Ben değilim kendi dokunulmazlık tarihini içine彼らの処罰の日付に 7歳の私たちは注意する必要がありませんでした
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.Alors, ce que je trouve fascinant dans ces exemples c'est comment ils font appel à nos instincts de primates.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.Az érdekes szerintem ezekben a példákban az, hogy ezek a dolgok valójában kielégítik főemlős ösztöneinket.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.Ceea ce găsesc eu fascinant în aceste exemple este modul în care apelează la instinctele noastre primare.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.Fascinující na tomto příkladu je, že vlastně aktivuje naše instinkty primátů.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.Fascinujúce na týchto príkladoch, je, ako to všetko aktivuje naše zvieracie inštinkty.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.이제 이 예시들에서 찾은 놀라운 것은 우리의 영장류적인 본능에 실제로 어떻게 입력시키느냐 하는 것입니다.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.Lo que es fascinante de estos ejemplos es el modo en que despiertan nuestros instintos primates.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.Najbardziej fascynujące w tych przykładach jest to, że podpinają się one do naszych niskich instynktów.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.O que eu acho fascinante nestes exemplos é que estão, de facto, a tocar nos nossos instintos primatas.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.Wat ik fascinerend vind aan deze voorbeelden is hoe ze daadwerkelijk onze primaire instincten aanspreken.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.В тези примери силно ме впечатли как те се вписват изящно в нашите основни инстинкти.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.משמעותו שנפח השיתוף המתרחש הוא בשיעורים בלתי נתפסים. כלומר, מדהים לחשוב שבכל רגע בו אני מדברת עכשיו,
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.الآن ما أجده رائعاً في هذه الأمثلة هوكيف انهم في الواقع يستفيدون من غرائزنا الأساسية.
Benim bu örneklerde büyüleyici bulduğum şey bizim primat içgüdülerimize tam olarak nasıl dokundukları.こういった例というのが 私たちの霊長類の本能に刻み込まれている点です つまり、我々は猿の一種であり
Benim için en dokunaklı ve sıra dışı an buydu.but was finally able to help someone else who was. I'm now very proud to be a part of Intervoice,
Beni tanırsan , ben daha dokunaklı bir insanım.Daca ajungi sa ma cunosti, sunt o persoana mult mai sensibila.
Beni tanırsan , ben daha dokunaklı bir insanım.Jeśli mnie poznasz, przekonasz się, że jestem wrażliwszą osobą.
Beni tanırsan , ben daha dokunaklı bir insanım.Kalau kau ingin mengenalku, aku orang yang lebih menyentuh.
Beni tanırsan , ben daha dokunaklı bir insanım.Si tu dois me connaître, je suis une personne encore plus touchante.
Beni tanırsan , ben daha dokunaklı bir insanım.Wenn du mich erst kennenlernst,<br />bin ich eine rührende Person.
Beni tanırsan , ben daha dokunaklı bir insanım.Αν με γνωρίσεις καλύτερα, είμαι πιο ευαίσθητο άτομο.
Beni tanırsan , ben daha dokunaklı bir insanım.Если ты узнаешь меня получше то поймешь, что я очень милый.
Ben o yanağına dokunmak!Это я могу прикоснуться к щеке!
Ben o yanağına dokunmak!At jeg skulle røre ved, at kind!
Ben o yanağına dokunmak!Att jag kunde röra den kind!
Ben o yanağına dokunmak!Bahwa aku akan menyentuh pipi itu!
Ben o yanağına dokunmak!Că s-ar putea atinge că obraz!
Ben o yanağına dokunmak!Che io possa toccare quella guancia!
Ben o yanağına dokunmak!Da bi se dotaknem, da je lice!
Ben o yanağına dokunmak!Dass ich vielleicht berühren, die Wange!
Ben o yanağına dokunmak!Dat ik zou kunnen aanraken dat de wang!
Ben o yanağına dokunmak!Điều đó tôi có thể chạm đó má!
Ben o yanağına dokunmak!Että voisin koskettaa tuota poskea!
Ben o yanağına dokunmak!Hogy lehet, hogy érintse arcát!
Ben o yanağına dokunmak!그 뺨을 만지지 수도!
Ben o yanağına dokunmak!Que eu pudesse tocar naquele rosto!
Ben o yanağına dokunmak!Que je pourrais toucher cette joue!
Ben o yanağına dokunmak!Que yo pudiera tocar esa mejilla!
Ben o yanağına dokunmak!Že bych mohla dotknout, že tváře!
Ben o yanağına dokunmak!Že by som mohla dotknúť, že tváre!
Ben o yanağına dokunmak!Że mogę dotknąć tego policzka!
Ben o yanağına dokunmak!Γιατί θέλω να αγγίξει ότι μάγουλο!
Ben o yanağına dokunmak!Че мога да се докоснете, че бузата!
Ben o yanağına dokunmak!את זה אני יכול לגעת כי הלחי!
Ben o yanağına dokunmak!قد لمست ذلك الخد!
Ben o yanağına dokunmak!ジュリエットは私をああ!
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.'공기를 만지고 있어."라고 느끼진 못하죠. 대신 바람이 조금 빠르게 불면 그것을 느낄 수 있습니다.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.Não sentimos que estamos a tocar o ar, mas se a brisa é um pouco mais rápida, aí eu sinto.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.Nem érezzük azt, hogy "Megérintem a levegőt" de ha a szellő kicsit fürgébb, akkor érzem.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.Nie czujemy, że dotykamy powietrza, jednak odczuwamy wiatr, jeżeli zawieje z większą siłą.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.Non percepiamo, "Tocco l'aria," ma se la brezza è un pò più veloce, allora posso sentirla.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.No sentimos: "estoy tocando el aire", pero si la brisa es un poquito más fuerte, podemos sentirlo.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.Nu simţim: "Ating aerul", dar dacă briza este un pic mai rapidă, atunci îl simt.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.We voelen niet: "Ik raak de lucht aan", maar als er een harde bries is, dan kan ik het voelen.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.Wir spüren nicht, "Ich berühre die Luft," nur dann wann es eine Luftbrise gibt, erst dann spüre ich es.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.Мы не чувствуем: "Я трогаю воздух", но если бриз становится сильнее, мы можем его почувствовать.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.Ние не усещаме, "Аз докосвам въздуха," но ако вятърът е малко по-силен аз мога да го усетя.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.אין אנו חשים, "אני נוגע באויר," אלא אם המשב הוא קצת יותר מהיר, רק אז אני חש אותו.
"Ben rüzgâra dokunuyorum" diye hissedemeyiz ancak esinti biraz hızlanırsa hissedebiliriz.نحن لا نشعر," أنا ألمس الهواء," لكن إذا كان النسيم أسرع قليلاً عندها أستطيع الإحساس به.