Ana içeriğe geç
Sözlük

doğru dürüst ile cümle

doğru dürüst kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Dişini doğru dürüst fırçalıyor musun?Are you brushing your teeth properly?
Gözlüğüm olmadan neredeyse hiç doğru dürüst göremiyorum.I can hardly see without my glasses.
Eğer anlıyorsan, öyleyse onu doğru dürüst yap.If you understand, then do it properly.
Tom ismimi doğru dürüst nasıl telaffuz edeceğini bilmiyor.Tom doesn't know how to pronounce my name properly.
Bunun çabuk yapılmasını mı istiyorsun yoksa doğru dürüst yapılmasını mı istiyorsun?Do you want this done quickly or do you want this done right?
Bilmiyormuş gibi yapma. Sorumu doğru dürüst cevapla.Don't play dumb. Answer my question properly!
Aptal numarası yapma. Soruma doğru dürüst cevap ver.Don't play dumb. Answer my question properly!
Seni doğru dürüst duyamıyorum, lütfen daha yavaş konuş.I can't hear you properly, please speak more slowly.
Tom onun hakkında doğru dürüst düşünemiyor gibi görünüyor.Tom seems to have his wits about him.
Sana doğru dürüst teşekkür edecek zamanım yoktu.I haven't had time to thank you properly.
Etrafta doğru dürüst dekor ve sahne donanımı yoktur.There's no great message really and no physical scenes.
Üstelik kimse ismimi de doğru dürüst telaffuz edemiyordu.And on top of it, nobody could pronounce my name either.
Doğru dürüst anlat!Tell me properly!
Ne kadar sürer? Doğru dürüst cevap istiyorum. Bilemezler!Roger that.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.They don't even have a textbook sometimes, and they don't even have a proper curriculum.
Gardiyanlar ona " Şu adam doğru dürüst davranmıyor.The guards started saying, well, you know, this guy is not behaving.
Nasıl 1994'de insanlar daha internete doğru dürüst yatırım yapmazken yılda yüzde 2,300 büyüyebilir?How could it grow at 2,300 percent a year in 1994 when people weren't really investing in the Web?
Çocuklara gerçeği doğru dürüst öğretmeliler.They have to be able to teach the kids about looking into reality properly.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Making a police officer impotent is an obstruction of his duties.
Odasından dışarı adım atmıyor, doğru dürüst de bir şey yemiyor.She won't move an inch from her room and she'll barely eat anything.
Size gerçekten doğru dürüst bir zaman vermeliyiz.We'd better give you a real sound bite.
Ölçüyü ve tartıyı doğru dürüst yapın.And fill up the measure and the balance with justice.
Ölçüyü ve tartıyı doğru dürüst yapın. Kişiye gücünün yetmediğini yüklemeyiz.Give just weight and full measure, We never charge a soul with more than it can bear.
Erginlik çağına erişinceye kadar yetim malına yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru dürüst yapın.Stay well away from an orphan's property, except with the best intentions, before he comes of age.
Rassas, "İşi doğru dürüst kovalamadık." diyerek bunu kabul ediyor."We didn't pursue it properly," Rassas agrees.
Paraları yoktur ve doğru dürüst bir şey yiyememekte, ısınamamaktadırlar.Erwirb dir Vermögen und keine Güter.
Paraları yoktur ve doğru dürüst bir şey yiyememekte, ısınamamaktadırlar.Nie zdobyli oni żadnego medalu ani nie zajęli miejsca punktowanego.
Bu olay kendisini hatırladıkça üzerken hayatı da doğru dürüst gitmemektedir.Hon lyckas med detta precis innan hon själv också blir medvetslös.
Üstelik Heyerdahl daha doğru dürüst yüzmeyi bile bilmez.Але сам Шрек навіть не знає, що таке Різдво.
Üstelik Heyerdahl daha doğru dürüst yüzmeyi bile bilmez.Det er fortsatt uklart om sjiraffer virkelig kan svømme.
Bu grupta bulunan herkes gerçekleri tümüyle bilmedikleri için doğru dürüst cevap veremezler.Thứ nhất là vì không ai có thế có toàn bộ thông tin chính xác.
Doğru dürüst kar yoktu yani.もちろん本物の雪ではない。
Üstelik Heyerdahl daha doğru dürüst yüzmeyi bile bilmez.ただし、シラオネッタイチョウは泳ぎはうまくない。
Üstelik Heyerdahl daha doğru dürüst yüzmeyi bile bilmez.그러므로 갈렙은 순수 히브리 혈통은 아닌 것을 알 수 있다.
Doğru dürüst kar yoktu yani.딱히 정해진 종교는 없었다.
Bu grupta bulunan herkes gerçekleri tümüyle bilmedikleri için doğru dürüst cevap veremezler.בזמן שכולם רואים את המציאות, לא לכולם קל כל כך להיזכר בזה.
Üstelik Heyerdahl daha doğru dürüst yüzmeyi bile bilmez.Ka Kon-Tiki pardal seilates ei osanud Heyerdahl ujuda.
Ah! Sinir bozucusun. Doğru dürüst anlat!أه , انت محبطة , اخبريني بوضوح
Beni denizde kurtardığın için sana doğru dürüst teşekkür bile edemedim."Ich habe mich nie dafür bedankt, dass du mich aus dem Wasser gezogen hast."
Beni denizde kurtardığın için sana doğru dürüst teşekkür bile edemedim.Non ti ho mai ringraziato per avermi tirata fuori dall'acqua.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Einen Polizisten impotent zu machen, ist Behinderung seiner Dienstpflicht.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Rendre un policier impuissant, c'est une entrave à son travail.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Sã faci dintr-un ofiþer de poliþie un impotent e o obstrucþionare a obligaþiilor acestuia.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Zrobienie impotenta z policjanta jest zakłócaniem jego służby.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Το να κάνεις έναν αστυνομικό ανίσχυρο είναι παρεμπόδιση των καθηκόντων του.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.Ils n'ont parfois même pas un manuel, ni même un programme à proprement parler.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.교육자원의 부족입니다. 때로는 교과서도 없고, 교과 과정도 없는 실정입니다.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.Ni siquiera disponen de un libro de texto a veces, y tampoco poseen un plan de estudios adecuado.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.Non hanno neanche un libro di testo e non hanno neanche un vero e proprio programma di studio.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.Singurul lucru pe care nu-l au e materialul didactic.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.Καμιά φορά δεν έχουν ούτε σχολικό βιβλίο, ούτε κανονικό πρόγραμμα σπουδών.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.Иногда они не имеют даже учебника и у них нет даже надлежащей учебной программы.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.Понякога те нямат дори учебник, и нямат правилна учебна програма.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.אבל הוא באמת בנוגע לחינוך הוליסטי. הדבר היחיד שאין להם
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.الوصول إلى المصادر. وليس لديهم حتى الكتاب المدرسي في بعض الاحيان ،
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.きちんとしたカリキュラムさえありません このような先生をどのように 応援することができるだろうか?
Cesedin etrafındaki bölmeyi parçalıyorlar. Ne kadar sürer? Doğru dürüst cevap istiyorum.هل تراه؟
Çocuklara gerçeği doğru dürüst öğretmeliler.Devono essere in grado di insegnare ai ragazzi a guardare alla realtà nella giusta maniera.
Çocuklara gerçeği doğru dürüst öğretmeliler.Dom måste kunna lära barnen om att titta i verkligheten ordentligt.
Çocuklara gerçeği doğru dürüst öğretmeliler.Họ phải có khả năng dạy cho học sinh biết nhìn vào thực tế.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod