Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Vả bông trái của điều công bình thì gieo trong sự hòa bình, cho những kẻ nào làm sự hòa bình vậy.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Vả bông trái của điều công_bình thì gieo trong sự hòa_bình , cho những kẻ nào làm sự hòa_bình vậy .
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Vanhurskauden hedelmä kylvetään rauhassa rauhan tekijöille.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Vredestichters zaaien vrede en zij oogsten goedheid en rechtvaardigheid.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Y el fruto de justicia se siembra en paz para aquellos que hacen la paz
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Και ο καρπος της δικαιοσυνης σπειρεται εν ειρηνη υπο των ειρηνοποιων.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Овощ же праведности сїєть ся в упокої тим, хто творить упокій.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Плод же правды в мире сеется у тех, которые хранят мир.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Тъжете, ридайте и плачете; смехът ви нека се обърне на плач, и радостта ви в тъга.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.ופרי הצדקה בשלום יזרע לעשי השלום׃
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.وثمر البر يزرع في السلام من الذين يفعلون السلام
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.並 且 使 人 和 平 的 、 是 用 和 平 所 栽 種 的 義 果
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.並且 使 人 和平 的 、 是 用 和平 所 栽種 的 義果
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,(74:3) „Когда изберу время, Я произведу суд по правде.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,(75:3) Au temps que j`aurai fixé, Je jugerai avec droiture.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Allah berkata, "Pada waktu yang Kutentukan, Aku akan menghakimi dengan adil
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,,,Atunci cînd va veni vremea hotărîtă,`` zice Domnul, ,,voi judeca fără părtinire.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,"Cuando yo establezca el tiempo, juzgaré con rectitud
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,"Denn zu seiner Zeit, so werde ich recht richten.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Khi ta đến thì giờ đã định, Thì sẽ đoán xét cách ngay thẳng.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Khi ta đến thì_giờ đã định , Thì sẽ đoán xét cách ngay_thẳng .
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,주의 말씀이 내가 정한 기약을 당하면 정의로 판단하리니
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Me kiitämme sinua, Jumala, me kiitämme sinua; lähellä on sinun nimesi, sinun ihmeitäsi kerrotaan.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Noi ti rendiamo grazie, o Dio, ti rendiamo grazie: invocando il tuo nome, raccontiamo le tue meraviglie
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Oslavujeme ťa, Bože, oslavujeme. A že je blízke tvoje meno, o tom rozprávajú tvoje divy.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Oslavujeme tě, Bože, oslavujeme; nebo že jest blízké jméno tvé, vypravují to předivní skutkové tvoji.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Quando chegar o tempo determinado, julgarei retamente.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,"Selv om jeg udsætter Sagen, dømmer jeg dog med Retfærd;
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Tisztelünk téged, oh Isten, tisztelünk; neved közel van, hirdetik csodatetteid.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Vi priser dig, Gud, vi priser, og nær er ditt navn; de forteller om dine undergjerninger.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Vi tacka dig, o Gud, vi tacka dig. Ditt namn är oss nära; man förtäljer dina under.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Wysławiamy cię, Boże! wysławiamy: bo bliskie imię twoje; opowiadają to dziwne sprawy twoje.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Zakaj „ko pride določeni čas, jaz bom sodil pravično.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Οταν λαβω τον ωρισμενον καιρον, εγω θελω κρινει εν ευθυτητι.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,Когато уловя определеното време Аз ще съдя с правото.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,כי אקח מועד אני מישרים אשפט׃
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,لاني اعين ميعادا. انا بالمستقيمات اقضي.
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,我 到 了 所 定 的 日 期 、 必 按 正 直 施 行 審 判
‹‹Belirlediğim zaman gelince, Doğrulukla yargılayacağım›› diyor Tanrı,我 到 了 所 定 的 日期 、 必 按 正直 施行 審判
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Economen bevestigen dit en zij weten een stuk meer dan ik.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Economiştii confirmă acestea şi ei ştiu mai bine decât mine.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Gli economisti lo confermano e loro ne sanno più di me.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.경제학자들이 그것을 확인했고, 그리고 그들이 저보다 더 많이 알고 있습니다.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Les économistes le confirment et ils en savent plus que moi.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Los economistas lo confirman, y ellos saben mucho más que yo.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Ökonomen bestätigen das und die wissen viel mehr als ich.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Os economistas confirmam-no, e eles sabem bem mais do que eu.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Potwierdzają to ekonomiści, a oni wiedzą o tym o wiele więcej niż ja.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Taloustieteilijätkin vahvistavat sen, ja he tietävät paljon enemmän kuin minä.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Οι οικονομολόγοι το επιβεβαιώνουν και ξέρουν καλύτερα από μένα.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Икономистите го потвърждават, а те знаят много повече от мен.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.Экономисты это подтверждают, а они знают гораздо больше, чем я.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.כלכלנים מאשרים את זה, והם יודעים הרבה יותר ממני.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.إلإقتصاديون أكدو ذلك، وهم يعلمون أكثر مما أعلم.
Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor.なら なぜ 拳を振り上げて祝わないのだろう
Bilgeler gökkubbe gibi, birçoklarını doğruluğa döndürenler yıldızlar gibi sonsuza dek parlayacaklar.지혜 있는 자는 궁창의 빛과 같이 빛날 것이요 많은 사람을 옳은데로 돌아오게 한 자는 별과 같이 영원토록 비취리라
Bilgeler gökkubbe gibi, birçoklarını doğruluğa döndürenler yıldızlar gibi sonsuza dek parlayacaklar.И разумные будут сиять, как светила на тверди, и обратившие многих к правде – как звезды, вовеки, навсегда.
Bilgeler gökkubbe gibi, birçoklarını doğruluğa döndürenler yıldızlar gibi sonsuza dek parlayacaklar.והמשכלים יזהרו כזהר הרקיע ומצדיקי הרבים ככוכבים לעולם ועד׃
Bilgeler gökkubbe gibi, birçoklarını doğruluğa döndürenler yıldızlar gibi sonsuza dek parlayacaklar.والفاهمون يضيئون كضياء الجلد والذين ردوا كثيرين الى البر كالكواكب الى ابد الدهور
Bilgeler gökkubbe gibi, birçoklarını doğruluğa döndürenler yıldızlar gibi sonsuza dek parlayacaklar.智 慧 人 必 發 光 、 如 同 天 上 的 光 . 那 使 多 人 歸 義 的 、 必 發 光 如 星 、 直 到 永 永 遠 遠