diz ile cümle

diz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.The sinners were seized by a blast from heaven, and lay overturned in their homes in the morning,
Sonra biz, Allah'tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.
Saf saf dizilenlere,I CALL TO witness those who stand arrayed in rows,
Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları,And acacia covered with heaps of bloom,
Rabbin(in emri) geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman (her şey ortaya çıkacaktır).And comes your Lord, and angels row on row,
(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz!"There is not one of us who does not have his appointed place," (declare the angels.)
Tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik.And tall date-palms with their spathes pile on pile
Meyva dizili muzlar,And acacia covered with heaps of bloom,
Dizilmiş koltuklar, yastıklar,Cushions arranged,
Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman,And comes your Lord, and angels row on row,
Yemin ederim o saf saf dizilenlere,[37,165]I CALL TO witness those who stand arrayed in rows,
Saf saf dizilenler biziz.[37,1]"And we are truly those who stand in rows,
Üstlerinde kuşların saf saf dizilip kanatlarını açıp yumarak dolaşmalarını hiç görmüyorlar mı?Do they not see the birds above them flying wings spread out or folded?
Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için:I CALL to witness the pen and what they inscribe,
Ama kim Rabbinin divanında durmaktan korkarsa,ve nefsini heva ve hevese uymaktan dizginlerse,But he who feared standing before his Lord, and restrained his self from vain desires,
Dizilmiş koltuklar, yastıklar...Cushions arranged,
Sonra, erdemlileri kurtaracağız. Zalimleri ise orada diz üstü bırakacağız.We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.
Onlar sırada diziliyken üzerlerinde ALLAH'ın ismini anmalısınız.So pronounce the name of God over them as they stand with their forefeet in a line.
Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık.We have determined for each community a way of worship which they follow.
Biz böylece onu belleğine yerleştirmekte ve onu belirlenmiş bir dizilişe göre okumaktayız.It was sent thus that We may keep your heart resolute. So We enunciated it by steps and distinctly.
And olsun sıralar halinde dizenlere,I CALL TO witness those who stand arrayed in rows,
Biz, dizenleriz,"And we are truly those who stand in rows,
Yastıklar dizilmiş,Cushions arranged,
Rabbin, dizi dizi meleklerle birlikte geldiği zaman,And comes your Lord, and angels row on row,
Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.Therefore the earthquake seized them, so at morning they remained lying flattened in their homes.
Derken o müthiş sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.Therefore the earthquake seized them – so at morning they remained lying flattened in their homes.
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.Reclining on thrones, in rows; and We have wedded them to maidens with gorgeous eyes.
Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.Therefore the earthquake seized them, so at morning they remained lying flattened in their homes.
Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer.(Allah gave the knowledge of the hidden to the Holy Prophet – peace and blessings be upon him.)
Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.Therefore the earthquake seized them, so at morning they remained lying flattened in their homes.
Safsaf dizilmiş tahtlara dayanarak ve onları, iri gözlü hurilerle evlendiririz.Reclining on thrones, in rows; and We have wedded them to maidens with gorgeous eyes.
Bunun üzerine onlarrı o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü dona kaldılar.Therefore the earthquake seized them, so at morning they remained lying flattened in their homes.
Derken o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar.Therefore the earthquake seized them – so at morning they remained lying flattened in their homes.
" Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak"Onları, ceylan gözlü hurilerle evlendirmişizdir:Reclining on thrones, in rows; and We have wedded them to maidens with gorgeous eyes.
Derken o (müthiş) sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.Therefore the earthquake seized them – so at morning they remained lying flattened in their homes.
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik.Reclining on thrones, in rows; and We have wedded them to maidens with gorgeous eyes.
Bunun üzerine, onları o sarsıntı yakaladı; evlerinde dizüstü çöküverdiler.Therefore the earthquake seized them, so at morning they remained lying flattened in their homes.
Bunun üzerine onları bir sarsıntı yakaladı da evlerinde diz üstü çöküverdiler.Therefore the earthquake seized them – so at morning they remained lying flattened in their homes.
Dizilmiş koltuklara yaslanmışlardır ve onları güzel eşlerle eşlendirmişizdir.Reclining on thrones, in rows; and We have wedded them to maidens with gorgeous eyes.
Dolaşır çevrelerinde, sürekli görevlendirilmiş gençler. Görseydin onları, dizilmiş inciler sanırdın.Immortal youths shall go about them; when thou seest them, thou supposest them scattered pearls,
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak.Reclining on couches ranged.
Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.Reclining on couches ranged.
Her ümmeti diz üstü çökmüş olarak görürsün. Her ümmet kitabına çağrılır.And thou shalt behold each community kneeling; each community shall be summoned to its Book.
Ve görürsün ki her ümmet, diz çökmüş, kendi kitabına çağrılmada.And thou shalt behold each community kneeling; each community shall be summoned to its Book.
O gün tüm ümmetleri, toplanıp diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına davet edilir.And thou shalt behold each community kneeling; each community shall be summoned to its Book.
Art arda dizilmiş koltuklar üzerinde yaslanmış olarak."Reclining on couches ranged.
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar.Reclining on couches ranged.
Nûn. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için:Nun By the pen and by that which they inscribe.
Onlar sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Kendilerine temiz ve güzel hurileri de eş yaparız.And We shall marry them to Houris (female, fair ones) with wide lovely eyes.
Onu yalanladılar, bu yüzden onları (o müthiş) deprem yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.But they rejected him, so the tremor overtook them, and they were left motionless in their homes.
Onu yalanladılar, nihayet kendilerini bir deprem yakaladı ve evlerinde diz üstü çöküp kaldılar.But they rejected him, so the tremor overtook them, and they were left motionless in their homes.
O gün sen, her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün.On that Day you shall see every people fallen on their knees.
Sonra cehennemin yanında diz çöktürerek hazır bulunduracağız.Then We will surely bring them all, on their knees, around Hell,
Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.So a mighty earthquake overtook them, and by the morning they lay overturned in their houses.
Her ümmeti diz üstü çökmüş olarak görürsün.On that Day you shall see every people fallen on their knees.
O gün tüm ümmetleri, toplanıp diz çökmüş görürsün.On that Day you shall see every people fallen on their knees.
Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.So a mighty earthquake overtook them, and by the morning they lay overturned in their houses.
O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün.On that Day you shall see every people fallen on their knees.
Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.So a mighty earthquake overtook them, and by the morning they lay overturned in their houses.
Sonra onları cehennemin çevresine getireceğiz. Diz çökmüş halde...Then We will surely bring them all, on their knees, around Hell,

İlgili Sayfalar