doğuruyor ile cümle

doğuruyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Karım bir çocuk doğuruyor.My wife is having a baby.
Kirlilik, bölge ekosistemine yıkıcı sonuçlar doğuruyor.Pollution is bringing devastating consequences for the regional ecosystem.
Bazı sorunlar doğuruyor.It poses some problems.
Bu olgu iki sonuç doğuruyor.Two things result from this fact.
Financial Times'a göre bu, yeni bir "teknik balon" korkusu doğuruyor.According to the Financial Times this raises fears of a new "tech bubble".
Kapakların altındaki halkalar da deniz canlıları için kötü sonuçlar doğuruyor.The retainer rings for the caps also have consequences for aquatic animals.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.It's hard to conceive, and begs more questions.
Bir hikaye başka bir hikayeyi doğuruyor.One story leads to another.
"Bu enflasyonu doğuruyor mu?""Is this causing inflation?"
Şimdi bile, tercihlerimiz tesadüfi etkiler doğuruyor.Even now, our choices are having unintended effects.
Bu çok ilginç bir soru doğuruyor.So this raises a very interesting question.
E doğuruyor mu be?Does it give birth?"
Buzun içinde doğuruyorlar, ve buzun altında yaşayan Arktika morinalarıyla besleniyorlar.They give birth inside the ice, and they feed on the Arctic cod that live under the ice.
Ve bu ikinci soruyu doğuruyor:This brings the second question: Why should scientists study creativity?
Ve bu harika haber daha da harika haberler doğuruyor çünkü tarihsel eğilim şöyle.And this great news gives birth to even more great news, because the historic trend is this.
Ve bundan da fazla, yeni bir tip değişimi de doğuruyor.And more than that, it's engendering new kinds of change.
Yani krizler fırsatları doğuruyor.So crisis leading into opportunities.
Büyük bir ülke olan Amerika'da... ...her yıl 7 bin HIV'lı anne... ...çocuk doğuruyor.The United States -- a large country -- each year, 7,000 mothers with HlV who give birth to a child.
Böylece, birlikte oyun oynamak, bağ, güven ve işbirliğini doğuruyor.And so, playing a game together actually builds up bonds and trust and cooperation.
Bu gerçekten önemli üç soru doğuruyor:So this raises three really important questions:
Sadece İran asıllı Amerikalı olmak bile bildiğiniz gibi kendi sorunlarını doğuruyor.Now, being Iranian-American presents its own set of problems, as you know.
Hafızamı dijital dünyaya açmaya başladım ama bilirsiniz, bu beraberinde bir sorun doğuruyor.I've started outsourcing my memory to the digital world, you know? But that comes with a problem.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.And by appreciating complexity, they become more tolerant, and tolerance leads to hope.
Çubukların önünde çiftleşince çizgili, noktalı, benekli yavrular doğuruyorlardı.The flocks conceived before the rods, and the flocks produced streaked, speckled, and spotted.
İşte kötü insan kötülük sancıları çekiyor, Fesada gebe kalmış, Yalan doğuruyor.Behold, he travails with iniquity. Yes, he has conceived mischief, and brought forth falsehood.
İnsanların gazabı bile sana övgüler doğuruyor, Gazabından kurtulanları çevrene topluyorsun.Surely the wrath of man praises you. The survivors of your wrath are restrained.
İş kadını sayısının artması ekonomik kalkınma umudu doğuruyorGrowing numbers of businesswomen raise hopes for economic development
Tesisin bakımının yapılmaması ilave güçlükler doğuruyor.Since nobody is maintaining the facility, it poses additional difficulties.
Bu gibi gelişmeler de doğal olarak Ankara'da şüphe doğuruyor.Such developments are bound to raise suspicions in Ankara.
Bu akımlar değişime direnç gösteren bölgelerde önemli sonuçlar doğuruyor.These currents have major implications in areas that resist transformation.
Batı-doğu ayrımı, Güneydoğu Avrupa ile ilgili sonuçlar da doğuruyor.The latter split has implications for Southeast Europe.
Kosova Demokrat Birliği lideri İsa Mustafa'ya göre, yapılan bu müdahale çok ağır sonuçlar doğuruyor.Isa Mustafa, leader of the Democratic League of Kosovo, says the ramifications are grave.
İşbirliği yapılmaması, ekonomik sonuçlar da doğuruyor.Lack of co-operation has had economic consequences as well.
Sinemaya ilk olarak Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor filmi ile adım attı.Στον κινηματογράφο εμφανίστηκε για πρώτη φορά σε ηλικία δέκα ετών στην ταινία Το παιδί μου πρέπει να ζήσει.
Bu da bir isyan tehlikesini doğuruyordu.反乱が起きるリスクが高かったからである。
Bu da gerçek dilbilim teorisinin oluşturulmasını imkânsız kılan bir terminoloji belirsizliğini doğuruyordu.Niisiis eeldavad nad tõekontseptsiooni, mis erineb tõe korrespondentsiteooriast.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.C'est dur à concevoir, et pose plus de questions.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.Ciężko to sobie wyobrazić i wymaga to nowych pytań.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.E' difficile da concepire, e solleva ulteriori domande.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.Es dificil de concebir, y pide por más preguntas.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.Es ist schwer zu erfassen und verlangt weitere Fragen.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.Este greu de conceput și ridică multe întrebări.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.Het is moeilijk voor te stellen, en roept meer vragen op.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.Khó đểnhận biết được, và cần thêm nhiều câu hỏi nữa.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.그건 이해하기가 어렵고 또 더 많은 질문을 요구합니다.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.Lze si to obtížně představit a žádá si to více otázek.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.Είναι δύσκολο να την αντιληφθούμε και εγείρει περισσότερα ερωτήματα.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.Трудно е да се измислят и измолят още въпроси.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.Это трудно постичь, и порождает всё новые вопросы.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.קשה להגות זאת, ונדרשות שאלות נוספות.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.من الصعب أن ندرك ذلك, غير أن هذا يقودنا إلى المزيد من الأسئلة.
Anlamak zor ve daha çok soruyu doğuruyor.神は 宇宙の別名にすぎず
Bir hikaye başka bir hikayeyi doğuruyor.Câu chuyện này dẫn đến câu chuyện khác.
Bir hikaye başka bir hikayeyi doğuruyor.Eén verhaal leidt naar het volgende.
Bir hikaye başka bir hikayeyi doğuruyor.Egyik sztori a másikhoz vezet.
Bir hikaye başka bir hikayeyi doğuruyor.Eine Geschichte führt zur anderen.
Bir hikaye başka bir hikayeyi doğuruyor.Jeden příběh vede k dalšímu.
Bir hikaye başka bir hikayeyi doğuruyor.Jeden príbeh vedie k ďalšiemu.
Bir hikaye başka bir hikayeyi doğuruyor.Jedna historia prowadzi do drugiej.
Bir hikaye başka bir hikayeyi doğuruyor.한 이야기가 다른 이야기로 인도합니다

İlgili Sayfalar