Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Dødens rep hadde omspent mig, og dødsrikets angster hadde funnet mig; nød og sorg fant jeg.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.사망의 줄이 나를 두르고 음부의 고통이 내게 미치므로 내가 환난과 슬픔을 만났을 때에
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Kuoleman paulat piirittivät minut, tuonelan ahdistukset kohtasivat minua; minä jouduin hätään ja murheeseen.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Mă înfăşuraseră legăturile morţii, şi m'apucaseră sudorile mormîntului; eram pradă necazului şi durerii.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Mi stringevano funi di morte, ero preso nei lacci degli inferi. Mi opprimevano tristezza e angosci
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Obdale so me smrtne vezi in me zadele peklenske stiske, prišel sem v nadlogo in žalost.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Obklíčilyť mne byly bolesti smrti, a úzkosti hrobu potkaly mne; sevření a truchlost přišla na mne.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Ogarnęły mię były boleści śmierci, a utrapienia grobu zjęły mię; ucisk i boleść przyszła na mię.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Os laços da morte me cercaram; as angústias do Seol se apoderaram de mim; sofri tribulação e tristeza.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Stricke des Todes hatten mich umfangen, und Ängste der Hölle hatten mich getroffen; ich kam in Jammer und Not.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Toen de dood mij omknelde en de angst voor de dood mij aangreep, was ik wanhopig en vreselijk benauwd.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Πονοι θανατου με περιεκυκλωσαν, και στενοχωριαι του αδου με ευρηκαν θλιψιν και πονον απηντησα.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.Връзките на смъртта ме обвиха, И мъките на преизподнята ме намериха; Скръб и беда срещнах.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.אפפוני חבלי מות ומצרי שאול מצאוני צרה ויגון אמצא׃
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.اكتنفتني حبال الموت اصابتني شدائد الهاوية. كابدت ضيقا وحزنا.
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.死 亡 的 繩 索 纏 繞 我 、 陰 間 的 痛 苦 抓 住 我 . 我 遭 遇 患 難 愁 苦
Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı, Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.死亡 的 繩索纏繞 我 、 陰間 的 痛苦 抓住 我 . 我 遭遇 患難 愁苦
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.A pokol pedig és a halál vettetének a tûznek tavába. Ez a második halál, a tûznek tava.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.A śmierć i piekło wrzucone są w jezioro ogniste. Tać jest wtóra śmierć.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.A smrť a peklo boly uvrhnuté do toho ohnivého jazera. Toto ohnivé jazero je tá druhá smrť.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Ðoạn , Sự_Chết và Aâm phủ bị quăng xuống hồ lửa . Hồ lửa là sự chết thứ_hai .
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Ðoạn, Sự Chết và Aâm phủ bị quăng xuống hồ lửa. Hồ lửa là sự chết thứ hai.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.E a morte e o hades foram lançados no lago de fogo. Esta é a segunda morte, o lago de fogo.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Et la mort et le séjour des morts furent jetés dans l`étang de feu. C`est la seconde mort, l`étang de feu.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Het graf en het dodenrijk werden in de poel van vuur gegooid. Dat is de tweede dood.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Ja Kuolema ja Tuonela heitettiin tuliseen järveen. Tämä on toinen kuolema, tulinen järvi.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Kemudian Maut dan Alam Maut dilemparkan ke dalam lautan api. (Lautan api ini adalah kematian tahap kedua.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.사망과 음부도 불못에 던지우니 이것은 둘째 사망 곧 불못이라
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Och döden och dödsriket blevo kastade i den brinnande sjön; detta, den brinnande sjön, är den andra döden.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Og Døden og Dødsriget bleve kastede i Ildsøen. Dette er den anden Død, Ildsøen.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Og døden og dødsriket blev kastet i ildsjøen. Dette er den annen død: ildsjøen.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Poi la morte e gli inferi furono gettati nello stagno di fuoco. Questa è la seconda morte, lo stagno di fuoco
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Şi Moartea şi Locuinţa morţilor au fost aruncate în iazul de foc. Iazul de foc este moartea a doua.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Smrt pak a peklo uvrženi jsou do jezera ohnivého, a toť jest smrt druhá.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Und der Tod und die Hölle wurden geworfen in den feurigen Pfuhl. das ist der andere Tod.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Y la Muerte y el Hades fueron lanzados al lago de fuego. Ésta es la muerte segunda, el lago de fuego
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.Και ο θανατος και ο αδης ερριφθησαν εις την λιμνην του πυρος ουτος ειναι ο δευτερος θανατος.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.А смерть і пекло вкинуто в озеро огняне. Се друга смерть.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.И смерть и ад повержены в озеро огненное. Это смерть вторая.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.והמות והשאול השלכו באגם האש והוא המות השני׃
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.وطرح الموت والهاوية في بحيرة النار. هذا هو الموت الثاني.
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.死 亡 和 陰 間 也 被 扔 在 火 湖 裡 . 這 火 湖 就 是 第 二 次 的 死
Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.死亡 和 陰間 也 被 扔在 火 湖裡 . 這火湖 就 是 第二 次 的 死
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Come gli inferi e l'abisso non si saziano mai, così non si saziano mai gli occhi dell'uomo
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Con mắt loài người chẳng hề chán, Cũng như âm phủ và vực sâu không hề đầy vậy.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Con mắt loài_người chẳng hề chán , Cũng_như âm_phủ và vực sâu không hề đầy vậy .
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Di dunia orang mati, selalu ada tempat; begitu pula keinginan manusia tidak ada batasnya
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Dødsrige og Afgrund kan ikke mættes, ej heller kan Menneskens Øjne mættes.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Dödsriket och avgrunden kunna icke mättas; så bliva ej heller människans ögon mätta.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Dødsriket og avgrunnen blir ikke mette, og menneskenes øine blir heller ikke mette.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.După cum locuinţa morţilor şi adîncul nu se pot sătura, tot aşa nici ochii omului nu se pot sătura. -
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.El Seol y el Abadón nunca se sacian; así nunca se sacian los ojos del hombre
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Grob [Hebr. šeol.] in poguba se ne nasitita, tudi oči človeške se ne nasitijo.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Hel en verderf zijn nooit te verzadigen; datzelfde geldt voor de verlangens van een mens.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Hölle und Abgrund werden nimmer voll, und der Menschen Augen sind auch unersättlich.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.int] a sír és a pokol meg nem elégednek, [úgy] az embernek szemei meg nem elégednek.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.음부와 유명은 만족함이 없고 사람의 눈도 만족함이 없느니라
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Le séjour des morts et l`abîme sont insatiables; De même les yeux de l`homme sont insatiables.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.O Seol e o Abadom nunca se fartam, e os olhos do homem nunca se satisfazem.
Ölüm ve yıkım diyarı insana doymaz, İnsanın gözü de hiç doymaz.Peklo a zahynutie sa nenasýtia, a tak sa nenasýtia ani oči človeka.