü"."Transport system is adequate".
Yeni Zelanda doları ayrıca Cook Adaları, Niue, Tokelau ve Pitcairn Adaları'nda da dolaşımdadır.3 – Also applicable to passports issued to residents of Cook Islands, Niue and Tokelau.
Vücutlarında sölom, yalancısölom ve dolaşım sistemi yoktur.They have no body cavity, and no circulatory or respiratory system.
Sonuç olarak, glukoz kan dolaşımında kalır, bu da glukozun kan seviyesini yükseltir.As a result, glucose remains in the bloodstream, where glucose levels rise.
Ağaçlar birbirlerine çok yakın dikilmeyip böylece iyi bir hava dolaşımı mümkün kılınmalıdır.The trees in the plantation should have adequate spacing to allow for proper air circulation.
Kaslarda, spiral olarak gelişiyorlar; bu sayede kaslar dolaşımı engellemeden kasılabiliyor.In muscle, they corkscrew, so that muscles can contract without cutting off circulation.
Tedavinin ardından, kan dolaşımından oluşan halenin yok olduğunu görübilirsiniz.And you can see that the halo of blood flow disappears after treatment.
Fakat bilginin çevrimiçi dolaşımında bir kayma var. ve bu gözle görünmüyor.But there's this shift in how information is flowing online, and it's invisible.
Yani, bu paranın dolaşım hızının ve miktarının sabit olduğunu var saydığınızda doğru olurdu.Well, that would be true if you assume that velocity and quantity are constant.
Başka bir deyişle, onlar değil çıkarmak dolaşımdan - hala sistemde dolaşan.In other words, they're not removed from circulation - they're still circulating through the system.
Bir gün, küçük robotlar kan dolaşımımızı düzeltiyor olacaklar.Someday, little robots will go through our bloodstreams fixing things.
Dolaşımı canlandırır, böylece daha zinde görünürsünüz.It stimulates the circulation so you look better.
Palamut solucanlarının ise bir kalbi, dolaşım sistemi ve solungaca benzeyen organları bulunuyordu.In acorn worms, a heart and circulatory system evolved. And gill-like structures.
ABD ekonomisinde 13 milyon dolar dolaşımda.There's still 13 trillion dollars circulating in the U.S. economy.
Bir uzay gemisini alıp, küçültüp, kan dolaşımına enjekte etmeniz gerekiyordu.You had to take a spaceship, shrink it down, inject it into the bloodstream.
Matbaa Avrupa çapında katolik anlayışa dair fikirlerin dolaşıma gireceği umularak yapılmıştı.Catholic intellectual hegemony across Europe.
Ve bu konu bilginin sosyal ağı ve onun dolaşımı hakkında.And it's all about the social network of the knowledge, floating around.
Birincisi fikirlerin vasıtasızlığı, fikirlerin dolaşım hızı.So, the first thing is the immediacy of ideas, the speed at which ideas go around.
Dalak ve sürüş dolaşımını düzenleyen bir yoludur.It is a way I have of driving off the spleen and regulating the circulation.
Hücreler dolaşım sistemi ile doğrudan bağlantılı değildir.The cells aren't all directly connected to the circulatory system.
Kan dolaşımını ve dayanıklılığı artırırImproves blood circulation and stamina
Dünya'nın solunum ve dolaşım sistemi.Earth's respiratory and circulatory systems.
İçeriğin yayıncıya ait dolaşımını buradan seçin.Select here the editorial cycle of content.
Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ serbest dolaşım anlaşması imzaladıAlbania, Macedonia, Montenegro sign free travel agreement
Yüksek maliyetler, serbest dolaşım anlaşmasının faydalarını sınırlıyorHigh costs limit benefits of freedom of movement agreement
Fakat maliyete rağmen, bazıları serbest dolaşım anlaşmasını yararlı buluyor.However, despite the cost, some do see benefits in the freedom of movement agreement.
Serbest dolaşım hakkında ise Daciç, SETimes'a "Arnavutluk ile vizeyi kaldırdık.In terms of freedom of movement, Dacic tells SETimes "We have abolished visas with Albania.
Sözde Schengen vizesi bazı Avrupa ülkelerinde sınırsız dolaşım hakkı tanıyor. [Getty Images]So-called Schengen visas allow unrestricted travel around some European countries. [Getty Images]
Başbakan, bu şekilde temel bir özgürlüğün -serbest insan dolaşımının- kazanılacağını belirtti.In this way, a fundamental freedom -- free movement of people -- will be achieved, Berisha said.

İlgili Sayfalar