Ana içeriğe geç
Sözlük

doğal olarak ile cümle

doğal olarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Lumia 950, Windows 10 Mobile'ı doğal olarak çalıştıran ilk telefonlar arasındadır.Lumia 950 är ev de första mobiltelefonerna med Windows 10 Mobile.
Makimsilerin doğal olarak yaşadıkları yer sırf Madagaskar adası'dır.Dess naturliga utbredningsområde är begränsat till ön Madagaskar.
Bu dalgalar boşlukta ışık hızıyla yayılır ve doğal olarak geniş bir dalgaboyu spektrumuna sahiptir.Dessa vågor färdas i vakuum med ljusets hastighet och existerar i ett brett spektrum av våglängder.
Doğal olarak bulunur ya da üretilebilir.En käpp kan vara naturvuxen eller tillverkad.
Metil iyodür, doğal olarak oluşan bir maddedir ve ozon tabakasına zarar verici özellikleri yoktur.Lin är ett naturmaterial, som inte har någon som helst skadlig miljöpåverkan.
Diğer renkler bulutlarda doğal olarak meydana gelir.Vissa färgvariationer förekommer i naturen.
Akan marimonun kayda değer büyüklüğünün Japonya'da doğal olarak bulunduğu tek yerdir.Det är den enda plats där sådana bollar av alger av ansenlig storlek bildas naturligt i Japan.
Daha önceden doğal olarak bulunduğu bazı bölgelerde, yerel olarak soyu tükenmiştir.På några öar där den tidigare levde är den utdöd.
Türkiye'de doğal olarak görülmeyen türlerdir.I Sverige förekommer inga arter naturligt.
Türkiye'de doğal olarak bulunmazlar ancak süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.I Sverige förekommer inga arter naturligt, utan de är alla införda som trädgårdsväxter.
Azot fiksasyonu yıldırım anında doğal olarak da oluşabilir.Diamanter kan även skapas naturligt vid meteoritnedslag.
Akdeniz'de doğal olarak yetişir.У природних умовах зростає в Середземномор'ї.
Doğal olarak Japonya'da bulunur.Натуралізована в Японії.
Dünya'da doğal olarak en az bulunan elementtir.Один з найрідкісніших елементів на Землі.
Bunlardan 48Ti doğal olarak en bol bulunan izotoptur (73.8%).З них усіх 158Gd є найбільш поширеним (24,84%).
Doğal olarak bu alanda derinleşebilmek için, akustikçilerin ve müzikologların katkılarına ihtiyaç duyulmuştur.По мірі розвитку в трагедію вводилися музичні партії корифея і акторів.
Doğal olarak, seçkinlerin sayısı pek azdı.Особливо небезпечним було становище зовсім малих дівчат.
Bir hal doğal olarak geçicidir, kişi uzatmaya uğraşmamsı gerekir.Замість тікати від абсурду, людина може прийняти його.
Doğal olarak bu sistemin çalışma hızı da maliyetleri de çok yüksektir.Також вартість такої системи досить велика.
Doğal olarak bu gösteriler yasaklanmakta gecikmedi.Зрозуміло, на представників знаті ці заборони не поширювалися.
Şu anda yediğimiz hiçbir meyve ve sebze doğal olarak doğada yetişmemektedir.У природі та в умовах виробництва вода в чистому вигляді не зустрічається.
Solaklık, doğal olarak kişinin sol elini sağ elinden daha iyi kullanabilmesi özelliği.Правша (дéсна) — людина, яка правою рукою володіє краще, ніж лівою.
Bir diğer önemli özellikleri de doğal olarak kalkık duran kuyruklarıdır.Винятком є лише періодичні сплайни, які мають природне продовження.
Prometyum dünyada doğal olarak bulunmamaktadır.Curium se v přírodě nevyskytuje.
Doğal olarak bulunur ya da üretilebilir.Je třeba jej najít nebo vytvořit.
Akan marimonun kayda değer büyüklüğünün Japonya'da doğal olarak bulunduğu tek yerdir.Je to jediné místo v Japonsku, kde se přirozeně vytvářejí řasokoule patřičné velikosti.
Ak ladin doğal olarak Kuzey Amerika'da bulunur.Ploštičník hroznatý se přirozeně vyskytuje v Severní Americe.
Bu tuz doğal olarak bromaritit minerali halinde bulunabilir.V přírodě ho lze nalézt v podobě minerálu bunsenitu.
Bu fikir doğal olarak ihanet olarak kabul edildi.Tento krok byl bílým hnutím považován za zradu.
Sığırcıklar doğal olarak sadece Eski Dünya'da bulunur, bazı türleri doğu Avustralya'ya götürülmüştür.Původem je ze starého světa, ale některé druhy rodu se rozšířily i do Austrálie.
Doğal olarak bu hareket, Alman keşif guruplarınca saptanmıştı.Expedice své hlavní objevy před Němci ukryla.
Güney ve Kuzey Amerika'da doğal olarak bulunurlar.Vyskytuje se v Severní a Jižní Americe.
Türkiye'de doğal olarak yetişen iki türü vardır.V ČR rostou přirozeně 2 druhy.
Bu durum doğal olarak yaşam koşullarını etkilemektedir.Problémy spojené s přírodou se nás nyní bezprostředně dotýkají.
Karbonasyon oranı yüksek olan bu biralar doğal olarak köpüren bir yapıdadırlar.Díky vysokému obsahu volného oxidu uhličitého je přirozeně perlivá.
Lunaria, Avrupa'dan Doğu Sibirya'ya kadar olan bölgede doğal olarak yetişir.Orlíček žláznatý roste od východní Evropy až po Sibiř.
Herhangi bir şey gizli olduğunda, doğal olarak kişiye özel veya hassas bir durum var demektir.Când ceva este intim unei persoane, înseamnă că ceva este inerent special sau sensibil pentru aceasta.
Olası risk iş sırasında doğal olarak oluşur ama işin merkezinin bir parçası değildir.Accidentale riscuri sunt cele care apar în mod natural în afaceri, dar nu fac parte din nucleul de afaceri.
Dünya'da doğal olarak en az bulunan elementtir.Este cel mai rar element de pe Terra.
Çünkü Cumhurbaşkanı doğal olarak protokolün başıdır.Rolul regelui este în esență protocolar.
Bu fikir doğal olarak ihanet olarak kabul edildi.Nesupunerea va fi socotită ca o trădare.
Afrika'da doğal olarak rastlanan bir tür bitki.În Africa a fost introdusă o specie.
Opiatlar doğal olarak afyon haşhaş bitkisi Papaver somniferum'da bulunan alkaloid bileşiklerdir.Opiate sunt anumiți alcaloizi naturali care provin din opiu, Papaver somniferum.
Bugün dahi Dene-Kri sınırı doğal olarak bu nehirdir.Resursa importantă de apă este Râul Tani.
Bunlardan 48Ti doğal olarak en bol bulunan izotoptur (73.8%).Dintre aceștia 58Ni este cel mai abundent izotop (68,077 %).
Kreatin maddesi doğal olarak tüm omurgalılarda bulunmaktadır.Ancorele apar în mod natural și în toate sistemele de reprezentare.
Tasarım gereği, bir blok zinciri, verilerin modifikasyonuna doğal olarak dirençlidir.Prin design, blockchainurile sunt rezistente la modificarea datelor.
Fakat bu yöntemler doğal olarak ölçülebilir değildir ve uygulamalı sistemlere uygulanmayabilir.Însă o asemenea unitate de măsură nu există în mod normal și nu este necesară pentru cuantificare.
Bu doğal olarak bir yakınlaşma başlattı.Aici își începe activitatea ca naturalist.
Doğal olarak x yerine yazacağım sayı tanımlıdır ama hangisini yazılacağı belirli değildir.E scris cel mai mult în C, dar mulți n-ar numi C ceea ce scriu eu.
Erkeğin prepüsünde doğal olarak bulunan bakteriler döllenmede önemli bir rol oynar.Prepuțul masculului conține bacterii naturale care joacă un rol important în fecundare.
Fransiyum doğal olarak bulunan elementler içinde en son keşfedilendir.A francium az utolsó elem, amit a természetben fedeztek fel.
Doğal olarak, üstel zaman polinomsal zamanı içine alabilir.Ez akkor szokásos, ha csak egyszer értékeljük ki a polinomot.
Fakat bu yöntemler doğal olarak ölçülebilir değildir ve uygulamalı sistemlere uygulanmayabilir.Ezek a technikák azonban nehézkesek, nem alkalmazhatók sokfelhasználós rendszerekben.
(Co) Kobalt 'ın doğal olarak oluşan 59Co izotopu sadece kararlıdır.A természetben a kobaltnak (Co) egy stabil izotópja, a 59Co létezik.
Sığırcıklar doğal olarak sadece Eski Dünya'da bulunur, bazı türleri doğu Avustralya'ya götürülmüştür.A vonaltól nyugatra ázsiai fajokat, keletre pedig jellegzetesen ausztrál fajokat lehet találni.
Vücutta doğal olarak bulunur.A természetben megtalálható.
Bugün dahi Dene-Kri sınırı doğal olarak bu nehirdir.A Poluj folyó torkolatvidékét már a Kr. e.
Güney ve Orta Afrika’da doğal olarak yetişen tek yıllık tırmanıcı bir bitkidir.A Kongó-medence egy lépcsős medence Afrikában, Közép-Afrika legnagyobb természetföldrajzi képződménye.
Yine Sigmund Freud, insanların doğal olarak biseksüel olduğunu iddia etmiştir.Psykologi Sigmund Freud uskoi ihmisen olevan luonnollisesti biseksuaalinen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod