Doğal olarak anneme de dönmüş oldum.しかたなくわたしは母の元へもどった。
Atmosferik reaksiyonların ürünü olan 81Kr, diğer doğal olarak bulunan kripton izotoplarıyla üretilir.大気中の反応からできる81Krは、他のクリプトンの天然同位体の原料になる。
Bu fikir doğal olarak ihanet olarak kabul edildi.これに背くことはローマに対する反逆とみなされた。
Bugün dahi Dene-Kri sınırı doğal olarak bu nehirdir.この時の流路が、ほぼ現在の黄河の河道である。
Gölde doğal olarak hiçbir balık türü yaşamamaktadır.一般に魚が住めない川といわれている。
Halk doğal olarak buranın kutsal bir yer olduğu inancı taşımaktadır.島民からは信仰の対象とされ、聖地でもある。
Mesleki başarısı, doğal olarak üç faza ve üç tarza indi.特技は素潜りと三点倒立。
DirectShow da doğal olarak eklendi.配役も自然に決められていた。
Doğal olarak Asya'da pek çok farklı mutfak kültürü bulunur.イラン各地には多種多様の食文化が存在する。
Dünya'da doğal olarak en az bulunan elementtir.自然のなかで最も弱いものである。
Bu dalgalar boşlukta ışık hızıyla yayılır ve doğal olarak geniş bir dalgaboyu spektrumuna sahiptir.この波動は真空中では光速で伝播し、様々な波長のスペクトルのものが存在する。
Fransiyum doğal olarak bulunan elementler içinde en son keşfedilendir.フランシウムは自然に産出する元素の中で最も不安定な元素である。
Piyadeler doğal olarak e1 ve d8 karelerinde terfi edemezler.米陸軍は、UH-60とCH-47で十分任務を果たせるとしてV-22を採用していない。
Çocuklar doğal olarak cilveler yaparlar.自然は絶えず子供を鍛える。
Türkiye'de doğal olarak bulunmazlar ancak süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.日本には自生種はなく、園芸植物として植えられている。
Ancak bu biçimlerin çoğu suni olarak yaratılmış ve doğal olarak, biyoloji sistemlerde gözlemlenmemiştir.然而,大多数这些形式是合成产生的,并且在天然存在的生物系统中未观察到。
Fransiyum doğal olarak bulunan elementler içinde en son keşfedilendir.钫是最后一种在自然界中发现的元素。
1924 Luck ve Seth insan midesinde üreaz enzimini keşfettiler ve doğal olarak oluştuğunu söylediler.1924 勒克(Luck)和塞斯(Seth)於人類胃內發現脲酶,但他們認為這是胃內與生俱來的酵素。
Afrika'da doğal olarak rastlanan bir tür bitki.是北非洲原產的一種多年生草本植物。
Doğal olarak bu yüksek hedeflerin hiçbiri realize edilemedi.所有这些理想化都不可能完全实现。
Doğal olarak A ∩ B {\displaystyle A\cap B} = {(1,0)} dır.假设 A ∩ B = ∅ {\displaystyle A\cap B=\varnothing } 。
Prometyum dünyada doğal olarak bulunmamaktadır.퀴륨은 자연계에서 존재하지 않는다.
Kısmî hidrojenleşme ile oluşan trans yağlar, doğal olarak oluşan trans yağlardan daha zararlıdır.부분적으로 수소화된 기름인 트랜스지방은, 자연적으로 얻는 기름들 보다 해롭다.
Fakat bu para doğal olarak çekimlere yetmez.그러나 이 여과는 자연스럽게 등급을 이루지 않는다.
Bu doğal olarak bir yakınlaşma başlattı.이것이 자연분류의 출발점이 되었다.
Bu durum doğal olarak yaşam koşullarını etkilemektedir.대개는 자연히 환경의 영향을 받는다.
Afrika'da doğal olarak rastlanan bir tür bitki.아프리카에서 발견되는 야행성, 식충성 동물이다.
Kitin doğal olarak oluşan polimerlerden biridir.키틴은 자연적으로 생성되는 많은 중합체들 중 하나이다.
Örnek olarak insanların doğal olarak sahip olduğu yaşam hakkı değiştirilemez veya kaldırılamazlar.특히 사람이 살 수 없거나 살지 않는 섬은 무인도라고 한다.
İçeride kalan balıklar doğal olarak beslenir büyüdüklerinde avlanır. eski bir yöntemdir.주식은 물고기로, 사냥할 때에는 자맥질을 하여 먹이를 먹는다.
Doğal olarak her ana saldırı kolu da başlangıçta güneye doğru akacaktı.조선시대 동안 순천도호부는 전라좌도 남부의 중심 역할을 했다.
Doğal olarak, seçkinlerin sayısı pek azdı.אולם, מספר המהגרים היה מועט ביותר.
Prometyum dünyada doğal olarak bulunmamaktadır.קנורינגיט טהור אינו מופיע לעולם בטבע.
Doğal olarak yıldızlararası maddede bulunduğu öne sürülmüştür.טבעי לעשות זאת בעזרת המכפלה הפנימית הסטנדרטית.
Bu fikir doğal olarak ihanet olarak kabul edildi.תאצ'ר החשיבה כך כבגידה.
İshal ilaçları da önerilmez çünkü bakterinin doğal olarak atılmasını yavaşlatırlar.Не е добре да се дава аспирин на деца, тъй като той ги прави по-предразположени към синдрома на Рей.
Doğal olarak bulunur ya da üretilebilir.Може да бъде естествена или изкуствена.
Türkiye'de doğal olarak bulunmazlar ancak süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.Не се среща в диво състояние, само като култивирано растение.
Doğal olarak her ana saldırı kolu da başlangıçta güneye doğru akacaktı.Na glavnoj osi napada na sjeveru, napad je počeo u isto vrijeme.
Prometyum dünyada doğal olarak bulunmamaktadır.TNK se ne pojavljuje u prirodi.
Delikler üzerine, doğal olarak açık duran kapaklar yerleştirilmiştir.Mjestimično su na svodovima sačuvane ukrasne štukature.
Makimsilerin doğal olarak yaşadıkları yer sırf Madagaskar adası'dır.Areal vrste je ograničen na otok Madagaskar.
Doğal olarak ılıman otlaklarda yetişir.Prirodni prirast mjeri se u promilima.
Bunlardan 48Ti doğal olarak en bol bulunan izotoptur (73.8%).48Ti je izotop s najväčším prirodzeným výskytom až (73.8%).
Fransiyum doğal olarak bulunan elementler içinde en son keşfedilendir.Francium bolo posledným prvkom, ktorý bol objavený v prírode.
Türkiye’de doğal olarak yetişir.Na Slovensku sa potom celkom naturalizoval.
Doğaüstü güçlerle başa çıkmak doğal olarak yetenek ister.Tým získal aj nadprirodzené schopnosti.
Prometyum dünyada doğal olarak bulunmamaktadır.Lyxóza sa v prírode nevyskytuje v čistej forme.
Bunların 94 tanesi Dünya üzerinde doğal olarak bulunmaktadır.Z 34 staníc sa len 9 nachádza pod zemou.
1970'li yıllardan sonra mahallede sosyal ilişkiler doğal olarak giderek artar.V sedemdesiatych rokoch sa vzťahy medzi súkromným a spoločenským rozmerom komplikujú.
Doğal olarak Çin ve Vietnam'da bulunur. ^ "Flora of China (Çin florası)".Ázijské druhy v Flora of China; a európske druhy vo Flora Europaea.
Grubun tarzı da doğal olarak değişmişti.Gospodarska narava družbe se je prav tako dramatično spremenila.
Yüksek ölçekli kıvılcımlar, doğal olarak şimşek ile üretilenlerdir.Najobsežnejše iskre naravno proizvaja strela.
Güney ve Kuzey Amerika'da doğal olarak bulunurlar.Podobno je pri Severni in Južni Ameriki.
Doğal olarak, bu bir tartışmaya yol açar.Projekt je seveda povzročil polemike.
Azot fiksasyonu yıldırım anında doğal olarak da oluşabilir.Dušikov dioksid nastaja v naravi tudi v nevihtah med udarom strele.
Doğal olarak Roma, Mısır'daki siyasi durumla yakından ilgilenmekteydi.Poleg tega je Rim, ki je bil zelo odvisen od uvoza žita iz Egipta, še kako zanimalo politično stanje v državi.
Doğal olarak çam ağaçlarından elde edilen reçine %80 kalofan, %20 terebenti yağı içerir.Sveža korenina kave povprečno vsebuje 80% vode.
Normal hava şartlarında veya volkanik faaliyetlerden dolayı doğal olarak oluşabilir.Migla gali atsirasti dėl savaiminių gamtinių sąlygų ar vulkaninio aktyvumo.
Türkiye'de doğal olarak 5 geyik türü bulunur.Lietuvoje natūraliai gyvena 5 mizidžių rūšys.