İnsanların kelimenin tam anlamıyla gözleri parlıyor ve aynen şöyle diyorlar:그야말로 그들의 눈이 빛나면서,
İnsanların kelimenin tam anlamıyla gözleri parlıyor ve aynen şöyle diyorlar:Ochii li se luminează, la propriu, și spun:
İnsanların kelimenin tam anlamıyla gözleri parlıyor ve aynen şöyle diyorlar:Oczy im błyszczą. Mówią:
İnsanların kelimenin tam anlamıyla gözleri parlıyor ve aynen şöyle diyorlar:Os seus olhos iluminam-se literalmente, e dizem coisas como:
İnsanların kelimenin tam anlamıyla gözleri parlıyor ve aynen şöyle diyorlar:Их глаза буквально светились, и они говорили такие вещи, как: "Я тоже хочу такую коляску!", или:
İnsanların kelimenin tam anlamıyla gözleri parlıyor ve aynen şöyle diyorlar:Очите им буквално блесват и казват неща като:
İnsanların kelimenin tam anlamıyla gözleri parlıyor ve aynen şöyle diyorlar:עיניהם ממש בורקות, והם אומרים דברים כמו:
İnsanların kelimenin tam anlamıyla gözleri parlıyor ve aynen şöyle diyorlar:يظهر ذلك البريق في أعينهم
İnsanların kelimenin tam anlamıyla gözleri parlıyor ve aynen şöyle diyorlar:佢哋對眼當堂發晒光
İnsanların kelimenin tam anlamıyla gözleri parlıyor ve aynen şöyle diyorlar:「私も同じものが欲しい」とか-
İşbirliği yapmayacağım." diyorlar.אני לא רוצה להיות פראייר. אני לא הולך לשתף פעולה. "
İnsanlar kendilerine soruyorlardı. Diyorlardı kiA otázka tedy zněla takto:
İnsanlar kendilerine soruyorlardı. Diyorlardı kiE as pessoas perguntavam:
İnsanlar kendilerine soruyorlardı. Diyorlardı kiE la gente mi chiedeva:
İnsanlar kendilerine soruyorlardı. Diyorlardı kiEntonces la gente comenzó a preguntarse,
İnsanlar kendilerine soruyorlardı. Diyorlardı kiFolk frågade mig då,
İnsanlar kendilerine soruyorlardı. Diyorlardı ki그래서 사람들은 이런 질문을 했죠.
İnsanlar kendilerine soruyorlardı. Diyorlardı kiאנשים שאלו שאלה. הם שאלו,
İnsanlar kendilerine soruyorlardı. Diyorlardı kiحتى أن الناس كانوا يطرحون هذا السؤال. وكانوا يقولون :
İnsanlar kendilerine soruyorlardı. Diyorlardı ki「中国は我々のミルクシェイクを飲み干そうとしているのか?」
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"Älkää saarnatko", saarnaavat he, "sellaisista ei pidä saarnata; eikö väisty pois häpäiseminen?"
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Chúng nó sẽ không nói tiên tri cùng các người nầy: sự sỉ nhục sẽ chẳng cất khỏi.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Chúng_nó sẽ không nói tiên_tri cùng các người nầy : sự sỉ_nhục sẽ chẳng cất khỏi .
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››그들이 말하기를 너희는 예언하지 말라 이것은 예언할 것이 아니어늘 욕하는 말을 그치지 아니한다 하는도다
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Não profetizeis; assim profetizam eles, - não se deve profetizar tais coisas; não nos alcançará o opróbrio.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››„Ne oznanjajte!“ oznanjajo lažiproroki. Ako se ne oznanja onim, ne mine sramota.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Ne prophétisez pas! disent-ils. Qu`on ne prophétise pas de telles choses! Les invectives n`ont point de fin! -
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Neprorokujte. Budou prorokovati, ale nebudou těmto prorokovati, a neponesou pohanění.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Neprorokujte! prorokujú. Keď nebudú týmto prorokovať, neuhnú pohanenia.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"¡No prediquéis!", predican ellos. "¡No prediquéis sobre tales cosas, pues la afrenta no nos alcanzará!
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››"Præk ikke!" så præker de, "man præker ikke om sligt; får hans Smæden ej Ende?" Hvad siger du, Jakobs Hus?
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Predigt nicht! predigen sie, denn solche Predigt trifft uns nicht; wir werden nicht so zu Schanden werden.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››prófétáljatok! prófétálnak õk. [Ha ]nem prófétálnak ezeknek, nem múlik el a gyalázat!
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Μη προφητευετε, οι προφητευοντες δεν θελουσι προφητευσει εις αυτους η αισχυνη αυτων δεν θελει απομακρυνθη.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››Не пророчествуйте, пророки; не пророчествуйте им, чтобы не постигло вас бесчестие.
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››אל תטפו יטיפון לא יטפו לאלה לא יסג כלמות׃
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››يتنبأون قائلين لا تتنبأوا. لا يتنبأون عن هذه الأمور لا يزول العار
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››他 們 〔 或 作 假 先 知 〕 說 、 你 們 不 可 說 豫 言 、 不 可 向 這 些 人 說 豫 言 、 不 住 地 羞 辱 我 們
İnsanlar, ‹‹Peygamberlik etmeyin›› diyorlar, ‹‹Bu konularda peygamberlik etmemeli. Utandırılmayacağız.››他 們 〔 或 作假 先知 〕 說 、 你 們不可說豫 言 、 不 可 向 這些 人 說豫 言 、 不 住地 羞辱 我 們
İnsanlar 'Şuna ihtiyacım var' demekten geçtiler, 'Şuna sahip olsam daha iyi hissederdim' diyorlar.La gente è passata da :"Ho bisogno..." a,"Mi sentirei meglio se avessi..."
İnsanlar 'Şuna ihtiyacım var' demekten geçtiler, 'Şuna sahip olsam daha iyi hissederdim' diyorlar.La gente ha pasado de "Necesito..", a, "Me sentiría mejor si tuviera".
İnsanlar 'Şuna ihtiyacım var' demekten geçtiler, 'Şuna sahip olsam daha iyi hissederdim' diyorlar.Orang-orang telah lulus dari "Saya perlu ..", untuk, "Aku akan merasa lebih baik jika aku punya".
İnsanlar 'Şuna ihtiyacım var' demekten geçtiler, 'Şuna sahip olsam daha iyi hissederdim' diyorlar.Хората са преминали от "Имам нужда от..." до "Ще се чувствам по-добре, ако имам...".
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?A povedal im: Ako to hovoria, že Kristus je synom Dávidovým?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Daarna had Hij een vraag voor hen: "Waarom wordt gezegd dat de Christus rechtstreeks van David zal afstammen?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Ðức Chúa Jêsus hỏi họ rằng: Làm sao người ta nói được rằng Ðấng Christ là con vua Ða-vít?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Ðức_Chúa_Jêsus hỏi họ rằng : Làm_sao người_ta nói được rằng Ðấng_Christ là con vua Ða - vít ?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Egli poi disse loro: «Come mai dicono che il Cristo è figlio di Davide
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Él les dijo: --¿Cómo dicen que el Cristo es hijo de David
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Er sprach aber zu ihnen: Wie sagen sie, Christus sei Davids Sohn?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?I rzekł do nich: Jakoż powiadają, że Chrystus jest synem Dawidowym?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Isus le -a zis: ,,Cum se zice că Hristosul este fiul lui David?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Jésus leur dit: Comment dit-on que le Christ est fils de David?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Jesus, porém, lhes perguntou: Como dizem que o Cristo é filho de Davi?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?예수께서 저희에게 이르시되 사람들이 어찌하여 그리스도를 다윗의 자손이라 하느냐
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Men han sade till dem: »Huru kan man säga att Messias är Davids son?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Men han sagde til dem: "Hvorledes siger man, at Kristus er Davids Søn?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Men han sa til dem: Hvorledes kan det sies at Messias er Davids sønn?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Monda pedig nékik: Mimódon mondják, hogy a Krisztus Dávidnak fia?
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Nasıl oluyor da, ‹Mesih Davutun Oğludur› diyorlar?Niin hän sanoi heille: "Kuinka he voivat sanoa, että Kristus on Daavidin poika?