8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Vole slavu i pohvalu, a mrze nepoštenje i licemjerje.
Bazı kaynaklarda, 1371 yılında doğduğu belirtilse de bu tarihin doğruluğu ispatlanmamıştır.Činjenica da se spominje 1367. godine ne znači da je te godine utemeljen.
Bu doğal yetenekli bireylere Doğruluk Büyücüleri (Truth Wizards) denilmiştir.Muški praktikant vještičarstva naziva se vještac.
Burada eski kitaplar tam bir doğrulukla kopyelenmiştir.Neke su knjige gotovo potpuno sastavljene od slikovnih informacija.
Doğruluk genel olarak 3 katagoriden 1’i olarak sınıflandırılır: düşük,orta ve yüksek.Hipocentar se po dubini može svrstati u 3 kategorije: plitki, srednji i duboki.
Ancak bu hadislerin doğruluğu tartışılır.Pravosť týchto ostatkov je však otázna.
Ancak, kesinlik olmadan doğruluk elde etmek mümkün değildir.Nie je schopný si priznať pravdu.
Ma'at, Mısır'ın doğruluk ve adalet tanrıçasıdır.Maat bola v starovekom Egypte bohyňou pravdy a zosobňovala poriadok.
Babam da senin davanın doğruluğunu itiraf ederdi.Aj vláda musela nakoniec uznať zákonnosť jeho konania.
Öteki kefede ise adaleti ve doğruluğu ölçebilecek bir tüy bulunurdu.Na stene je freska s námetom Práva a Spravodlivosti.
Birlikte adalet ve doğruluk için savaşırlar.Skupaj se bodo borili, da dosežejo pravico in svobode!
Yani, doğruluk, doğru sonuçların (hem doğru pozitifler ve doğru negatifleri) genel popülasyona oranıdır.Točnost je razmerje resničnih rezultatov (tako resnično pozitivnih in resnično negativnih) v populaciji.
Bir önerme basit önermelerin doğruluk fonksiyonudur (Basit bir önerme kendinin doğruluk fonksiyonudur).Prednost je (ob predčasni ustanovitvi) enostavna ponudba nepremičninskega zavarovanja kreditojemalcu.
Bütün yaşayışımda güzellik, iyilik ve doğruluk için çalıştım.Bila je zelo ljubljena zaradi svoje lepote, šarma in preprostosti.
Elde edilen tahminleri kullanarak, istenilen doğruluğa ulaşıncaya kadar yineleme işlemi tekrarlanır.Dilema nas prisili, da stvari preiščemo, dokler si ne ustvarimo pravilnega prepričanja.
Bu nitelikleriyle doğruluğa hizmet eden Koca kavramının tam tersi özelliklere sahiptir.Posamezniki z lastnostmi temne triade imajo tako specifičen način procesiranja.
Benimle esenlik ve doğruluk içinde yürüdü.Ta se je do njega obnašal milostno in spoštljivo.
Ancak bu hadislerin doğruluğu tartışılır.Vendar je pristnost teh ploščic sporna.
Forseti - Adalet, barış ve doğruluk tanrısı.Forsetis – teisingumo, taikos ir santarvės dievas.
Doğruluğun büyük perisidir.Būti tikra geiša yra garbė.
Dezenformasyon, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi.Tyčios formos – tiesioginė ir netiesioginė tyčia.
İlk Susurluk Raporu'nun doğruluğu üzerinde kuşkular vardır.Šaltinio autentiškumas kelia dideles abejones.
Böylelikle verilerin doğruluğu ve bütünlüğü güvence altına alınır.Tokiu būdu užtikrinamas duomenų vientisumas ir suderinamumas.
Evde kullanımda en önemli konu, doğruluk değil, trenddir.Protingiausias dalykas žmogui esąs ne veikla, o ramybė, ataraksija.
Elektronik imza, bilginin doğruluğunu onaylar.Autentimise protsess kinnitab informatsiooni turvalisust.
Sistematik hatayı yok etmek doğruluğu iyileştirir ama kesinliği artırmaz.Süstemaatilisi vigu elimineerides paraneb täpsus, kordustäpsus ei muutu.
Dzielska bu bilginin doğruluğuna şüpheyle yaklaşmaktadır.Skeptik kahtleb nende tunnetusprotsesside usaldatavuses.
Doğruluk genel olarak 3 katagoriden 1’i olarak sınıflandırılır: düşük,orta ve yüksek.Täpsus jagatakse üldjoontes kolme kategooriasse: madal, keskmine ja kõrge.
Bu işlemin doğruluk tabloları gerilim olarak şekil 1.13d 'de, lojik olarak şekil 1.13e 'de görülmektedir.Järgnev kirjeldus käib versiooni 1.1 kohta, aga on üldjoontes sama ka versioon 1.0 jaoks.
Doğruluk ve kesinlik, bir ölçümün gerçek değerine olan yakınlığıÕigsus tähendab lähedust reaalsele mõõtmise väärtusele.
Bu durumda, bu adın doğruluğu şüphelidir.Nõnda on väite tõepärasus kaheldav.
Babam da senin davanın doğruluğunu itiraf ederdi.Kohus aga luges tema süü tunnistuste najal tõendatuks.
Sony ise, sanatçının iddialarında doğruluk payı olmadığını savundu.Jüri Pihl võttis omaks, et osa tema väiteid olid sobimatud.
10 üçgenleme yoluyla nitel bulguların doğruluğunun kontrol edilmesi (• Был ли уместен качественный подход?
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.우리가 이 게놈을 1995년에 처음 서열화했을 때, 정확도의 기준은 만 개의 염기쌍 당 하나의 오류였습니다.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Als wir das Genom erstmals 1995 sequenziert haben war die Fehlerrate bei einem Fehler pro 10.000 Basenpaare.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Amikor először szekvenáltuk meg ezt a genomot 1995-ben, a pontossági elvárás tízezer bázispárra egy hiba volt.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Kiedy w 1995 r. sekwencjonowaliśmy ten genom, dokładność wynosiła 1 błąd na 10 tys. par zasad.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Kun sekvensoimme tämän genomin vuonna 1995, tavanomainen tarkkuus oli yksi virhe 10 000 emäsparia kohti.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Quando sequenciámos este genoma em 1995, o standard de precisão era de um erro por cada 10 mil pares de bases.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Когда мы впервые упорядочили этот геном в 1995 году, точность составляла одну ошибку на 10 000 базовых пар.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.כשריצפנו לראשונה את הגנום הזה ב 1995, תקן הדיוק היה שגיאה אחת לכל 10,000 זוגות בסיס.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.عندما قمنا بتسلسل هذا الجينوم عام 1995، فأن معيار الدقة كان خطأ لكل 10،000 زوج في الأساس.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.その精度は、10万塩基につき、1塩基の誤差が含まれるものでした 私たちは、再度配列決定を行った際
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.% 1 típusú értéknek nem lehet effektív logikai értéke.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Een waarde van type %1 kan geen 'Effective Boolean Value' hebben.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Ein Wert des Typs %1 kann keinen effektiven booleschen Wert haben.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.En værdi af typen% 1 kan ikke have en effektiv boolesk værdi.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Ett värde av typen% 1 kan inte ha ett ekvivalent Booleskt värde.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Hodnota typu% 1 nemôže mať Effective Boolean Value.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Um valor do tipo% 1 não pode ter um Valor Booleano Efectivo.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Une valeur de type %1 ne peut pas avoir de valeur booléenne effective.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Un valor de tipo %1 no puede tener un valor booleano efectivo.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Vrednost vrste% 1 ne more imeti dejanske logične vrednosti.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Wartość typu% 1 nie może mieć efektywnej wartości Boolowskiej.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Μια τιμή με τύπο% 1 δεν μπορεί να έχει τελική δυαδική τιμή.
% 1 türündeki bir değerin Etkin Doğruluk Değeri olamaz.Значення типу% 1 не може мати ефективного булівського значення.
% 1 türündeki bir değer öngörülemez. Öngörülecek değer sayısal veya doğruluk belirten türden olmalıdır.% 1 típusú érték nem lehet predikátum. A predikátumok típusa csak numerikus vagy effektív logikai lehet.
5.18 metre olacak. her zaman doğruluğunu konrtol etmelisiniz.따라서 5.18미터가 됩니다 그리고 반드시 검증을 해야합니다
5.18 metre olacak. her zaman doğruluğunu konrtol etmelisiniz.Svaret er 5,18 meter. Man dog altid tjekke, om det kan passe.