Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.내가 해 아래서 또 보건대 재판하는 곳에 악이 있고 공의를 행하는 곳에도 악이 있도다
Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.Láttam annakfelette a nap alatt, hogy az ítéletnek helyén hamisság, és az igazságnak helyén latorság van.
Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.Přesto viděl jsem ještě pod sluncem na místě soudu bezbožnost, a na místě spravedlnosti nespravedlnost.
Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.Ta lại còn thấy dưới mặt trời, trong nơi công đàng có sự gian ác, và tại chốn công bình có sự bất nghĩa.
Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.Ta lại còn thấy dưới mặt_trời , trong nơi công đàng có sự gian_ác , và tại chốn công_bình có sự bất_nghĩa .
Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.Видях още под слънцето Мястото на съда, а там беззаконието, - И мястото на правдата, а там неправдата.
Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.Еще видел я под солнцем: место суда, а там беззаконие; место правды, а там неправда.
Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.ועוד ראיתי תחת השמש מקום המשפט שמה הרשע ומקום הצדק שמה הרשע׃
Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.وايضا رايت تحت الشمس موضع الحق هناك الظلم وموضع العدل هناك الجور.
Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.我 又 見 日 光 之 下 、 在 審 判 之 處 有 奸 惡 . 在 公 義 之 處 也 有 奸 惡
Güneşin altında bir şey daha gördüm: Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.我 又 見 日光 之下 、 在 審判 之 處有 奸惡 . 在 公義 之 處 也 有 奸惡
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Comorile cîştigate pe nedrept nu folosesc, dar neprihănirea izbăveşte dela moarte.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Của phi nghĩa chẳng được ích chi; Song sự công bình giải cứu khỏi chết.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Của phi_nghĩa chẳng được ích chi ; Song sự công_bình giải_cứu khỏi chết .
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Gudløsheds skatte gavner intet, men retfærd redder fra død.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Kekayaan yang didapat dengan curang tidak memberi keuntungan; sebaliknya, kejujuran akan menyelamatkan
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.불의의 재물은 무익하여도 의리는 죽음에서 건지느니라
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Krivičnosti zakladi nič ne koristijo, a pravičnost rešuje smrti.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Les trésors de la méchanceté ne profitent pas, Mais la justice délivre de la mort.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Los tesoros de impiedad no son de provecho, pero la justicia libra de la muerte
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Nem használnak a gonoszság kincsei; az igazság pedig megszabadít a halálból.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Nepomôžu bezbožné poklady, ale spravedlivosť vytrhne zo smrti.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Neprospívají pokladové bezbožně nabytí, ale spravedlnost vytrhuje od smrti.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Nie pomogą skarby niezbożności; ale sprawiedliwość wyrywa od śmierci.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Non giovano i tesori male acquistati, mentre la giustizia libera dalla morte
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Ogudaktighetens skatter gagna till intet men rättfärdigheten räddar från döden.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Oneerlijk verkregen vermogen levert niets op; maar zijn oprechtheid redt een mens van de dood.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Os tesouros da impiedade de nada aproveitam; mas a justiça livra da morte.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Ugudelighets skatter gagner ikke, men rettferdighet frir fra døden.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Unrecht Gut hilft nicht; aber Gerechtigkeit errettet vor dem Tode.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Vääryyden aarteet eivät auta, mutta vanhurskaus vapahtaa kuolemasta.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Οι θησαυροι της ανομιας δεν ωφελουσιν η δε δικαιοσυνη ελευθερονει εκ θανατου.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Не доставляют пользы сокровища неправедные, правдаже избавляет от смерти.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.Съкровища придобити с неправда не ползуват; А правдата избавя от смърт.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.לא יועילו אוצרות רשע וצדקה תציל ממות׃
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.كنوز الشر لا تنفع. اما البر فينجي من الموت.
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.不 義 之 財 、 毫 無 益 處 . 惟 有 公 義 、 能 救 人 脫 離 死 亡
Haksızca kazanılan servetin yararı yoktur, Ama doğruluk ölümden kurtarır.不義之財 、 毫無 益處 . 惟有 公義 、 能 救人 脫離 死亡
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.A i když nechybuje, tak protože dělá tolik chyb, nevíte, zda tomu věřit, či ne.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Anche quando non fa errori, visto che fa così tanti errori, non sai mai se fidarti o meno.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Dokonca aj keď neurobí chybu, nemôžete mu dôverovať, pretože robí toľko chýb.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.És még akkor is, mikor nem téved, mivel olyan sok hibát vét, nem tudhatjuk, hogy megbízhatunk-e benne.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Incluso cuando no se comete un error, dado hay muchos errores, no se sabe si confiar o no en el resultado.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.In tudi če ne naredi napake, mu zaradi prejšnjih napak ne zaupamo več popolnoma.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.기계가 한 번역이 오역이 아니더라도 일반적으로 워낙 오역이 많기 때문에 믿지 못하죠.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Nawet jeśli gdzieś nie zrobi błędu, to ponieważ popełnia ich tak wiele, nie wiemy czy tamu zaufać, czy nie.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Por causa disso, não sabemos se podemos confiar nela ou não
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Selbst wenn es keine Fehler macht, weiss man nicht ob man ihm trauen kann, weil es so viele Fehler macht.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Și chiar când nu greșește, de vreme ce face atâtea alte greșeli, nu știi dacă să ai încredere sau nu.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Thậm chí khi nó không mắc sai lầm, vì nó mắc nhiều sai lầm, bạn không biết khi nào nên tin nó hay là không.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Zelfs als ze geen fout maakt, weet je niet of je ze kan vertrouwen omdat ze zo veel fouten maakt.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Дори и когато не прави грешка, понеже прави толкова много грешки, не знаем дали да му се доверим или не.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Навіть коли він не робить помилок, через те, що він робить багато помилок, ви не знаєте довіряти йому чи ні.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.Поскольку он делает много ошибок, то даже когда он точен, доверия к нему нет.
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.הוא טועה המון. ואפילו כשאינו טועה,
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.حتى في حال لم تقم بخطأ بما أنها تقوم بالعديد من الاخطاء ,لا تستطيع الجزم هل تثق فيها او لا
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.いつも間違ってばかりいるので 信頼していいのか分かりません 機械で翻訳されたものがどんなものか
Hata yapmadığında bile, çok fazla hata yaptığı için, doğruluğuna güvenmeli misiz bilmiyorsunuz.即使佢冇出錯, 但因為佢出錯太多,你好難知道系唔系應該相信佢。
Hatırlatmama izin verin. Bu resmi dogmadır, doğruluğunu kabul ettiğimiz, ancak tümüyle yanlış olan.Дозвольте нагадати вам, це є офіційна догма, одна з тих, які всі приймають на віру, і тих, що є помилковими.
Hatırlatmama izin verin. Bu resmi dogmadır, doğruluğunu kabul ettiğimiz, ancak tümüyle yanlış olan.Позвольте напомнить вам это официальная догма, одна из тех, которые все принимают на веру и которые ошибочны.