doğurganlık ile cümle
doğurganlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Ik vond vruchtbaarheid bij de geboorte, en ik bekeek de totale fertiliteit per vrouw.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.In našel sem podatke o rojstvih in si pogledal podatke o številu otrok na žensko.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Jag hittade födelsetalen och jag tittade på totalt födelsetal per kvinna.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.J'ai trouvé la fertilité à la naissance, j'ai regardé le taux de fécondité par femme.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Jeg fandt fertilitet ved fødslen og kiggede på den totale fertilitetsrate for kvinder.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.총 출산률을 보았고, 여성 한명당 출산률도 보았습니다.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Megtaláltam az egy nőre eső teljes szaporulatot.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Našel jsem ukazatele obecné a úhrnné plodnosti.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Našiel som pôrodnosť, pozrel som sa na počet pôrodov na ženu.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Saya menemukan angka kelahiran dan juga total angka kelahiran per wanita.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Tôi nhìn tỉ lệ sinh trên một phụ nữ.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Znalazłem płodność przy narodzinach i wskaźnik płodności na kobietę.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Βρήκα τα ποσοστά γονιμότητας και γεννήσεων και κοίταξα το γενικό δείκτη γονιμότητας ανά γυναίκα.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Открих раждаемостта и разгледах общата раждаемост на жена от населението.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.Я нашёл уровень рождаемости и сравнил с общим коэффициентом рождаемости на одну женщину.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.מצאתי פוריות בלידה, והסתכלתי על שיעורי פוריות כללית לכל אשה
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.فوجدت الخصوبة عند الولادة، ونظرت إلى معدل الخصوبة الإجمالي لكل امرأة.
Doğurganlık ve kadın başına doğurganlık sayılarını buldum.これを書いているのは 政府の学者や専門家です
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Bukan tentang keperawanan, Namun tentang kesuburan, kelimpahan, Sebuah taman yang dialiri air.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Det er ikke jomfruelighed; det er frugtbarhed. Det er overflod. Det er haver vandet af løbende strømme.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Geen maagdelijkheid, maar vruchtbaarheid, overvloed, tuinen bevloeid door stromende wateren.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Não é virgindade, é fecundidade, é abundância, são jardins regados por riachos correntes.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Nem szüzesség, hanem termékenység, bőség, kertek, melyeket folyó patakok öntöznek.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Není to panenskost, je to plodnost, hojnost, jsou to zahrady, zavlažované prameny vod.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Nie je to panenstvo, je to plodnosť, je to hojnosť, sú to záhrady zavlažované prúdiacimi tokmi.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.No es virginidad, es fecundidad, es plenitud, son jardines regados por arroyos en constante flujo.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Non è verginità, è fertilità, è abbondanza, sono giardini in cui scorrono ruscelli.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Nu este virginitate, este fecunditate, este abundenţă, este grădini udate de curente curgătoare.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Se ei ole neitseellisyyttä vaan hedelmällisyyttä, runsautta, puutarhoja, joita kastelevat virtaavat vedet.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.To nie dziewictwo. To urodzaj, to mnogość, to ogrody nawadniane przez płynące strumienie.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Δεν είναι παρθενία, είναι γονιμότητα, είναι αφθονία, είναι κήποι που ποτίζονται από τρεχούμενα ποτάμια.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Той не е девственост, той е плодовитост, изобилие, това са градини, напоени от течащи потоци.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Це не невинність, а плодючість, це багатство, це сади, омиті ріками.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Это не девственность, а плодородие, изобилие, сады, реками омовены.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.הוא לא בתוליות, הוא פוריות, הוא שפע,
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.أنها ليست العذرية، أنها الخصوبة. أنها الكثرة.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.生殖能力であり 活力あふれる 流れる水に潤う
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.그건 동정(童貞)이 아닌, 비옥함입니다. 천국은 넉넉하고,
Ona bir tanrıça figürü olduğunu ve bir şekilde doğurganlıkla bağdaştığı anlamını yüklüyoruz.그녀가 여신상이라는, 그리고 생식력과 관련있다는 의미말이죠.
Ona bir tanrıça figürü olduğunu ve bir şekilde doğurganlıkla bağdaştığı anlamını yüklüyoruz.le assegniamo un significato un significato di divinità In qualche modo associata alla fertilità.
Ona bir tanrıça figürü olduğunu ve bir şekilde doğurganlıkla bağdaştığı anlamını yüklüyoruz.Считаем, что это фигурка богини, которая связана с деторождением и плодородием.
Sağlık düzeldikçe, çocuk ölümleri düştükçe, doğurganlık oranı düşmeye başlar.Ve Hindistan bunu yaşıyor.인도의 의료서비스가 개선되고 영유아 사망률이 떨어지고 출산률이 떨어지고 있습니다
Sağlık düzeldikçe, çocuk ölümleri düştükçe, doğurganlık oranı düşmeye başlar.Ve Hindistan bunu yaşıyor.בעוד שהטיפול הבריאותי משתפר, תמותת ילדים במגמת ירידה, שיעור הפוריות התחיל לרדת והודו חווה את זה
Sağlık düzeldikçe, çocuk ölümleri düştükçe, doğurganlık oranı düşmeye başlar.Ve Hindistan bunu yaşıyor.و مع تحسن الرعاية الصحية وانخفاض معدل وفيات الاطفال معدلات الخصوبة بدأت في الانخفاض, وتتعامل الهند مع هذا
Sağlık düzeldikçe, çocuk ölümleri düştükçe, doğurganlık oranı düşmeye başlar.Ve Hindistan bunu yaşıyor.乳児死亡率が減少すれば 出生率が下がり始めます インドがまさにこの状態です インドではこれから30年で
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.그 자체가 사랑과 생식의 상징이고, 꽃과 같은 의미라고 볼 수 있겠죠.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Obviamente, Venus es la diosa del amor y la fertilidad, que es la misma historia de las flores.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Sao Kim, tất nhiên, là thần tình yêu và ái tình, là câu chuyện về hoa.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Venere, ovviamente, è la dea dell'amore e della fertilità, ovvero ciò che caratterizza la storia dei fiori.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Venuša je známa ako bohyňa lásky a plodnosti, čo zapadá do príbehu o kvetinách.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Vénus, bien sûr, est la déesse de l'amour et de la fertilité, ce qui est le rayon des fleurs.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Venus, bineînţeles, e zeiţa iubirii şi a fertilităţii, care e povestea florii.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Vénus, claro, é a deusa do amor e fertilidade, que é a história das flores.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Venuše je známá jako bohyně lásky a plodnosti, což souhlasí s příběhem o květinách.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Venus er selvfølgeligt guden for kærlighed og frugtbarhed, hvilket er blomster historien.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Venus is natuurlijk de godin van de liefde en de vruchtbaarheid. Heeft allemaal te maken met bloemen.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Venus ist die Göttin der Liebe und Fruchtbarkeit, und das wiederum ist die Geschichte der Blüten.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Venus, tentu saja, dewa cinta dan kesuburan, yang merupakan kisah dari bunga.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Vénusz pedig a szerelem és a termékenység istennője, és erről szól a virágok története is.
Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü.Wenus, oczywiście, jest boginią miłości i płodności, tworzy także historię kwiatów.