doğruyu ile cümle

doğruyu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İyiyi, doğruyu ve güzeli arayan toplumların her zaman barış içinde yaşayacağına inandım.Acho que as sociedades que procuram o bem, o amor e a beleza viverão sempre em paz.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Eles juraram ser mentira.
Her şeyi görür, bilir ve doğruyu yalanı ayırt ederdi.Então, decidiu investigar e descobrir toda a verdade.
Sadece kemiklerin ona doğruyu söylediğine inanır ve bu yüzden antropolog olmuştur.Alle aanwijzingen hebben haar ervan overtuigd dat Edward een vampier is.
Çünkü insan bir kez doğruyu tam tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir."De mens verkeert in een staat van dronkenschap als hij God niet kent.
Çocuklarına hep doğruyu göstermeye çalışır.Toon mij de lijken, zei hij telkens.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Hij vraagt hem te zweren dat hij Andy de waarheid vertelde.
Ona doğruyu söylemekten hoşlanmıyorum.Ik zeg hem niet graag de waarheid.
Doğruyu bilmiyorum.Ik ken de waarheid niet.
Doğruyu söylemek gerekirse, benim için önemi yok.Het maakt me niet uit, om heel eerlijk te zijn.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.Na Boga, powiedziałem im prawdę!
"Türküm, doğruyum...Turcão, właśc.
Her şeyi görür, bilir ve doğruyu yalanı ayırt ederdi.Używał go, by odróżnić kłamstwo od prawdy.
Hiç kimse bunun gerçek olduğuna inanmaz ancak kayıtlar doğruyu söylemektedir.Nikt nie mówi prawdy, a pozory mylą.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Svor svaranden inte eden ansågs skulden vara bevisad.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Водою клянуться, її закликають в свідки.
Hiç kimse bunun gerçek olduğuna inanmaz ancak kayıtlar doğruyu söylemektedir.Втім, немає історичних доказів того, що легенда каже правду.
"Türküm, doğruyum...Харків, Право.
'Bu işi sen yaptın, doğruyu söyle, kafanı kopartırız' dediler.«Ви робите це, як хочете, але відповідаєте за це головою».
Eğer Debra doğruyu bilse idi, onu reddeder miydi?Kdyby mě lidé skutečně poznali, odmítli by mě.
Çünkü insan bir kez doğruyu tam tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir."Nici un om viu nu știe până când va fi viu.»”
Charles Makenna'nın eşidir, kişilerin doğruyu söyleyip söylemediğini anlama özelliğine sahiptir.Charles este partenerul Makennei, și abilitatea sa specială este de a simți dacă o afirmație este adevărată.
Mantık, bilge bir insana doğruyu yanlıştan ayırt etme özelliği kazandırır.”Nu, eu spun că incertitudinea este singurul răspuns apropriat pentru oameni."
Doğruyu söylemek gerekirse bilmiyoruz.Ca să fim sinceri, nu știm.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben aynı fikirde değilim.Ca să fiu sincer, nu sunt de aceeași părere.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben aynı fikirde değilim.Ca să fiu sincer, nu sunt de acord.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben aynı fikirde değilim.Ca să fiu sinceră, nu sunt de aceeași părere.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben aynı fikirde değilim.Ca să fiu sinceră, nu sunt de acord.
Tom'un doğruyu söylememesi mümkündür.Lehet, hogy Tom nem mond igazat.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Todistajat vannovat valan, jonka mukaan he todistavat totuudenmukaisesti.
En üstün amaç bilgelik ve doğruyu bulmak, doğruya uygun yaşamaktır.Tiede on ensin puettava oikeaan asuun ja suunnattava oikeaan kohteeseen.
"Türküm, doğruyum...Harkimo, Hjallis: Suoraan sanottuna.
Camı kim kırdı? Doğruyu söyle.Kuka rikkoi ikkunan? Kerro totuus.
Doğruyu söylemek gerekirse, onun konuşma tarzından hoşlanmadım.Totta puhuakseni, en tykkää hänen tavastaan puhua.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Με τον όρκο αυτό πιστοποιούσαν ότι θα έλεγαν την αλήθεια.
Her şeyi görür, bilir ve doğruyu yalanı ayırt ederdi.Πρόθεσή του ήταν να δει τον κόσμο και να ανακαλύψει την αλήθεια.
En üstün amaç bilgelik ve doğruyu bulmak, doğruya uygun yaşamaktır.Kom, lær oss å leve klokt og rett!
Çünkü insan bir kez doğruyu tam tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir."Apa yang obyektif, yakni benda tersebut sesungguhnya pada dirinya sendiri, tidak dapat diketahui oleh manusia.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.Apapun yang Allah ajarkan adalah benar.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.Mọi thứ cậu ấy nói luôn là sự thật.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.神々は常に真実を話す。
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.あらゆる陪審員は証拠に従って真実の評決を行うことを誓う。
Sadece kemiklerin ona doğruyu söylediğine inanır ve bu yüzden antropolog olmuştur.思想信条的には、彼女は自分をアナキストであり無神論者だと考えていた。
Doğruyu söylemek gerekirse bu restoranın sahibi benim bir arkadaşım.実際のところ、このレストランの持主は僕の友人だ。
Bir defa da doğruyu cevaplayın.一遍で正確に答えてください。
Çünkü insan bir kez doğruyu tam tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir."그러나 제삼자가 과실로 인하여 그 사실을 알지 못한 때에는 그러하지 아니하다.
Tanrılar her zaman doğruyu söylemektedir.신은 모든 사람에게 항상 말한다.
"Türküm, doğruyum...이에 정철이 “옳은 말이오.
Çünkü insan bir kez doğruyu tam tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir."Ако той знае това, тяхната свобода би била илюзорна; а ако не знае това, то той не е всезнаещ.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Претендентите дали исканата клетва.
Ama biri hep yalan söylüyor. Biri de hep doğruyu söylüyor.And Daniel and I are on the same page on this.
Ama biri hep yalan söylüyor. Biri de hep doğruyu söylüyor.Mutta toinen heistä aina valehtelee ja toinen heistä kertoo aina totuuden
Ama bu doğruyu çözüm kümesine eklemeyeceğimizden, bundan daha büyük bir doğru olması gerekiyor.Ale do řešení ji nezahrneme, musíme mít výsledek větší než tuto přímku.
Ama bu ortadaki doğruyu değiştirmedi bu ailem için bir kabustu, bir kabus.그리고 그는 저를 또 때리기도 했지요. 하지만 그건 현실에 별 변화를 주지 않았습니다. 그건 제 가족에 대한 악몽이였고 그건 악몽이였어요.
Ama bu ortadaki doğruyu değiştirmedi bu ailem için bir kabustu, bir kabus.Lui picchiava anche me. Ma questo non cambiava il fatto che era un incubo per la mia famiglia, era un incubo.
Ama bu ortadaki doğruyu değiştirmedi bu ailem için bir kabustu, bir kabus.Mnie też bił. Ale to nie zmieniało faktu, że dla mojej rodziny to był prawdziwy koszmar.
Ama bu ortadaki doğruyu değiştirmedi bu ailem için bir kabustu, bir kabus.Y me golpeó también. Pero eso no cambió el hecho de que era una pesadilla para mi familia, era una pesadilla.
Ama bu ortadaki doğruyu değiştirmedi bu ailem için bir kabustu, bir kabus.И меня он тоже бил. Но это не меняло того, что это был кошмар моей семьи, это был кошмар.
Ama bu ortadaki doğruyu değiştirmedi bu ailem için bir kabustu, bir kabus.Той биеше също и мен. Но това не променяше фактът, че беше кошмар за семейството ми - беше един кошмар.
Ama bu ortadaki doğruyu değiştirmedi bu ailem için bir kabustu, bir kabus.והוא הרביץ גם לי. אבל זה לא שינה את העובדה שזה היה סיוט בשביל המשפחה שלי, זה היה סיוט.
İlgili Sayfalar