doğasında ile cümle
doğasında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu gece, merhamet ve karşılıklılık etiğini insan doğasından kaynaklandığını göstermeye çalışacağım.Questa sera sono qui per dire che la compassione e la regola d'oro in un certo senso sono nella natura umana.
Bu gece, merhamet ve karşılıklılık etiğini insan doğasından kaynaklandığını göstermeye çalışacağım.Voi demonstra in seara aceasta ca regula de aur si compasiunea sunt, intr-un fel, intrinseci naturii umane.
Bu gece, merhamet ve karşılıklılık etiğini insan doğasından kaynaklandığını göstermeye çalışacağım.Zamierzam dzisiaj dowieść, że współczucie i złota reguła są, w pewnym sensie, częścią ludzkiej natury.
Bu gece, merhamet ve karşılıklılık etiğini insan doğasından kaynaklandığını göstermeye çalışacağım.Ще твърдя днес, че състраданието и златното правило в известен смисъл са вградени в човешката природа.
Bu gece, merhamet ve karşılıklılık etiğini insan doğasından kaynaklandığını göstermeye çalışacağım.אני עומד לטעון שחמלה וחוק הזהב הם במובן מסוים מובנים בתוך הטבע האנושי.
Bu gece, merhamet ve karşılıklılık etiğini insan doğasından kaynaklandığını göstermeye çalışacağım.سوف أقوم بمناقشة الليلة بأن الشفقة والقاعدة الذهبية هي، بمعنى آخر، مبنية في الطبيعة البشرية.
Bu gece, merhamet ve karşılıklılık etiğini insan doğasından kaynaklandığını göstermeye çalışacağım.思いやりと黄金律は ある意味で 人間の本質に組み込まれています 人間の本質に組み込まれている という感覚を理解すれば
Cildinize doğasında var olanı yapabilmesi için yardımcı olun.Aidez votre peau à fonctionner comme elle le devrait.
Cildinize doğasında var olanı yapabilmesi için yardımcı olun.Ajude sua pele a fazer o que ela naturalmente foi criada para fazer.
Cildinize doğasında var olanı yapabilmesi için yardımcı olun.Ayude a su piel a realizar su función natural.
Cildinize doğasında var olanı yapabilmesi için yardımcı olun.Membantu kulit Anda menjalankan fungsi alaminya.
Cildinize doğasında var olanı yapabilmesi için yardımcı olun.ساعد بشرتك على القيام بوظائفها الطبيعية.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Azt mondom, hogy az öntranszcendenciára való képesség csak az emberi létezés egy része.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Digo que la capacidad de autotrascendencia es simplemente una parte básica de ser humanos.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Estou a dizer que a capacidade para a auto-transcendência faz parte do ser humano.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Eu spun că acea capacitate de transcendenţă a sinelui este doar o parte principală a omului în sine.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Ich sage, dass die Fähigkeit zur Selbsttranszendenz nur ein Grundbaustein menschlichen Seins ist.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Ik zeg dat de capaciteit voor zelftranscendentie een fundamenteel deel van de mens is.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Je dis que la capacité d'autotranscendance fait simplement partie de nous en tant qu'humain.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.저는 지금 자기초월의 역량이 아주 기본적인 인간의 한 부분이라는 것을 이야기하고 있습니다.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Sto dicendo che la capacità di autotrascendenza fa parte di ogni essere umano.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Tôi đang nói rằng khả năng chuyển hóa tinh thần chỉ là một phần tất yếu của con người.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Tvrdím, že schopnost sebetranscendence je základní částí lidství.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Twierdzę, że możliwość autotranscendencji to podstawowy wyznacznik człowieczeństwa.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Λέω ότι η ικανότητα για αυτο-υπέρβαση είναι ένα βασικό κομμάτι της ανθρώπινης φύσης.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Мы говорили о том, что способность к эго-трансцендентности — одно из основных человеческих свойств.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.Твърдя, че способността за преодоляване на егото е част от човешката природа.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.אני אומר שהיכולת להתעלות היא רק חלק בסיסי בהיותנו אנושיים.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.إنني أقترح أن إمكانية السمو بالنفس هي مجرد جزءٍ من كوننا بشر.
Diyorum ki, kendinden geçme kapasitesi sadece insan olmanın doğasında var.人間存在のまさに基本部分であるということです。 私は、比喩を提案しています、
DNA'nın fiziksel doğasından.즉 DNA의 물리적 특성에 대해 말씀드리겠습니다.
DNA'nın fiziksel doğasından.של מדע ה-DNA, שזה הצורה הפיזית של DNA.
DNA'nın fiziksel doğasından.وهذه هي البنية الطبيعية للحمض النووي
DNA'nın fiziksel doğasından.これは逆向きに並んでいる2本の鎖です
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.Dia sangat bersemangat, orang yang selalu gembira.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.E' davvero ottimista, una persona naturalmente elettrizzata.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.Ella es muy optimista alguien con energía natural.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.Elle est très optimiste, c'est une personne naturellement enthousiaste.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.E o persoană foarte optimistă, așa e natura ei.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.그녀는 매우 낙천적이고 타고난 발랄함을 가졌지만
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.Ona jest bardzo radosną, naturalnie entuzjastyczną osobą.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.Sie ist eine sehr optimistische, von Natur aus enthusiastische Person.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.Είναι ένα πολύ χαρούμενο, πάντα ενθουσιασμένο άτομο.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.Она большой оптимист, очень живой человек.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.Тя е много оптимистичен, естествено вълнуващ се човек.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.היא בן אדם מאד חיובי, ונרגשת באופן טבעי.
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.لقد كانت إمرأة رائعة مبتهجة انها متحمسة بالفطرة
Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi.生まれつき元気いっぱいです この国の文化には-言うまでもないことでしょうが- 厄介事をある意味で
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.A pirosat semmi sem teszi önmagában hosszú hullámhosszúvá.
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.Dem Rot wohnt nichts an sich inne, das es zum Licht von langer Wellenlänge macht.
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.Der er intet iboende ved rød, der skaber dets lange bølgelængde.
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.Det finns inget inneboende i rött som gör det till lång våglängd.
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.Ei ole mitään, joka sinänsä tekisi punaisesta pitkän aallonpituuden.
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.Er is niets eigen aan "rood" dat het moet staan voor "lange golflengte".
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.Không có tính chất nào thuộc riêng về màu đỏ mà làm cho nó có bước sóng dài.
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.원래부터 파장이 긴 것을 빨간 색이라고 할 이유는 없습니다.
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.Le rouge n'a aucune qualité intrinsèque qui en fasse une grande longueur d'onde.
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.Não há nada inerente ao vermelho para que o comprimento de onda seja longo.
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.Na tom, že červené vlny označujeme ako dlhé, nie je nič vrodené ani dané.
Kırmızının doğasında, onu uzun dalgaboylu yapan hiç bir şey yok.Nie ma związku fizycznego pomiędzy kolorem, a długością fali.