Ana içeriğe geç
Sözlük

dokum ile cümle

dokum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
& KDE; ’ nin bazı & koffice; uygulamaları için dokumanlar.документам для приложений & koffice;.
& KDE; ’ nin bazı & koffice; uygulamaları için dokumanlar.Документів для деяких з програм & koffice; для & kde;.
Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.C'è un enorme telaio, a cui lavora la più recente moglie del Papà per fare una toga.
Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.Có một khung dệt thật lớn, nơi người vợ út của Bố đang dệt áo.
Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.Há um tear enorme no qual a última mulher do Pai está a trabalhar numa nova toga.
Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.Hay un enorme telar, en el que la última esposa de papá está trabajando en una nueva toga.
Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.Il y a un énorme métier à tisser, sur lequel la dernière épouse en date de papa travaille à une nouvelle toge.
Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.Jest tam olbrzymie krosno, obecna żona taty pracuje nad nową togą.
Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.안마당에는 도미티아 아버지의 최근 얻은 아내가 새로운 망토를 짜고 있는 거대한 직기가 있습니다.
Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.Здесь стоит большой ткацкий станок, на котором их мать ткала материал для тоги.
Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.יש נול ענק, עליו אישתו החדשה של אבא עובדת על טוגה חדשה.
Kocaman bir dokuma tezgahında, babanın en son eşi yeni togasını giymiş çalışıyor.お父さんが再婚したばかりの妻が 新しいトーガを織っています ドミティアとドミティアとドミティアは
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.Hun centrale metafoor is een weefgetouw.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.Ich ulubioną metaforą jest krosno.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.Ihre zentrale Metapher ist ein Webstuhl.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.그중 베틀이 가장 중요합니다
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.Központi metaforájuk a szövőszék.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.La loro metafora centrale è il telaio.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.Leur métaphore centrale est un métier à tisser.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.Metafora lor centrală e un război de țesut.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.Su metáfora central es un telar.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.Главная метафора - веретено.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.Тяхната главна метафора е тъкачният стан.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.הדימוי המרכזי בחייהם הוא הנול.
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.المجاز المركزي عندهم هو عبارة عن نول نسيج
Merkezi metaforları bir dokuma tezgahı.彼ら曰く "これで自分の人生のはたを織る"
O dokumacıydı. Ama şimdi kitap dükkanı var.Byla předlena, ale teď má knihkupectví.
O dokumacıydı. Ama şimdi kitap dükkanı var.Ήταν μια μοδίστρα αλλά τώρα έχει ένα βιβλιοπωλείο.
O dokumacıydı.- Do czytania.
O dokumacıydı.- Za branje.
Sen bir rahibe... ...bir anarşist ve bir dokumacısın.Ano!
Sen bir rahibe... ...bir anarşist ve bir dokumacısın.Nie jestem anarchistką.
Sen bir rahibe... ...bir anarşist ve bir dokumacısın.Nisem anarhistka.
Sen bir rahibe... ...bir anarşist ve bir dokumacısın.Είσαι καλόγρια,... ...αναρχική και μοδίστρα?
Sen bir rahibe... ...bir anarşist ve bir dokumacısın.Да! Ти си монахиня... ...анархистка и тъкачка?
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.編み物を習いました。 このロープを互いに編んで
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.Dans le studio, au lieu de dessiner, nous avons appris à tricoter.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.Deci în studio, mai degrabă decât să desenăm, am început să învăţăm să croşetăm.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.Dus in de studio gingen we niet tekenen, maar leerden we breien.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.Im Studio, anstatt zu zeichnen, lernten wir zu knüpfen.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.Jadi di studio ini kami tidak menggambar, tapi belajar membuat simpul.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.우리는 스튜디오 내에서 그리기보다, 로프 짜는 방법을 배우기 시작했습니다.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.No estúdio, ao invés de desenhar, começámos a aprender a tricotar.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.Quindi nello studio, piuttosto che disegnare, abbiamo iniziato a imparare come lavorare a maglia.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.Tehát a stúdióban, nem rajzolni kezdtünk, hanem kötni tanulni.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.Và trong các xưởng, hơn là ngồi vẽ, chúng tôi đã bắt đầu học đan.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.V štúdiu sme sa namiesto kreslenia začali učiť pliesť.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.W naszym studio, zamiast rysować nauczyliśmy się robić na drutach.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.Поэтому вместо того, чтобы рисовать, мы начали учиться вязать.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.Така че в студиото, вместо да рисуваме, ние започнахме да се учим как да плетем.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.אז בסטודיו, במקום לצייר, התחלנו ללמוד איך לסרוג.
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.حتى في الاستوديو ، وبدلا من الرسم. بدأنا نتعلم كيفية تماسكها
Ve bu dokuma sayesinde, bu ülkenin tarihiyle, çocuklar belki de en önemli eğitim değerini alıyorlar.이런 타피스트리(역주 : 실로 짠 회화 기법)와 같이 이 나라의 역사로 짜여진 큰 그림을 통해 아이들은
Ve bu dokuma sayesinde, bu ülkenin tarihiyle, çocuklar belki de en önemli eğitim değerini alıyorlar.ודרך המארג הזה, שהוא ההיסטוריה של הארץ הזאת, הילדים רוכשים
Ve bu dokuma sayesinde, bu ülkenin tarihiyle, çocuklar belki de en önemli eğitim değerini alıyorlar.و عبر هذا النسيج التاريخي لهذا البلد يكتسب الاطفال
Ve bu dokuma sayesinde, bu ülkenin tarihiyle, çocuklar belki de en önemli eğitim değerini alıyorlar.この国の歴史をたどることで 少年達は 教育において おそらく 最も重要な価値観を
Ve bugün de hala modern bir yer ve 300 kadar dokumacıya iş imkanı sağlıyor.마을 또한 매우 현대화되었고, 300명의 제작자가 살고 있습니다.
Ve bugün de hala modern bir yer ve 300 kadar dokumacıya iş imkanı sağlıyor.Aj tá sa dnes modernizuje a dáva prácu 300 drotárom.
Ve bugün de hala modern bir yer ve 300 kadar dokumacıya iş imkanı sağlıyor.Dan hal itu telah menjadi lebih modern saat ini serta mendukung kerja untuk 300 penenun.
Ve bugün de hala modern bir yer ve 300 kadar dokumacıya iş imkanı sağlıyor.És ez a közösség is modernizálódott mára, és 300 fonó számára nyújt munkát.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod