Ana içeriğe geç
Sözlük

doğada ile cümle

doğada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Mesela, solda bir kar tanesinin doğada bulunabileceği bir şeklini görüyorsunuz.Ось, наприклад, зліва ми бачимо сніжинку так, як вона виглядає в природі.
Mesela, solda bir kar tanesinin doğada bulunabileceği bir şeklini görüyorsunuz.Така например, тук вляво може да видим снежинка, както би изглеждала в природата.
Mesela, solda bir kar tanesinin doğada bulunabileceği bir şeklini görüyorsunuz.Так, например, слева мы видим снежинку так, как она выглядит в природе.
Mesela, solda bir kar tanesinin doğada bulunabileceği bir şeklini görüyorsunuz.אז לדוגמא, כאן משמאל אנחנו רואים פתית שלג כפי שהוא היה מופיע בטבע.
Mesela, solda bir kar tanesinin doğada bulunabileceği bir şeklini görüyorsunuz.على سبيل المثال، هنا على الشمال يمكننا رؤية رقاقة ثلجية كما تبدو في الطبيعة.
Mesela, solda bir kar tanesinin doğada bulunabileceği bir şeklini görüyorsunuz.そして右側ではサイマティックスによって作成された雪の結晶を見る事ができます
metalaştırılması bizi doğadan koparır. Bir topluma ait olma duygusuna yabancılaştırıldığımız gibi, aynı.blir vi avskurna från naturen på samma sätt som vi är avskurna från samhället.
metalaştırılması bizi doğadan koparır. Bir topluma ait olma duygusuna yabancılaştırıldığımız gibi, aynı.me irroitamme sen luonnosta samalla tavalla kun me irroitamme itsemme yhteisöstä.
metalaştırılması bizi doğadan koparır. Bir topluma ait olma duygusuna yabancılaştırıldığımız gibi, aynı.Przekształcając wszystko w towary, zostajemy odcięci od natury, podobnie jak od społeczności.
metalaştırılması bizi doğadan koparır.Privim natura ca pe o gramada de lucruri.
metalaştırılması bizi doğadan koparır.コミュニティーから切り離されます。
Miguel çok zengin bir sistem olduğunu, balıkların normalde doğada yemeleri gerekeni yediklerini söyledi.Då säger han att det är ett sånt rikt system, att fisken äter det den äter i det fria.
Miguel çok zengin bir sistem olduğunu, balıkların normalde doğada yemeleri gerekeni yediklerini söyledi.Então ele continuou explicando-me que o sistema é tão rico que os peixes comem o que comeriam no meio natural.
Miguel çok zengin bir sistem olduğunu, balıkların normalde doğada yemeleri gerekeni yediklerini söyledi.미구엘이 말하길 이런 풍요로운 시스템 안에서는 물고기들이 자연산과 똑같은 걸 먹는답니다.
Miguel çok zengin bir sistem olduğunu, balıkların normalde doğada yemeleri gerekeni yediklerini söyledi.Nos, azt mondja nekem, ez annyira gazdag rendszer, hogy a halak azt eszik, amit a vadonban ettek.
Miguel çok zengin bir sistem olduğunu, balıkların normalde doğada yemeleri gerekeni yediklerini söyledi."Wiesz", mówi mi, "to jest tak bogaty system, że ryby jedzą tylko to, co same znajdą.
Miguel çok zengin bir sistem olduğunu, balıkların normalde doğada yemeleri gerekeni yediklerini söyledi.И той ми обясни, че в такава богата система, рибата яде това, което би яла, ако беше на свобода.
Miguel çok zengin bir sistem olduğunu, balıkların normalde doğada yemeleri gerekeni yediklerini söyledi.Что ж, он сказал мне, что это настолько богатая система, что рыба ест то, что бы она ела в дикой среде.
Miguel çok zengin bir sistem olduğunu, balıkların normalde doğada yemeleri gerekeni yediklerini söyledi.אז, הוא ממשיך לספר לי זו מערכת כל כך עשירה, שהדגים אוכלים מה שהם אוכלים בטבע.
Miguel çok zengin bir sistem olduğunu, balıkların normalde doğada yemeleri gerekeni yediklerini söyledi.حسناً , أكمل قوله .. أن نظامهم هذا غنيٌ جداً حيث أن السمك يأكلون ما يؤكل في حياتهم البحرية ..
Miguel çok zengin bir sistem olduğunu, balıkların normalde doğada yemeleri gerekeni yediklerini söyledi.「生態系が豊かだから」 「魚は自然にあるものを食べているのさ」 「水草 植物プランクトン」
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Aflăm că au probabil un limbaj în sălbăticie.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Estamos a aprender que, provavelmente, eles têm uma linguagem na Natureza.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Estamos aprendiendo que probablemente tienen un lenguaje en su ambiente salvaje.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Kita belajar bahwa kemungkinan besar mereka punya bahasa di alam liar sana.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.그리고 우리는 저들이 야생의 삶에서 어떤 언어를 가지고 있으리란 걸 알게됩니다.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Megtudjuk, hogy valószínűleg van nekik egy saját nyelvük a vadonban is.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Myślimy, że na wolności mają prawdopodobnie własny język.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Nous sommes en train d'apprendre qu'ils ont probablement un langage dans la nature.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Opimme, että ne luultavasti käyttävät kieltä villissä luonnossa.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Stiamo imparando che probabilmente hanno un linguaggio in natura.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Vi lærer at de nok har et sprog i det vilde.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.We leren ook dat ze ook in het wild waarschijnlijk een taal hebben.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Wir lernen, dass sie wahrscheinlich in der Wildnis eine Sprache haben.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Мы выяснили, что в дикой природе у них, скорее всего, есть свой язык.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.Учим се, че те вероятно имат език в дивата природа.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.אנחנו לומדים שכנראה יש להם שפה בטבע.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.نتعلم أنه من المحتمل ان يكون لهم لغتهم الخاصة في البرية.
Muhtemelen vahşi doğada bir dilleri olduğunu öğreniyoruz.ボノボも私たちのように なろうと勉強しています
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.A construit, de fapt, un picior-bot inspirat de natură.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.Construyó, de hecho, un pie-bot escalador inspirado por la Naturaleza.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.Er hat quasi einen von der Natur inspirierten Fuß-boter gebaut.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.Ha costruito un piede robotico, ispirato alla Natura e in grado di arrampicarsi.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.Han har bygget and klatrende "fod-bot" inspireret af naturen.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.Hij heeft in feite een klimmende "voet-bot" gebouwd, geïnspireerd op de natuur.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.Il a construit en fait, un robot-pied grimpeur inspiré par la nature.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.그는 자연에서 영감을 받아 등반하는 발달린 로봇을 만들었습니다.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.Zdołał zbudować wspinającego się robota zainspirowanego naturą.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.Всъщност, изгради катерещ се стъпален бот, вдъхновен от природата.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.Он сконструировал скалолазного ного-робота, взял идею у природы.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.הוא בנה, למעשה, רגל רובוטית מטפסת בהשראת הטבע.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.في الواقع، هو بنى قدماً متسلقة مستلهمة فكرتها من الطبيعة.
O, aslında tırmanabilen ayağı doğadan ilham alarak yaptı.これがカトコスキーと彼の学生らが作成したデザインです
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Dar nimeni nu mai văzuse asta în natură.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Doch niemand hatte es je zuvor in der Natur gesehen.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Het punt is, dat niemand dit ooit had gezien in de natuur.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Jenže do té doby to nikdo v přírodě ještě neviděl.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.사람들은 자연에서 이런 조직을 이전에는 본적이 없었던거죠.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Le fait est que personne n'avait rencontré cela dans la nature auparavant.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Masalahnya adalah tidak ada yang pernah melihat ini sebelumnya di alam.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod