Ana içeriğe geç
Sözlük

doğrudan doğruya ile cümle

doğrudan doğruya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
16
HARF
6
HECE
8
ORT. KELİME
Doğrudan doğruya bana kovulduğumu söyledi.He told me point-blank that I was fired.
Bir bisiklet yolu doğrudan doğruya evimin önünden geçer.A bike path goes right past my house.
Bu cümleler doğrudan doğruya bağlantılı değildir.These sentences are not directly linked.
Doğrudan doğruya Tom'a bakma.Don't look directly at Tom.
Doğrudan doğruya Tom'la konuşabilir miyiz?Can we talk to Tom directly?
Doğrudan doğruya onun gözlerine baktım.I looked directly into his eyes.
Doğrudan doğruya onun gözlerine baktı.He looked directly into her eyes.
Sen mesajın doğrudan doğruya Tom'dan geldiğini söyledin.You said the message came directly from Tom.
Bu doğrudan doğruya Tom'u ilgilendiriyor.This directly concerns Tom.
Bu doğrudan doğruya seni ilgilendiriyor.This directly concerns you.
Bu doğrudan doğruya onları ilgilendiriyor.This directly concerns them.
Doğrudan doğruya onlara bakma.Don't look directly at them.
Doğrudan doğruya ona bakma.Don't look directly at him.
Çıplak gözle güneşe doğrudan doğruya bakmamalısın.You should never look directly at the Sun with the naked eye.
Mary'nin Tom'la doğrudan doğruya yüzleşecek yeterince cesareti yok.Mary doesn't have enough courage to confront Tom directly.
Ben doğrudan doğruya onun gözlerinin içine baktım.I looked her straight in the eye.
Böylece, bu kurum doğrudan doğruya belediyeye bağlandı.Thus, this institution was directly connected to the municipality.
Belisarius doğrudan doğruya Vandal kralı sarayına giderek Vandal Kralı tahtına oturdu.Belisarius went straight to the palace and sat on the throne of the Vandal King.
Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.May the Gods of Heaven and Earth attest to what is in our hearts.
Doğrudan doğruya Stalin'e bağlıydılar.And he was personally devoted to Stalin.
Bu uzlaşma doğrudan doğruya ilhak demekti."So, it was male oriented."
1873'te Kral Gojong, kraliyeti doğrudan doğruya yönettiğini ilan etmiştir.In 1873, King Gojong announced his direct royal rule.
Çünkü bunlar doğrudan doğruya şelf üzerinde başlarlar.Upon descent, they were guided from set to set.
Bu, Bölgelerin merkezlerin Tiran'a ile doğrudan doğruya telefon ara bağlantısı ile sağlandı.This was accomplished through direct telephone interconnection of all offices with Tirana.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.He is not going in the right direction.
Bu antlaşma ile bu hükümdarlık doğrudan doğruya papalık idaresine bağlandı.This authority was in his mind connected with papal supremacy.
Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.They are, in truth, cup-bearers of the life-giving water of knowledge and guides unto the ideal way.
Perakende ticaret, malların doğrudan doğruya tüketicilere satılmasıdır.Project procurement includes supplies sent directly to the installation sites.
Doğrudan doğruya şahsıma bağlı bir İstihbarat Teşkilâtı kurmaya, bu düşünce ile karar verdim.So I consciously created this persona.
2. ve 3. koşullar doğrudan doğruya X'teki topolojinin aynı koşulları sağlaması sayesinde sağlanır.Condition 2. and 3. are satisfied by way of Berge's maximum theorem.
Doğrudan doğruya kıyıyı teşkil ederler.Ells extend the building to the right side.
Beslenme şekillerini doğrudan doğruya İncil'den alıyorlar.They take their diet directly from the Bible.
Özetle biz onların doğrudan doğruya orantılı olduklarını ve kütlenin de bu oran olduğunu gördük.So we can see that they are directly proportional and the mass is that how proportional they are
Sonra onların dönüşleri doğrudan doğruya cehennemedir.Then to Hell they will surely be returned.
Çünkü bunlar doğrudan doğruya şelf üzerinde başlarlar.Ihre Richtung wird von einem ehemals offen fließenden Bachlauf bestimmt.
Nakit yerine doğrudan doğruya para kastedildiği zaman bu tabir kullanılırdı.Mit der Zeit wurden im Sprachgebrauch statt Geld-Tischen Geld-Bänke üblich.
Onun için çarpma ve bölme işlemleri doğrudan doğruya tatbik edilemez.Schwung und Spannung wollen sich dabei leider nicht recht einstellen.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Wir haben das nicht ernst genommen.
Belisarius doğrudan doğruya Vandal kralı sarayına giderek Vandal Kralı tahtına oturdu.Bélisaire se rend au palais royal et s'assoit sur le trône du roi vandale.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Je ne l'ai pas fait exprès.
1873'te Kral Gojong, kraliyeti doğrudan doğruya yönettiğini ilan etmiştir.En 1873, el rey Gojong anunció su asunción al gobierno real.
Belisarius doğrudan doğruya Vandal kralı sarayına giderek Vandal Kralı tahtına oturdu.Belisario va al palacio real y se sienta en el trono del rey vándalo.
Tabii ki, doğrudan doğruya bu olguyu gözlemlemenin imkanı bulunmamaktadır.Esta distancia es en realidad imposible de observar directamente.
Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.На посту же нашем, унаследованном от солнца небесного, должно владыке пребывать и править.
Bu kez doğrudan doğruya Sosyalist Parti'ye bağlandı.На этот раз он баллотировался от Социалистической партии.
ABD başkanlık seçimlerinde seçmenler aslında doğrudan doğruya başkan ve başkan yardımcısını seçmezler.Таким образом, США один день фактически оставались без президента и вице-президента.
Bu sefer Kıbrıs adasının idaresi doğrudan doğruya Arapların eline geçti.С этого времени остров переходил из рук в руки от персов к арабам.
Ölümsüz ve manevi olan ruh doğrudan doğruya Tanrı tarafından yaratılmıştır.Мировая душа бессмертна и создана богом из того же начала, что и души людей.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.В результате жрецы разработали систему оракулов, для сообщения воли богов непосредственно народу:312.
Ancak bir yöneticinin varlığı, kendini mimari olarak doğrudan doğruya göstermemektedir.Однако сам архитектор не присоединяется у функционалистскому движению.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Естественно, напрямую он об этом не говорил.
Diğer kaynaklara göre ise Bursa doğrudan doğruya devlet merkezi yapılmıştır.ووفقًا لِبعض المصادر الأُخرى فقد تحوَّلت بورصة مُباشرةً لِمركز الدولة.
Böylece, Greimas’ın doğrudan doğruya anlam sorunlarına yönelik bir ‘kuram oluşturduğu ortaya çıkar.وَلكونه عاكِسًا خلفيًّا، فهو يعكس الضَّوء مباشرةً مُعيدًا إيَّاه بنفس المسار الَّذي قَدِمَ منه.
Çünkü bunlar doğrudan doğruya şelf üzerinde başlarlar.São, então, encaminhados a outros presídios.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Ele não pediu a mim diretamente.
Önce kaleye doğrudan doğruya hücum etmeye karar verdi.Hij moest in eerste instantie het fort innemen.
Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.Hierdoor waren zij niet langer in het paradijs, dat een idyllisch, onbewust leven inhield.
Basit veya bileşik olarak ayırdığı atomlar doğrudan doğruya Tanrı'dan hareket eden katı taneciklerdir.Zarówno atomy proste, jak i złożone są poruszane bezpośrednio przez Boga.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Nie robi tego jednak wprost.
Doğrudan doğruya kıyıyı teşkil ederler.Jag är väldigt noga med att dra den linjen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod