Bakın, ben Pavlus size diyorum ki, sünnet olursanız Mesihin size hiç yararı olmaz.我 保羅 告訴 你 們 、 若 受 割禮 、 基督 就 與 你 們無 益 了
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Cậu này, kể từ giờ đừng đến đây nữa. Được không?
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Du, kom inte hit från och med nu. OKej?
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Du, komm von nun an nicht mehr. Okay?
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı? GELME!니 인제 절대로 오지마라. 알았지? 오지마라!
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı? GELME!!أنتِ, لا تأتي إلى هنا من الآن فصاعداً. حسناً؟ لا تأتي
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı? GELME!あっ ミナ
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Jij, kom niet meer vanaf nu aan. Oké?
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Kau, jangan datang kemari mulai sekarang. Mengerti?
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Sa nu mai vii de acum. Bine? Sa nu mai vii!
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Toi, ne viens plus maintenant. D'accord ?
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Tu, non venire più d'ora in poi. Capito?
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Ty, nie przychodź tu juz więcej. Rozumiesz? Nie przychodź!
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Εσύ, από εδώ και πέρα μην ξανάρθεις εδώ. Εντάξει; Μην ξανάρθεις!
Bak sana diyorum, bir daha buraya gelme tamam mı?Всё, больше не приходи сюда! Поняла?
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.Avrei dovuto sicuramente capire che stava flirtando con me.
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.Debería haberme dado cuenta de que coqueteaba conmigo. Creo que en cierto grado
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.Ich hätte definitiv erkennen sollen, dass er mit mir geflirtet hat.
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.J'aurais dû comprendre qu'il flirtait avec moi. D'une certaine manière, je me disais :
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.Jeg burde helt klart have indset at han flirtede med mig.
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.Určitě jsem si měla uvědomit, že se mnou flirtoval.
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.Σίγουρα μου είχε γίνει κατανοητό ότι με φλέρταρε.
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.А наистина трябваше да съм разбрала, че той флиртуваше с мен. Така си мисля, до известна степен.
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.Я определенно должен был понимать, что он флиртует со мной.
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.بالتأكيد كان يجب أن أفهم أنه كان يغازلني أعتقد أنني إلى حدٍّ ما كنتُ كأنني
Bakýnca, benimle flört ettiđini anlamýţ olmam gerekliydi diyorum.私は、とんでもない、ありえないわ、だから そんなことは起きないんだって振る舞おうとしていた。
Bazen şöyle diyorum; Bilinç bir problem yaratıyor, bu problemin aşılmasını deneyimlemek için.A veces digo la conciencia crea un problema con el fin de trascender el problema.
Bazen şöyle diyorum; Bilinç bir problem yaratıyor, bu problemin aşılmasını deneyimlemek için.A volte dico la coscienza crea un problema per fare esperienza di trascendere il problema.
Bazen şöyle diyorum; Bilinç bir problem yaratıyor, bu problemin aşılmasını deneyimlemek için.Czasami świadomośc tworzy problem w celu doświadczenia przekroczenia problemu.
Bazen şöyle diyorum; Bilinç bir problem yaratıyor, bu problemin aşılmasını deneyimlemek için.Joskus sanon, että tietoisuus luo ongelman kokeakseen ongelman ylityksen.
Bazen şöyle diyorum; Bilinç bir problem yaratıyor, bu problemin aşılmasını deneyimlemek için.Někdy říkám, že Vědomí vytvoří problém, aby zažilo jeho překonání.
Bazen şöyle diyorum; Bilinç bir problem yaratıyor, bu problemin aşılmasını deneyimlemek için.Parfois je dis que la Conscience crée un problème de façon à faire l'expérience de transcender le problème.
Bazen şöyle diyorum; Bilinç bir problem yaratıyor, bu problemin aşılmasını deneyimlemek için.Я бы сказал что иногда осознанность создает проблему чтобы пережить опыт превосхождения этой проблемы.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Alors, peut-être la vraie question est, vous savez, je regarde la vie et je vois deux leçons maîtresses.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Als ik naar het leven kijk zie ik twee hoofdlessen.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Aşadar poate că întrebarea adevărată e, știţi, mă uit la viaţă şi spun că sunt două lecţii principale.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Entonces tal vez la pregunta realmente es ¿Saben? yo veo la vida y digo que hay dos lecciones principales.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.제 삶을 보고 말하건데, 삶에는 크게 두가지 큰 레슨이 있다는 것입니다.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Quindi probabilmente la vera domanda è, sapete, guardo alla vita e dico che ci sono 2 lezioni fondamentali.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Takže možná skutečná otázka je, víte, dívám se na život a říkám, že jsou tu dvě hlavní úlohy.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Takže možno skutočná otázka je, viete, pozerám sa na život a hovorím, že sú tu dve hlavné úlohy.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Talvez a verdadeira questão seja, eu olho para a vida e digo que há duas lições mestras.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Tehát lehet, hogy az igazi kérdés, az életben szerintem két fő tanulság van.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Vậy có lẽ câu hỏi thực sự là, bạn biết đó, tôi nhìn vào cuộc sống và nhận ra hai bài học lớn.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Vielleicht ist die wirkliche Frage -- ich schaue auf das Leben und sage: Es gibt zwei große Lektionen.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Το πραγματικό ερώτημα είναι, ξέρετε, κοιτάω τη ζωή και λέω ότι υπάρχουν δύο βασικά μαθήματα.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Отже, може, справжнє питання в тому, знаєте, я дивлюсь на життя й кажу, що є два головні уроки.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.Така че, може би въпросът е, в живота, смятам, има два основни урока.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.אתם יודעים, אני מסתכל על החיים ואומר שישנם שני שיעורים עיקריים.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.تعرفون ، أنا أنظر للحياة وأقول هناك درسان رئيسيين.
Belki de esas soru şudur, bilirsiniz, hayata bakıyorum ve diyorum ki iki önemli ders var.人生を見ていると 2つ大きな教訓があって 1つは達成の科学
Ben 3 gün diyorum3 ngày thôi chứ
Ben 3 gün diyorumÉn három napot mondok!
Ben 3 gün diyorumEu zic trei zile.
Ben 3 gün diyorumHovorím tri dni.
Ben 3 gün diyorumIch sage drei Tage.
Ben 3 gün diyorumIk zeg 3 dagen.
Ben 3 gün diyorumJag skulle gissa tre dagar!
Ben 3 gün diyorumJa mówię, że najwyżej trzy dni.
Ben 3 gün diyorumJá říkám tři dny.