Ana içeriğe geç
Sözlük

dokun ile cümle

dokun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ama oğlunu doğuruncaya dek Yusuf ona dokunmadı. Doğan çocuğun adını İsa koydu.只是 沒有 和 他 同房 、 等 他 生 了 兒子 、 〔 有 古 卷 作 等 他 生了頭胎 的 兒子 〕 就 給 他 起名 叫 耶穌
Ama ona dokunduktan sonra ellerimi yıkamak zorunda olmamam nasıl hata olabilirdi?Ma come può essere uno sbaglio se quando la tocco non devo lavarmi le mani!
Ama ona dokunduktan sonra ellerimi yıkamak zorunda olmamam nasıl hata olabilirdi?Но как это может быть ошибкой, если мне не нужно мыть руки, после того, как я дотрагиваюсь до неё?
Ama pin-pon topuna hafifçe dokunmanız ekranda oynatmanız için yeterli olacaktır.Ale kiedy leciutko dotkniemy piłeczki pingpongowej, szybko zmyka z ekranu.
Ama pin-pon topuna hafifçe dokunmanız ekranda oynatmanız için yeterli olacaktır.Et pourtant, il suffit de toucher la balle de ping-pong très légèrement pour qu'elle file à travers l'écran.
Ama pin-pon topuna hafifçe dokunmanız ekranda oynatmanız için yeterli olacaktır.그러나, 탁구공은 매우 작은 힘으로 만져도 화면을 가로질러 날라갑니다.
Ama pin-pon topuna hafifçe dokunmanız ekranda oynatmanız için yeterli olacaktır.Maar de ping-pongbal raak je heel licht aan en hij schiet over het scherm.
Ama pin-pon topuna hafifçe dokunmanız ekranda oynatmanız için yeterli olacaktır.Și totuși, atingi mingea de ping-pong foarte ușor și se mișcă rapid pe ecran.
Ama pin-pon topuna hafifçe dokunmanız ekranda oynatmanız için yeterli olacaktır.И така, докосвате пинг-понг топката много леко и тя просто прелетява през екрана.
Ama pin-pon topuna hafifçe dokunmanız ekranda oynatmanız için yeterli olacaktır.ולעומת זאת בנגיעה קלילה כדור הפינג פונג פשוט טס לקצה המסך.
Ama pin-pon topuna hafifçe dokunmanız ekranda oynatmanız için yeterli olacaktır.و لكنك تلمس كرة البنج بونج بخفة شديدة لتتحرك بسرعة على الشاشة
Ama pin-pon topuna hafifçe dokunmanız ekranda oynatmanız için yeterli olacaktır.飛びまわらせることができます 何ができるかといえば -- おっとこれじゃない
Ama sadece avuç içinizin sapın arkasına dokunmağından da emin olun.Ale upewnijcie się także, że wnętrze dłoni nie dotyka tylnej części gryfu.
Ama sadece avuç içinizin sapın arkasına dokunmağından da emin olun.Außerdem musst Du sicherstellen, dass Deine Handfläche die Rückseite des Halses nicht berührt.
Ama sadece avuç içinizin sapın arkasına dokunmağından da emin olun.C'est arrondi. Mais assurez-vous que votre paume ne touche pas
Ama sadece avuç içinizin sapın arkasına dokunmağından da emin olun.Están curvados. Pero aseguraos de que la palma de la mano no esté tocando el mástil por detrás.
Ama sadece avuç içinizin sapın arkasına dokunmağından da emin olun.Maar zorg dat de palm van je hand ook niet in aanraking komt met de achterkant van de hals.
Ama sadece avuç içinizin sapın arkasına dokunmağından da emin olun.Они скруглены. И обязательно проверьте, что ваша ладонь не касается грифа сзади.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.A keď teraz prišlo toto na teba, ťažko to nesieš; dotklo sa ťa, a si predesený.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.A ker je sedaj nad tebe prišlo, ti je bridko, in ker je tebe zadelo, si se prestrašil.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.A teraz, gdy to na cię przyszło, niecierpliwie znosisz, a iż cię dotknęło, trwożysz sobą.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Et maintenant qu`il s`agit de toi, tu faiblis! Maintenant que tu es atteint, tu te troubles!
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.이제 이 일이 네게 임하매 네가 답답하여 하고 이 일이 네게 당하매 네가 놀라는구나
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Maar nu de tegenslagen jou treffen, ben je verdrietig en geef je de moed op.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Ma ora questo accade a te e ti abbatti; capita a te e ne sei sconvolto
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Mas agora que se trata de ti, te enfadas; e, tocando-te a ti, te desanimas.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Men nu, då det gäller dig själv, bliver du otålig, när det är dig det drabbar, förskräckes du.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Men nu det gælder dig selv, så taber du Modet, nu det rammer dig selv, er du slaget af Skræk!
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Men nu, når det gjelder dig selv, blir du utålmodig, når det rammer dig, blir du forferdet.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Mutta nyt, kun itseäsi kova kohtaa, sinä tuskastut, kun se sinuun sattuu, sinä kauhistut.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Nhưng bây giờ tai nạn xảy đến ông, ông lại giận; Nó lâm vào ông, thì ông bị rối lòng.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Nhưng bây_giờ tai_nạn xảy đến ông , ông lại giận ; Nó lâm vào ông , thì ông bị rối lòng .
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Nun aber es an dich kommt, wirst du weich; und nun es dich trifft, erschrickst du.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Nyní pak, jakž toto přišlo na tebe, těžce to neseš, a jakž tě dotklo, předěšen jsi.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Pero ahora te sucede a ti y te impacientas; ha llegado a ti, y te turbas
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.st, hogy rád jött [a sor], zokon veszed; hogy téged ért [a baj,] elrettensz!
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Tetapi kini engkau sendiri ditimpa duka; kau terkejut, dan menjadi putus asa
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.Τωρα δε ηλθεν επι σε τουτο, και βαρυθυμεις σε εγγιζει, και ταραττεσαι.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.А сега това дойде на тебе, и ти е дотегнало; Допира те, и смутил си се.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.А теперь дошло до тебя, и ты изнемог; коснулось тебя, и ты упал духом.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.כי עתה תבוא אליך ותלא תגע עדיך ותבהל׃
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.والآن اذ جاء عليك ضجرت. اذ مسّك ارتعت.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.但 現 在 禍 患 臨 到 你 、 你 就 昏 迷 . 挨 近 你 、 你 便 驚 惶
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.但 現 在 禍患臨 到 你 、 你 就 昏迷 . 挨近 你 、 你 便 驚惶
Ama sorunun özüne dokunmazlar.Но не засягат проблемите.
‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››동산 중앙에 있는 나무의 실과는 하나님의 말씀에 너희는 먹지도 말고 만지지도 말라 너희가 죽을까 하노라 하셨느니라
‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››ומפרי העץ אשר בתוך הגן אמר אלהים לא תאכלו ממנו ולא תגעו בו פן תמתון׃
‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››واما ثمر الشجرة التي في وسط الجنة فقال الله لا تأكلا منه ولا تمسّاه لئلا تموتا.
‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››惟 有 園 當 中 那 棵 樹 上 的 果 子 、 神 曾 說 、 你 們 不 可 喫 、 也 不 可 摸 、 免 得 你 們 死
‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››惟有 園當 中 那 棵 樹上 的 果子 、 神 曾 說 、 你 們不可喫 、 也 不 可 摸 、 免得 你 們死
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dAle na Zemi nějaké zvláštní druh zboží, kterýž dát, ani cokoliv tak dobrý, ale strain'd od fair use,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dAle na Zemi nejaké zvláštny druh tovaru, ktorý dať, ani čokoľvek tak dobrý, ale strain'd od fair use,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dAle na ziemi specjalne dobry doth dać, ani niczego tak dobrze, ale strain'd z tego dozwolonego użytku,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dDe a föld néhány speciális jó néki adni, sem bármi olyan jó, de strain'd attól a fair use,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dMaar om de aarde een aantal speciale goed doet geven, noch iets zo goed, maar strain'd van die fair use,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dMa per la terra del bene speciali doth dare, né alcuna cosa così buona, ma, strain'd da quel fair use,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dMas para a terra algum bem especial doth dar; Nem algo tão bom, mas, strain'd de que o uso justo,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dSin embargo, a la tierra un bien especial ¿Acaso dar, ni nada tan bueno, pero, strain'd de que el uso justo,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'd그러나 지구에 일부 특수주고 비롯되는 좋고, 또한 돋보이는 잘하지만, 그 공정한 사용의 strain'd
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dToda na Zemlji nekaj posebnega dobrih doth dati, niti Nič tako dobro, ampak, strain'd od tega pošteno uporabo,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod