DNA barkodlama denir, gerçekten harika--تسمى بتوازي الحمض النووي، وأنها حقاً رائعة-
DNA barkodlama denir, gerçekten harika--キャビアが本当にチョウザメの卵なのか 寿司ネタが本当にマグロなのか
DNA bilgisi veya beyin bilgisi mesela.이것도 사실입니다.
DNA bilgisi veya beyin bilgisi mesela.כמו נתוני די.אנ.איי או נתוני מח.
DNA bilgisi veya beyin bilgisi mesela.كبيانات الحمض النووي أو الدماغ
DNA bilgisi veya beyin bilgisi mesela.値段を下げて需要量を補うだけではありません
DNA blokları koyabiliyorduk ve bu bloklar her çeşit hatayı kaldırabiliyordu.큰 DNA블록을 넣었던 부분처럼 여러 가지 오류들이 허용되는 부분도 있습니다.
DNA blokları koyabiliyorduk ve bu bloklar her çeşit hatayı kaldırabiliyordu.Что мы и сделали, поместив "водяные знаки" в тех зонах, где он игнорирует любые ошибки.
DNA blokları koyabiliyorduk ve bu bloklar her çeşit hatayı kaldırabiliyordu.בהם אפשר להכניס גושים גדולים של DNA, כפי שעשינו עם סימני המים, והוא יכול לסבול כל מיני סוגים של טעויות.
DNA blokları koyabiliyorduk ve bu bloklar her çeşit hatayı kaldırabiliyordu.التي يمكننا وضع كتل كبيرة من الـ DNA كما فعلنا ذلك في العلامات المائية والتي تحتمل جميع أنواع الاخطاء
DNA blokları koyabiliyorduk ve bu bloklar her çeşit hatayı kaldırabiliyordu.どんなエラーがあったとしても 問題がない部分が存在するのです このため エラーを発見して修正するのに
DNA bunları bilmiyordu.Ce n'est pas comme si l'ADN pouvait savoir.
DNA bunları bilmiyordu.Det er ikke som om DNA'et vidste det.
DNA bunları bilmiyordu.DNA는 아무 상관도 없습니다.
DNA bunları bilmiyordu.DNA neví, jak má co být.
DNA bunları bilmiyordu.DNAも、「おい、前かがみの四足より、立って歩いたほうがいいぜ。」なんて言わない。
DNA bunları bilmiyordu.Es ist nicht so, dass die DNA davon gewusst hätte.
DNA bunları bilmiyordu.Hal ini tidak seperti DNA yang kita ketahui.
DNA bunları bilmiyordu.Het is niet alsof het DNA het wist.
DNA bunları bilmiyordu.Não é como se o DNA soubesse.
DNA bunları bilmiyordu.Nem az volt, hogy a DNS tudta.
DNA bunları bilmiyordu.Nie chodzi też o to, że DNA coś wiedziało.
DNA bunları bilmiyordu.No es que el ADN supiera.
DNA bunları bilmiyordu.Nó không giống như DNA cho ta thấy.
DNA bunları bilmiyordu.Non è che il DNA lo sapesse.
DNA bunları bilmiyordu.Nu este ca si cum ADN-ul stia.
DNA bunları bilmiyordu.Δεν είναι όπως το DNA γνώριζε.
DNA bunları bilmiyordu.И ДНК не е знаела.
DNA bunları bilmiyordu.И ДНК тоже не в курсе.
DNA bunları bilmiyordu.Молекулі ДНК це не було відомо.
DNA bunları bilmiyordu.זה לא שהד.נ.א. ידע.
DNA bunları bilmiyordu.وكأن الحمض النووي يعرف كيفية التحول
DNA bunları kaydetti.Die DNS weiß Bescheid.
DNA bunları kaydetti.DNA는 알고있습니다.
DNA bunları kaydetti.DNA tahu.
DNA bunları kaydetti.El ADN sabe.
DNA bunları kaydetti.Il DNA lo sa.
DNA bunları kaydetti.L'ADN en sait quelque chose.
DNA bunları kaydetti.O ADN tem disso conhecimento.
DNA bunları kaydetti.ДНК знае.
DNA, bu salgıdan elde edilmişti; ve oldukça heyecan vericiydi.Au amplificat-o, au testat-o şi au găsit că "Da", era ADN de rechin peregrin, care se găsea în acea urmă.
DNA, bu salgıdan elde edilmişti; ve oldukça heyecan vericiydi.채취했다는 것을 알았죠. 그래서 그는 매우 기뻐했고
DNA, bu salgıdan elde edilmişti; ve oldukça heyecan vericiydi.Potwierdzili, że to DNA żarłacza olbrzymiego, pobrane ze śluzu. Był bardzo podekscytowany.
DNA çok uzun çizgisel bir molekül, kişinin nasıl kopyalanacağının kodlanmış hali.إنه فتيل خطي طويلة مشفر
DNA, bu salgıdan elde edilmişti; ve oldukça heyecan vericiydi.В крайна сметка той много се развълнува. Пробата стана известна като акулската слуз на Саймън.
DNA, bu salgıdan elde edilmişti; ve oldukça heyecan vericiydi.שהתקבל מכתם הריר. והוא היה מאד נלהב.
DNA, bu salgıdan elde edilmişti; ve oldukça heyecan vericiydi.وتم الحصول عليه من اللعاب وكان متحمساً تماماً
DNA, bu salgıdan elde edilmişti; ve oldukça heyecan vericiydi.彼はとても興奮したようです それは「サイモンのサメの粘液」として 知られるようになりました
DNA çekirdeğine yüklenilmesinden ... ... bir dizi olayları tetikler.이것이 FOXO로 하여금 DNA가 있는 세포핵으로 가는 것을 방해하는 일련의 작용들을 촉발시킵니다
DNA çekirdeğine yüklenilmesinden ... ... bir dizi olayları tetikler.Nó kích hoạt một chuỗi những sự kiện ngăn chặn FOXO khỏi thâm nhập nhân tế bào nơi chứa ADNA
DNA çekirdeğine yüklenilmesinden ... ... bir dizi olayları tetikler.הוא מתניע סדרה של ארועים שמונעים מה FOXO להיכנס אל הגרעין היכן שה DNA נמצא.
DNA çekirdeğine yüklenilmesinden ... ... bir dizi olayları tetikler.فيبدأ سلسلة من الأمور والتي تمنع "فوكسو" من الوصول الى النواة حيث يُجد الحمض النووي
DNA çekirdeğine yüklenilmesinden ... ... bir dizi olayları tetikler.取り込まれるのを妨げる 一連のイベントの引き金を引きます したがって遺伝子を活性化させることが出来ません
DNA çipleri yapmakla uğraşıyordum -- bu, DNA'nın cam üzerindeki baskısı.저는 DNA칩들을 만들며 어수선하게 지냈습니다 바로 유리위에 DNA를 찍어내면서 말입니다.
DNA çipleri yapmakla uğraşıyordum -- bu, DNA'nın cam üzerindeki baskısı.DNAをガラスにプリントするのです 小さな白い点が
DNA çipleri yapmakla uğraşıyordum -- bu, DNA'nın cam üzerindeki baskısı.התעסקתי בבניית שבבי דנ"א - כלומר, הדפסת דנ"א על זכוכית.
DNA çipleri yapmakla uğraşıyordum -- bu, DNA'nın cam üzerindeki baskısı.كنت أتسلى بصناعة شرائح الحمض النووي هذا معناه ( طبع الحمض النووي على الزجاج)
DNA, çok sade bir moleküldür.ADN-ul este o moleculă foarte elegantă.
DNA, çok sade bir moleküldür.DNA is een zeer elegant molecuul.
DNA, çok sade bir moleküldür.DNA ist ein sehr elegantes Molekül.