İki tip sınıflama vardır: Doğal sınıflama ve yapay sınıflama.Istnieją dwa podstawowe sposoby klasyfikacji języków – klasyfikacja genetyczna i klasyfikacja strukturalna.
(Co) Kobalt 'ın doğal olarak oluşan 59Co izotopu sadece kararlıdır.Trwały jest tylko izotop 59, który stanowi 100% składu izotopowego naturalnego kobaltu.
Su bölümü çizgisi, iki akarsu havzasını birbirinden ayıran doğal sınırdır.Stanowi naturalny fragment granicy między tymi dwiema jednostkami podziału administracyjnego.
Bu fikir doğal olarak ihanet olarak kabul edildi.Uznano to za dowód zdrady.
Doğal kaynaklar tükenmeye başladı.Źródła ziemskich ziemskich zasobów naturalnych zostały wyczerpane.
Güneybatı Asya ile Güneydoğu Avrupa'da doğal olarak yetişir.Rośnie naturalnie w południowo-zachodniej Europie.
Sarıyer, doğal ve tarihsel değerler açısından zengin bir ilçedir.Jest to powiat bogaty w walory historyczne i przyrodnicze.
Doğal hukuk; insanın akılla erişebileceği, yazılı olmayan hukuk kuralıdır.Niższym systemem pozostaje prawo naturalne, dostępne ludziom bez objawienia, którego źródłem jest rozum.
Doğal ve tarihsel zenginlikleriyle ilgi çekmektedir.Interesował się historią naturalną i technologią.
Darwinizm, İngiliz doğa tarihçisi Charles Darwin`in doğal seçilim yoluyla evrim kuramı.Darwinizm – ogólna teoria rozwoju życia sformułowana przez brytyjskiego przyrodnika Karola Darwina.
Genellikle bu tür kullanımdaki amaç gıdaya doğal bir "acı" hissi vermektir.Zwykle ten „głos” nakazuje wykonanie czegoś niezgodnego z naturą chorego.
Ayrıca dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz üreticisidir.Będzie to zarazem zdecydowanie największa na świecie giełda operująca w sektorze energetycznym i wydobywczym.
1992 - İstanbul'da evlerde doğal gaz kullanılmaya başladı.W latach 1991–1992 we wsi zainstalowane zostały przyłącza gazowe do mieszkań.
1 Ocak - Rusya, fiyat uyuşmazlığı nedeniyle Ukrayna'nın doğal gazını kesti.1 stycznia 2009 Gazprom, rosyjski gigant gazowy odciął Ukrainie dostawy gazu.
Porselen, sadece doğal kaynaklı hammaddelerden üretilen bir maddedir.Sos tabasco powstaje wyłącznie z naturalnych składników.
Fotoğraflar doğal renklerini taşıyacak."Jest on ukazany w swoich naturalnych kolorach.
Ancak ihtiyaçların moleküler evrimi tetiklemesi tezi Darwin´in Doğal Seçilim teziyle çürütülmüştür.Według Darwina mechanizmy naturalnej selekcji są udaremniane przez ludzką cywilizację.
S/2011 J 1, Jüpiter'in doğal uydularından biridir.S/2011 J 1 – 65. potwierdzony naturalny satelita Jowisza.
Yani doğal olmalıyız.Jest naturą istot.
Bu kez doğal emişli VQ serisi V6 motorlar ile sunulmuş olup GT-R modeli üretilmemiştir.Nie występuje tu 6-cylindrowy rzędowy silnik turbo, nie występuje wersja GT-R.
Çünkü; hiçbir doğal sayının iki katı 3'e eşit değildir.Zatem suma dwóch kwadratów nieparzystych liczb naturalnych nigdy nie jest kwadratem.
Doğal ortam kaybı en büyük tehditdir.Niszczenie siedlisk jest jedynym zagrożeniem.
Timor Denizi'nin altında yaygın bir şekilde petrol ve doğalgaz rezervleri bulunmaktadır.Pod Morzem Timor odkryto duże złoża ropy naftowej i gazu ziemnego.
Muhtemel olarak soyu doğal ortamında tükenmek üzeredir.Na naturalnych stanowiskach prawdopodobnie już wyginęła.
Doğal ortamlardan hasadı yapılan kerevit türleri arasında ilk sırayı Procambarus clarkii almaktadır.Zaliczają się do nich łososiowate i gatunek raka Procambarus clarkii.
Buna ek olarak doğal oşinografik fenomen su sütunu parçalarında deoksijenasyona neden olabilir.Pewną rolę może odgrywać też pole promieniowania z dysku.
Diğer renkler bulutlarda doğal olarak meydana gelir.Scena ta jest przedstawiona w naturalnych kolorach.
Doğal yaşam ortamı ılıman otlaklardır.Środowisko życia stanowią nizinne zakrzewienia.
Arazi şartlarında örneğin bir nehri geçebilmek için doğal bir yol bulmalı idi.W takim stanie oczekują na rozkaz, kiedy będą mogli przekroczyć rzekę.
Lync Server 2013 ile XMPP, doğal olarak ürünün bir parçasıdır.W grze SimCity 2013 arkologia jest jednym z wielkich dzieł.
Doğal sebeplerden ötürü gerçekleşir.Zmarła z przyczyn naturalnych.
Doğalgaz üretimi de önemli sayılır (yaklaşık 10 milyon metreküp).Zamieszkuje głównie Portugalię (około 10 mln).
Asya'da doğal olan bu türün esas yayılış alanı belirsizdir.Niepewne jest występowanie tego gatunku w Jordanii.
Modern bütün dillerde doğal ses yansımalarına karşılık gelen kelimeler bulunmaktadır.Ma na celu zebranie wszystkich istniejących języków naturalnych.
Sydney'in güzel bir doğal limanı vardır.Sydney ma piękny naturalny port.
S/2011 J 1, Jüpiter'in doğal uydularından biridir.S/2011 J1 är en av Jupiters månar.
Site 13 Ekim 1998 tarihinde ülkenin dört doğal anıttan biri ilan edildi.Platsen blev utsett till en av landets fyra Mexikanska naturmonument den 13 oktober 1998.
Proteinin doğal olarak katlanıp oluşturduğu şekle onun doğal hali denir.Formen som ett protein naturligt viks till kallas för dess naturliga tillstånd.
Satürn'ün altmış bilinen ve üç tane doğrulanmamış doğal uydusu vardır.Saturnus har sextio kända månar (och tre som ännu är obekräftade).
Popüler muhalefet, çok sayıda doğal olmayan direniş eyleminde ifade edildi.Motståndet uttrycktes i ett flertal icke-våldsaktioner.
SnatchBot ayrıca ücretsiz Doğal Dil İşleme modelleri de sunmaktadır.SnatchBot tillhandahåller även kostnadsfria bearbetningsmodeller för naturligt språk.
İşte bu sürece, doğal seçilim denir.Detta är vad som kallas naturligt urval.
Şehrin derin bir doğal limanı vardır.Den har en djup naturhamn.
Çok zengin doğal kaynaklarına rağmen günümüz Endonezya'sında fakirlik yaygındır.Landet är rikt på naturresurser, men fattigdomen är utbredd i dagens Indonesien.
Doğal varyetesi flavida sarı çiçeklidir.Den naturligt förekommande varianten flavida har gula blommor.
Sıfır bir doğal sayıdır.0 är ett naturligt tal.
Sönüm küçük olduğunda rezonans frekansı yaklaşık olarak sistemin doğal frekansına eşittir.När dämpningen är liten, är resonansfrekvensen ungefär lika med det drivna systemets egenfrekvens.
Atakora sıradağlarındaki tepeler ve uçurumlar parkı Benin'in en doğal alanlarından biri haline getirir.Höjderna och klipporna i Atakorabergen gör området till det mest natursköna området i Benin.
Bu alanlarda doğallaşmıştır.Känd endast i dessa områden.
Ana madde Elmas Arı elmas, bilinen en sert doğal maddedir.Diamant är det hårdaste naturmaterial som finns.
Yani doğal olmalıyız.Materialen ska vara naturliga.
Şehir, pek çok göl ve doğal parklar ile çevrelenmiştir.Orten är omgiven av flera sjöar och floder.
Doğal yaşamı sever.Den älskar att vara ute i naturen.
1923 yılında müzenin doğal tarihsel nesneleri Haus de Natur'a verildi.År 1923 lämnades den naturhistoriska delen av samlingarna över till Haus de Natur.
Tek doğal düşmanı leopardır.Svinets största naturliga fiende är leoparden.
Pek çok doğal düşmanları vardır.Den har mycket få naturliga fiender.
Erişkin deri sırtlılar büyük hayvanlar oldukları için, doğal düşmanları pek yoktur.På grund av sitt speciella sätt att försvara sig har dessa bältdjur nästan inga naturliga fiender.
Sonuç olarak doğal dillerdeki her şeyi kararlaştırmak zorundayız (Ludwig Wittgenstein).Mitt i allt inträder underbarnet Ludwig Wittgenstein.
Doğadaki toplam doğal uranyumun kütle olarak yalnızca %0.72'si U-235'dir, geri kalanın çoğu U-238'dir.Naturligt uran består mest av isotopen U-238, men 0,7 % är U-235.
Aslanların doğal düşmanı azdır.Artens naturliga fiender är därför fåtaliga.