Doğrulukla kazanılan az şey Haksızlıkla kazanılan büyük gelirden iyidir.По-добре малко с правда, Нежели големи доходи с неправда,
Doğrulukla kazanılan az şey Haksızlıkla kazanılan büyük gelirden iyidir.טוב מעט בצדקה מרב תבואות בלא משפט׃
Doğrulukla kazanılan az şey Haksızlıkla kazanılan büyük gelirden iyidir.القليل مع العدل خير من دخل جزيل بغير حق.
Doğrulukla kazanılan az şey Haksızlıkla kazanılan büyük gelirden iyidir.多 有 財 利 、 行 事 不 義 、 不 如 少 有 財 利 、 行 事 公 義
Doğrulukla kazanılan az şey Haksızlıkla kazanılan büyük gelirden iyidir.多 有 財利 、 行事 不 義 、 不如 少 有 財利 、 行事 公義
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.(84:14) правда пойдет пред Ним и поставит на путь стопы свои.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.(85:14) La justice marchera devant lui, Et imprimera ses pas sur le chemin.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.A justiça irá adiante dele, marcando o caminho com as suas pegadas.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Az Úr is megadja a jót, és földünk is megtermi gyümölcsét.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.daß Gerechtigkeit weiter vor ihm bleibe und im Schwange gehe.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Da też Pan i doczesne dobra, a ziemia nasza wyda owoc swój.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.De HERE geeft altijd het goede en op onze akkers groeien de gewassen overvloedig.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Dreptatea va merge şi înaintea Lui, şi -L va şi urma, călcînd pe urmele paşilor Lui!
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.HERREN skall giva oss vad gott är, och vårt land skall giva sin gröda.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Herren skal også gi det som godt er, og vårt land gi sin grøde.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Keadilan akan mendahului TUHAN, dan menyiapkan jalan bagi-Nya
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.의가 주의 앞에 앞서 행하며 주의 종적으로 길을 삼으리로다
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.La justicia irá delante de él, y hará de sus pasos un camino
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Pravičnost bo pred njim hodila in nas postavila na pot stopinj njegovih.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Quando il Signore elargirà il suo bene, la nostra terra darà il suo frutto
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Retfærd vandrer foran ham og følger også hans Fjed.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Sự công bình sẽ đi trước mặt Ngài, Làm cho dấu chơn Ngài thành con đường đáng theo.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Sự công_bình sẽ đi trước mặt Ngài , Làm cho dấu chơn Ngài thành con đường đáng theo .
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Vtedy aj Hospodin dá dobré, a naša zem vydá svoju úrodu.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Δικαιοσυνη εμπροσθεν αυτου θελει προπορευεσθαι, και θελει βαλει αυτην εις την οδον των διαβηματων αυτου.
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.Правдата ще върви пред Него, И ще направи стъпките Му път, в който да ходим,
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.צדק לפניו יהלך וישם לדרך פעמיו׃
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.البر قدامه يسلك ويطأ في طريق خطواته
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.公 義 要 行 在 他 面 前 、 叫 他 的 腳 蹤 、 成 為 可 走 的 路
Doğruluk önüsıra yürüyecek, Adımları için yol yapacak.公義 要 行在 他 面前 、 叫 他 的 腳蹤 、 成為 可走 的 路
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ale kdybyste pak i trpěli pro spravedlnost, blahoslavení jste. Strachu pak jejich nebojte se, ani se kormuťte,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ale keby ste aj trpeli pre spravedlivosť, blahoslavení ste. A ich bázne sa nebojte ani sa neznepokojujte,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ali ko bi tudi trpeli za pravičnost, blagor vam. Ne bojte pa se jih in se ne plašite,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Chiar dacă aveţi de suferit pentru neprihănire, ferice de voi! N-aveţi nici o teamă de ei, şi nu vă tulburaţi!
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››E se anche doveste soffrire per la giustizia, beati voi! Non vi sgomentate per paura di loro, né vi turbate
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››그러나 의를 위하여 고난을 받으면 복 있는 자니 저희의 두려워함을 두려워 말며 소동치 말고
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Men om I også måtte lide for Retfærdigheds Skyld, er I salige. Nærer ingen Frygt for dem, og forfærdes ikke;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Nếu anh em phải vì sự công bình mà chịu khổ, ấy thật là có phước. Chớ sợ điều họ sợ và đừng rối trí;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Nếu anh_em phải vì sự công_bình mà chịu khổ , ấy thật_là có phước . Chớ sợ điều họ sợ và đừng rối trí ;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Αλλ' εαν και πασχητε δια την δικαιοσυνην, εισθε μακαριοι τον δε φοβον αυτων μη φοβηθητε μηδε ταραχθητε,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››за да живеете през останалото в тялото време, не вече по човешки страсти, а по Божията воля.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Но если и страдаете за правду, то вы блаженны; а страха их не бойтесь и не смущайтесь.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Тільки ж, коли б і страждали задля правди, блаженні ви; страху яс їх не бійтесь, анї трівожтесь;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››אבל אשריכם גם אם תענו למען הצדקה אך מוראם לא תיראו ולא תעריצו׃
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››ولكن وان تألمتم من اجل البر فطوباكم. واما خوفهم فلا تخافوه ولا تضطربوا
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››你 們 就 是 為 義 受 苦 、 也 是 有 福 的 . 不 要 怕 人 的 威 嚇 、 也 不 要 驚 慌 . 〔 的 威 嚇 或 作 所 怕 的
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››你 們就是 為義 受苦 、 也是 有福 的 . 不要 怕人 的 威嚇 、 也 不要 驚慌 . 〔 的 威嚇 或 作 所 怕 的
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Are nevoie de adevăr și de frumuseţe, şi sunt fericit că a fost menționat de multe ori azi, aici.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Den behøver sandhed og skønhed, og jeg er så glad for at det er blevet nævnt så meget her i dag.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Det behöver sanning och skönhet, och jag är glad att det har blivt nämnt så mycket här idag.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Elle a besoin de vérité et de beauté et je suis si heureux qu'on en parle autant ici aujourd'hui.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Er braucht Wahrheit und Schönheit, und ich bin so froh, dass das heute hier so oft erwähnt wurde.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Hal itu memerlukan kebenaran dan keindahan, dan saya senang hal itu banyak diungkit di sini pada hari ini.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Het heeft waarheid en schoonheid nodig. Ik ben zo blij dat het hier zoveel vernoemd werd vandaag.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.이것은 진실과 아름다움을 필요로하며, 그래서 저는 오늘 그것이 많이 이야기되서 정말 기쁩니다.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Necesita verdad y belleza, y estoy muy felíz que hoy se habló mucho de esto.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Necessita di verità e bellezza, e sono così felice che se ne sia parlato così spesso qui oggi.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Nó cần lẽ phải và cái đẹp, và tôi rất vui được đề cập về chuyện này tại đây hôm nay.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Potrebuje pravdivosť a krásu, a som veľmi rád že to tu dnes bolo toľkokrát spomenuté.
Doğruluk ve güzellik ister ve çok mutluyum ki bundan burada bolca konuşuluyor.Potřebuje pravdu a krásu, a já jsem rád, že hodně z toho tady už bylo dnes řečeno.