Ana içeriğe geç
Sözlük

doğal olarak ile cümle

doğal olarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.Karena data tidak dapat Anda gunakan secara alami dengan sendirinya
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.왜냐하면 저걸 직접 사용할일이 별로 없었으니까요.
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.Mert az adatokat nem lehet önmagukban használni.
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.Pentru că datele nu le poți folosi în mod natural prin ele însele.
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.Perchè i dati di per sé non sono di immediata applicazione
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.Ponieważ nie możemy oczywiście używać po prostu samych danych.
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.Porque los datos en sí no se pueden usar en forma natural.
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.Want data kun je niet altijd afzonderlijk gebruiken.
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.Επειδή τα δεδομένα δεν μπορείς να τα χρησιμοποιήσεις εύκολα όπως είναι
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.Защото сами по себе си данните не могат да бъдат използвани.
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.Тому що самі по собі дані ми не можемо використати.
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.מכיוון שלא ניתן להשתמש בנתונים כמות שהם.
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.لأن البيانات بطبيعتها لا يمكن استخدامها لوحدها
Çünkü doğal olarak veriyi olduğu haliyle kullanamazsınız.でも実は、誰かがそのデータを元に何かを生み出すことによって
Demek istediğim, bir hücre düşünmek, doğal olarak basit birşey düşünmektir.Digo, piensas en una célula, piensas en algo que es inherentemente bastante simple.
Demek istediğim, bir hücre düşünmek, doğal olarak basit birşey düşünmektir.Ik bedoel, wanneer je denkt aan een cel, dan denk je aan iets dat eigenlijk heel simpel is.
Demek istediğim, bir hücre düşünmek, doğal olarak basit birşey düşünmektir.Když pomyslíte na buňku, představujete si něco jednoduchého.
Demek istediğim, bir hücre düşünmek, doğal olarak basit birşey düşünmektir.제 뜻은 세포를 생각해보면 유전이 단순하다는 것을 생각할 수 있을 거라는 이야기입니다.
Demek istediğim, bir hücre düşünmek, doğal olarak basit birşey düşünmektir.Maksud saya, ketika anda memikirkan sel, Anda memikirkan sesuatu yang sebenarnya cukup sederhana.
Demek istediğim, bir hücre düşünmek, doğal olarak basit birşey düşünmektir.Mam na myśli, że myśląc o komórce, myślicie o czymś co z natury jest całkiem proste
Demek istediğim, bir hücre düşünmek, doğal olarak basit birşey düşünmektir.Totul este destul de uimitor. Când te gândeşti la o celulă, te gândeşti la ceva destul de simplu.
Demek istediğim, bir hücre düşünmek, doğal olarak basit birşey düşünmektir.Voglio dire, si pensi di una cellula, si pensi a qualcosa che di per sé è piuttosto semplice.
Demek istediğim, bir hücre düşünmek, doğal olarak basit birşey düşünmektir.اعنى , عندما تفكر فى الخلية فأنك تفكر بشىء بسيط جدا جوهريا.
Demek istediğim, bir hücre düşünmek, doğal olarak basit birşey düşünmektir.すごく単純なものだと、思ってるだろ 生命のなかにある 最も基本的な構造がこれなんだけど
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.자연은 이산화탄소의 농도를 최대 280ppm까지 허용해왔습니다.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.A természetes folyamatokból következik, hogy a széndioxid szint 280 milliomod egységnyi szintre emelkedik.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.De natuur liet op natuurlijke wijze het kooldioxidegehalte stijgen tot 280 delen per miljoen.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.Die Natur hat einen Anstieg von CO2 bis auf 280 ppm zugelassen.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.La Natura ha concesso all'anidride carbonica di arrivare a 280 parti per milione.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.La naturaleza ha dejado subir el dióxido de carbono hasta 280 partes por millón.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.La nature a naturellement laissé le dioxyde de carbone grimper à 280 ppm (parties par million).
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.Natura a permis dioxidului de carbon să meargă până la 280 ppm.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.Příroda nechá CO2 vystoupit na 280 ppm.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.W środowisku naturalnym poziom CO2 rośnie do 280 cząsteczek na milion.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.Природа позволяет уровню CO2 повышаться до 280 частиц на миллион частиц воздуха.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.Природата естествено разрешава въглеродният двуокис да се повиши до 280 части на милион.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.הטבע באופן טבעי הרשה לפחמן הדו חמצני לעלות עד ל-280 חלקים למיליון.
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.قد سمحت الطبيعة فطريا لثاني أكسيد الكربون ليصعد عاليا ل280 جزء في المليون .
Doğa; doğal olarak, karbondioksitin, milyonda 280 partüküle çıkmasına izin vermiş görünüyor.それが自然のサイクルです
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,당연히 건물 한 채를 날려먹고 칼텍은
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,Logischerweise jagten sie einen Schuppen in die Luft und dann sagte Caltech:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,Naturalmente, fecero esplodere un capanno, e il Caltech, be', allora...
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,Onvermijdelijk bliezen ze een barak op, en Caltech zei toen:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,В итоге они взорвали какой-то сарай, и Калтех заявил тогда:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,כמובן שהם פוצצו צריף ו"קאל-טק" אמרו:
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,و طبعا قاموا بتفجير أحد الأكشاك في المعهد و طُلب منهن عندها
Doğal olarak, bir barakayı havaya uçurdular, madem öyle,大学は実験を続ける彼らを僻地に追放しました
Doğal olarak, bir toplumu yöneten grup en büyük payı alıyor. Kanunlar da böyle belirleniyor.Normalerweise bekommt das Regiment jeder Gesellschaft das Beste, deswegen sind Gesetze festgelegt.
Doğal olarak, bir toplumu yöneten grup en büyük payı alıyor. Kanunlar da böyle belirleniyor.Φυσικά, η ομάδα ελέγχου κάθε κοινωνίας κάνει ότι μπορεί και έτσι δημιουργούνται οι νόμοι.
Doğal olarak, bir toplumu yöneten grup en büyük payı alıyor.Естествено, управляващата група на всяко едно общество получава най-доброто.
Doğal olarak, bir toplumu yöneten grup en büyük payı alıyor.こうして、法律ができあがる。
Doğal olarak, böylesine bir Neo-Nazi organizasyonun kurucuları olmakla suçlanmak insana tuhaf geliyor.Cela fait bizarre d'être accusé d'avoir fondé cette organisation néo-nazie.
Doğal olarak, böylesine bir Neo-Nazi organizasyonun kurucuları olmakla suçlanmak insana tuhaf geliyor.Det føles underligt at blive anklaget for at grundlægge den nynazistiske organisation.
Doğal olarak, böylesine bir Neo-Nazi organizasyonun kurucuları olmakla suçlanmak insana tuhaf geliyor.Det känns konstigt att anklagas för att ha startat VAM.
Doğal olarak, böylesine bir Neo-Nazi organizasyonun kurucuları olmakla suçlanmak insana tuhaf geliyor.Det känns konstigt att anklagas för att ha startat VAM.
Doğal olarak, böylesine bir Neo-Nazi organizasyonun kurucuları olmakla suçlanmak insana tuhaf geliyor.Dziwnie się czuję będąc oskarżany o zakładanie takich organizacji.
Doğal olarak, böylesine bir Neo-Nazi organizasyonun kurucuları olmakla suçlanmak insana tuhaf geliyor.Es fühlt sich komisch an, beschuldigt zu werden, eine Neo-Nazi Organisation gegründet zu haben.
Doğal olarak, böylesine bir Neo-Nazi organizasyonun kurucuları olmakla suçlanmak insana tuhaf geliyor.Es fühlt sich komisch an, beschuldigt zu werden, eine Neo-Nazi-Organisation gegründet zu haben.
Doğal olarak, böylesine bir Neo-Nazi organizasyonun kurucuları olmakla suçlanmak insana tuhaf geliyor.E tare ciudat să fiu acum acuzat că am fondat acea organizaţie neo-nazistă.
Doğal olarak, böylesine bir Neo-Nazi organizasyonun kurucuları olmakla suçlanmak insana tuhaf geliyor.Furcsának tűnik, hogy megvádoltak annak a neonáci szervezetnek az alapításával.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod