dokunuş ile cümle
dokunuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.Jeder, der schon Ameisen beobachtet hat, hat schon gesehen, wie sie ihre Antennen gegenseitig berühren.
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.Każdy obserwator widzi, że mrówki dotykają się czułkami.
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.개미를 보시면 개미들이 서로 더듬이를 접촉하고 있는 것을 보신 적이 있을 겁니다.
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.N'importe qui qui a déjà regardé des fourmis, les a vues se toucher les antennes.
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.Så enhver der kigger på myrer, har set dem røre hinanden med antennerne.
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.Всеки, който някога е гледал мравки, ги е виждал да си допират антените.
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.Все, кто когда-нибудь наблюдал за муравьями, видели, как они касаются своих усиков.
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.כל מי שאי פעם הסתכל על נמלים ראה אותן מחככות מחושים.
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.أي منا قد شاهد النمل يتعاملون بواسطة لمس اللوامس.
Karıncalara bakan herhangi biri onların anten dokunuşunu görmüştür.アリは触角で匂いをかぎ分けます
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.E l'oggetto stesso invita all'esplorazione all'interazione, alla considerazione e al tocco.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.E o objeto em si convida à exploração, à interação, à consideração e ao toque.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.És maga a tárgy hív minket, hogy felfedezzük, hogy beavatkozzunk,hogy elgondolkozzunk, és hogy megérintsük.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Et l'objet lui-même invitait à l'exploration à l'interaction, à l'examen et au toucher.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Het object zelf nodigt uit tot verkenning, interactie, beschouwing en aanraking.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.그리고 책 자체도 모험, 상호작용, 숙고, 그리고 접촉을 불러 일으키죠
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Obiectul însuși invită la explorare interacţiune, atenţie şi atingere.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Objekt samotný vyzývá ke zkoumání, interakci, přemýšlení a dotýkání.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Obyek itu sendiri mengundang eksplorasi interaksi, pertimbangan dan sentuhan.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Och ämnet självt uppmanade till utforskande, delaktighet, funderingar och beröring.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Og objektet selv lagde op til udforskning, interaktion, overvejelse og berøring.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Predmet samotný vyzýva k preskúmaniu, interakcii, premýšľaniu a dotyku.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Przedmiot sam w sobie skłania do zgłębienia go, nawiązania interakcji, przemyślenia i do dotykania.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Und das Objekt selbst lud zur Erforschung, Interaktion, Abwägung, und zur Berührung ein.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Và bản thân đồ vật mời gọi sự khám phá sự giao tiếp, sự xem xét sự động chạm. Và cuốn sách mới ra đời
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Y el objeto invitaba a la exploración, a la interacción, la consideración y al tacto.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.Το ίδιο το αντικείμενο αποτελούσε θέμα για μελέτη, αλληλεπίδραση, αναθεώρηση και αφή.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.А сам объект призывает к исследованию, взаимодействию, размышлению и прикосновению.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.До того ж, сама книжка заохочує до пізнання, взаємодії, роздумів і доторкань.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.И темата сама по себе си подканва към изследване, взаимодействие, разглеждане и докосване.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.והאובייקט עצמו מזמין מחקר אינטראקציה, מחשבה ומגע.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.والشكل في حد ذاته يدعو للإستكشاف والتفاعل والاعتبار واللمس.
Nesnenin kendisi, keşif, etkileşim, göz önüne alma ve dokunuşa davet ediyor.作用へ 考察へ そして感触へ ニューヨークタイムズのベストセラーリストで
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Avrebbe avanzate per afferrarlo, ma un tocco di lui arrestato, e una voce parlante abbastanza vicino a lui.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Dia harus maju untuk memahami, tapi sentuhan menangkapnya, dan sebuah suara berbicara cukup dekat dengannya.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.El ar fi avansat să-l înţeleagă, dar o atingere la arestat, şi o voce destul de aproape de el.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Ele teria avançado para agarrá-lo, mas um toque o prenderam, e uma voz muito próximo a ele.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Él habría avanzado a comprenderlo, pero un toque lo detuvo, y hablar con una voz muy cerca de él.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Er würde erweiterten es zu begreifen, aber ein Hauch verhaftete ihn, und eine Stimme ganz in seiner Nähe.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Hän olisi edennyt tarttua siihen, mutta ripaus pidättivät hänet, ja ääni puhuu melko lähellä häntä.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Il aurait avancées pour le saisir, mais une touche l'a arrêté, et une voix qui tout près de lui.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.그는 그것을 파악하는 고급했는데, 터치 그를 체포하고, 음성 말하기 그에게 꽤을 닫습니다.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Moral bi napredovalo, da ga razumejo, vendar pa na dotik him aretirali, in glas govori čisto blizu njega.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Musiał zaawansowane zrozumieć, ale dotyk aresztowany, a głos, który mówił bardzo blisko niego.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.On by sa prebojovali do pochopiť, ale dotyk ho zatkli, a hlas hovoriaci celkom blízko k nemu.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.On by se probojovali do pochopit, ale dotek ho zatkli, a hlas mluvící docela blízko k němu.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Ông sẽ có tiên tiến để nắm bắt nó, nhưng một liên lạc đã bắt ông, và một giọng nói khá gần với anh ta.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Volna a fejlett megragadni azt, de egy kis letartóztatta őt, és egy hang beszél egészen közel hozzá.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Він би передові схопити його, але дотик його заарештували, і голос, зовсім близько до нього.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.Он бы передовые схватить его, но прикосновение его арестовали, и голос, совсем близко к нему.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.انه سيكون متقدمة لفهم ذلك ، ولكن لمسة القبض عليه ، والتحدث بصوت تماما بالقرب منه.
O kavramak için gelişmiş var, ama bir dokunuş onu tutukladılar ve sesli konuşma ona çok yakın.彼にかなりを閉じます。 "ケンプ!"声は言った。 "え?"ケンプは、彼の口を開けたまま、言った。
Oturarak olduğu gibi, hafif bir dokunuşla kapıda geliyordu ve Ruth girdi.Ahogy ültek le, a fény érintse hangzott az ajtón, és Ruth lépett.
Oturarak olduğu gibi, hafif bir dokunuşla kapıda geliyordu ve Ruth girdi.Ako oni sedeli, ľahké kohútika zaznel pri dverách a Ruth vstúpil.
Oturarak olduğu gibi, hafif bir dokunuşla kapıda geliyordu ve Ruth girdi.Als sie saßen unten, klang ein leichtes Klopfen an der Tür, und Ruth eingetragen.
Oturarak olduğu gibi, hafif bir dokunuşla kapıda geliyordu ve Ruth girdi.Comme ils étaient assis, un léger coup sonné à la porte, et Ruth entré.
Oturarak olduğu gibi, hafif bir dokunuşla kapıda geliyordu ve Ruth girdi.Da de sad ned, en let tryk lød på døren, og Ruth indtastet.
Oturarak olduğu gibi, hafif bir dokunuşla kapıda geliyordu ve Ruth girdi.Deoarece s-au aşezat jos, un robinet de lumină a sunat la uşă, şi Ruth a intrat.
Oturarak olduğu gibi, hafif bir dokunuşla kapıda geliyordu ve Ruth girdi.Gdy siedzieliśmy w dół, światło kranu zabrzmiało w drzwiach, i Ruth weszła.
Oturarak olduğu gibi, hafif bir dokunuşla kapıda geliyordu ve Ruth girdi.Jak oni seděli, lehké kohoutku zazněl u dveří a Ruth vstoupil.