"Başarısızsın." diyorlar.يصرخون "أنت فاشل"
"Başarısızsın." diyorlar.(笑)
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››(40:9) „слово велиала пришло на него; он слег; не встать ему более".
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››(41:9) Il est dangereusement atteint, Le voilà couché, il ne se relèvera pas!
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››"Algo abominable se ha derramado sobre él. El que cayó en la cama no se volverá a levantar.
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Alguma coisa ruim se lhe apega; e agora que está deitado, não se levantará mais.
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Alle de som hater mig, hvisker sammen imot mig; de optenker imot mig det som er mig til skade:
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Contro di me sussurrano insieme i miei nemici, contro di me pensano il male
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››De som hata mig tassla alla med varandra mot mig; de tänka ut mot mig det som är mig till skada.
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››"En dødelig Sot har grebet ham; han ligger der - kommer aldrig op!"
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››,,Este atins rău de tot, -zic ei-iată -l culcat, n'are să se mai scoale!``
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Kaikki minun vihamieheni minusta keskenään kuiskuttelevat ja hankitsevat minulle pahaa:
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Kata mereka, "Penyakitnya parah sekali, ia tak mungkin bangun lagi.
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››이르기를 악한 병이 저에게 들었으니 이제 저가 눕고 다시 일지 못하리라 하오며
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Minden gyûlölõm együtt suttog reám, gonoszat koholnak ellenem:
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Một thứ bịnh ác dính đeo trên mình nó ; Kìa , bây_giờ nó nằm rồi , ắt sẽ chẳng hề chổi dậy nữa .
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Một thứ bịnh ác dính đeo trên mình nó; Kìa, bây giờ nó nằm rồi, ắt sẽ chẳng hề chổi dậy nữa.
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Sie haben ein Bubenstück über mich beschlossen: "Wenn er liegt, soll er nicht wieder aufstehen."
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Społem przeciwko mnie szepczą wszyscy, którzy mię mają w nienawiści, a myślą złe o mnie,
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Spolu si šepcú zlé proti mne všetci, ktorí ma nenávidia. Vymýšľajú proti mne, čo by mi bolo zlé.
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Sšeptávají se spolu proti mně všickni, kteříž mne nenávidí, a přičítají mi zlé věci, říkajíce:
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Stvar silno huda se ga je prijela, in ker je obležal, ne vstane več.
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Zij die mij haten, steken hun hoofden bij elkaar en fluisteren over mij:
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Πραγμα κακον εκολληθη εις αυτον και κατακοιτος ων δεν θελει πλεον σηκωθη.
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››Някаква лоша болест го е сполетяла, И като е легнал няма вече да стане.
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››דבר בליעל יצוק בו ואשר שכב לא יוסיף לקום׃
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››يقولون امر رديء قد انسكب عليه. حيث اضطجع لا يعود يقوم.
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››他 們 說 、 有 怪 病 貼 在 他 身 上 . 他 已 躺 臥 、 必 不 能 再 起 來
‹‹Başına öyle kötü bir şey geldi ki›› diyorlar, ‹‹Yatağından kalkamaz artık.››他 們說 、 有 怪病 貼 在 他 身上 . 他 已 躺臥 、 必 不 能 再起來
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Ale hovorili: Nie na sviatok, aby snáď nebola vzbura ľudu.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Ale pravili: Ne v svátek, aby snad nebyl rozbroj v lidu.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Căci ziceau: ,,Nu în timpul praznicului, ca nu cumva să se facă turburare în norod.``
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Car ils disaient: Que ce ne soit pas pendant la fête, afin qu`il n`y ait pas de tumulte parmi le peuple.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.De sade nämligen: »Icke under högtiden, för att ej oroligheter skola uppstå bland folket.»
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Dicevano infatti: «Non durante la festa, perché non succeda un tumulto di popolo»
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.for de sa: Ikke på høitiden, forat det ikke skal bli opstyr blandt folket.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Kajti govorili so: Ne na praznik, da se morda ljudstvo ne upre.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.가로되 민요가 날까 하노니 명절에는 말자 하더라
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Lecz mówili: Nie w święto, aby snać nie był rozruch między ludem.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı."Maar niet met Pasen", zeiden zij, "want dan komt er een geweldige opstand van."
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Mert azt mondják vala: Ne az ünnepen, hogy a nép fel ne zendüljön.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Pois eles diziam: Não durante a festa, para que não haja tumulto entre o povo.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.pues decían: "No en la fiesta, de modo que no se haga alboroto en el pueblo.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Sie sprachen aber: Ja nicht auf das Fest, daß nicht ein Aufruhr im Volk werde!
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Sillä he sanoivat: "Ei juhlan aikana, ettei syntyisi meteliä kansassa".
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı."Tetapi jangan kita lakukan itu pada waktu perayaan," kata mereka, "sebab nanti timbul huru-hara.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Thi de sagde: "Ikke på Højtiden, for at der ikke skal blive Oprør iblandt Folket."
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Vì họ nói rằng : Chẳng nên làm_việc nầy trong này lễ , sợ sanh sự xôn_xao trong dân_chúng .
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Vì họ nói rằng: Chẳng nên làm việc nầy trong này lễ, sợ sanh sự xôn xao trong dân chúng.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Ελεγον δε, Μη εν τη εορτη, μηποτε γεινη θορυβος του λαου.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Защото думаха: Да не стане на празника, за да се не подигне вълнение между народа.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.но говорили: только не в праздник, чтобы не произошло возмущения в народе.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.Та казали: Тільки не в сьвято, щоб бучі не було в народі.
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.ויאמרו אך לא בחג פן תהיה מהומה בעם׃
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.ولكنهم قالوا ليس في العيد لئلا يكون شغب في الشعب
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.只 是 說 、 當 節 的 日 子 不 可 、 恐 怕 百 姓 生 亂
‹‹Bayramda olmasın, yoksa halk arasında kargaşalık çıkar›› diyorlardı.只是 說 、 當節 的 日子 不 可 、 恐怕 百姓 生亂
Bazen içlerinde okuma isteği olmuyor ve diyorlar ki;Ibland när de inte har det i sig säger de:
Bazen içlerinde okuma isteği olmuyor ve diyorlar ki;Às vezes eles não o têm lá dentro, e dizem:
Bazen içlerinde okuma isteği olmuyor ve diyorlar ki;Câteodată n-au chef, şi zic: