Etraftaki birçok kişi yüzünden o doğal olarak biraz sinirlendi.With so many people around he naturally became a bit nervous.
Daha doğal konuşsan iyi olur.You had better speak more naturally.
Doğal düşünmeyi öğretmek okullarda zordur.Teaching spontaneous thinking is difficult in schools.
Onun başarısını doğal karşıladık.We took his success for granted.
Doğal kaynaklarımızdan faydalansak iyi olur.We had better utilize our natural resources.
Doğal kaynaklarımızı korumaya çalışmalıyız.We must try to conserve our natural resources.
Biz doğal olarak heyecanlandık.We naturally got excited.
Ülkemiz doğal kaynaklarını geliştirmeli.Our country must develop its natural resources.
Yorgunluk fazla çalışmanın doğal sonucudur.Fatigue is the natural result of overwork.
Doğal sınır işaretleri var mı?Are there any landmarks?
Yerçekimi, nesnelerin birbirine çekildiği doğal güçtür.Gravity is the natural force by which objects are attracted to each other.
Doğal kaynaklarımız için yabancı milletlere bağımlıyız.We depend on foreign nations for our natural resources.
Radyoda doğal olarak konuşmak kolay değil.It is not easy to speak naturally on the radio.
O doğal olarak daveti kabul etti.She naturally accepted the invitation.
Mary Bill'in kibarlığını doğal karşılıyor.Mary takes Bill's kindness for granted.
Spor her zaman ona doğal gelir.Sports always come naturally to him.
Elmas doğal olarak serttir.Diamond is essentially hard.
Bu sorun, doğal olarak tartışma yarattı.That problem naturally invited debate.
Bölge doğal kaynaklar açısından zengindir.The district is abundant in natural resources.
O bölgenin doğal özelliklerinin bazılarından bahsedebilir misiniz?Can you tell us about some of the natural features of that area?
Bu ülke doğal kaynak açısından zengindir.The country is abundant in natural resources.
Ülke doğal kaynaklar açısından zengindir.The country is rich in natural resources.
O ülke doğal kaynaklara sahip.That country has natural resources.
İsviçre doğal güzelliği ile ünlüdür.Switzerland is famous for its scenic beauty.
Sydney'in güzel bir doğal limanı vardır.Sydney has a beautiful natural harbor.
Jane doğal bir ölümle ölmedi.Jane didn't die a natural death.
Bu ilaç doğal bir zehirdir.This medicine is a natural poison.
Bu araba doğal gazla çalışır.This car runs on natural gas.
Bu ülke doğal kaynaklar açısından fakirdir.This county is poor in natural resources.
Avustralya doğal kaynaklar bakımından zengindir.Australia is rich in natural resources.
Kızgın olmanın gerekmesi doğaldır.It is natural that you should get angry.
Senin öyle düşünmen doğaldır.It's natural for you to think so.
Diğer bir deyişle, doğal bir sıcaklık olmadığı sürece, güvenilirlik mümkün değildir.In other words, reliability is impossible unless there is a natural warmth.
Bütün doğal kaynakları tükettik.We have consumed all the natural resources.
Onun doğal olduğunu sanıyorum.We assume that it is natural.
Profesörün İngilizce konuşabilmesini doğal karşıladık.We all took for granted that the professor could speak English.
Doğal çevrenin bozulmasını durduralım.Let's stop the deterioration of the natural environment.
Doğal bir diyet, insan sindirimi için uygundur.A natural diet is suitable for human digestion.
Doğal gıda sana iyi gelecektir.Natural food will do you good.
Bütün insanlar bir doğal yeteneğe sahiptir ama sorun onu kullanabilip kullanamadıklarıdır.All men have some natural talent, but the question is whether they can use it or not.
Su, ormanlar ve mineraller önemli doğal kaynaklardır.Water, forests, and minerals are important natural resources.
Su hayati bir önem taşıyan doğal bir kaynaktır.Water is a natural resource of vital importance.
Herkesin kızdan hoşlanması doğaldı.It was natural that everyone should like the girl.
Depremler ve seller doğal felaketlerdir.Earthquakes and floods are natural disasters.
Çin doğal kaynaklar bakımından zengindir.China is rich in natural resources.
Kuşlar böceklerin doğal düşmanıdır.Birds are natural enemies of insects.
Doğal kaynaklar sınırsız değildir.Natural resources are not limitless.
Doğal olarak.Naturally.
Bir gök kuşağı doğal bir olaydır.A rainbow is a natural phenomenon.
Gökkuşağı doğal bir olaydır.A rainbow is a natural phenomenon.
Japonya doğal kaynakları bakımından zengin değildir.Japan is not rich in natural resources.
Japonya doğal kaynaklarca zengin değildir.Japan is not rich in natural resources.
Japonya'da doğal kaynaklar bol değildir.Natural resources are not abundant in Japan.
Japonya doğal kaynaklar bakımından yoksuldur.Japan is poor in natural resources.
Japonya doğal güzellikleriyle zengindir.Japan is rich in beautiful scenery.
Onun yarışmayı kazanması gerektiği doğaldı.It was natural that he should win the contest.
Onun o ricayı reddetmesi doğaldırIt is natural that he should refuse that request.
O, doğal olarak çok kızmıştı.He was naturally very angry.
Onun oğluyla gurur duyması sadece doğaldır.It is only natural that he be proud of his son.
Doğal olarak sinirlendi.Naturally he got angry.