Ana içeriğe geç
Sözlük

direkt ile cümle

direkt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
UN Women Yetkili Direktörü ve saygıdeğer katılımcılar.Executive Director of UN Women, and distinguished guests.
Direkt olarak onun alnına işaret etmeni istiyorum, tamam.I want you to point directly at his forehead. OK.
Direkt olarak onun alnına işaret et, sadece baskının gitmesini istediğin zaman bir daha deneyeceğiz.Point directly at his forehead. Only when you want the pressure released, we'll try it again.
Basit bir sonuç, hatta belki de, bakınca direkt doğru gibi gözüküyor.A fairly simple result, that maybe is even, if you look at this, that looks about right.
Burada bir gerçek var, sanki, etrafımızda var olanın gerçekten direkt bir reddi.Here's a really, a kind of, really direct rejection of so much of...
Çünkü bu direkt eksi 3, değil mi?Because it's just minus 3, right?
Direkt olarak çözebiliriz fakat sormak istedikleri daha farklı bir şeymiş gibi gözüküyor. .Now, we could just go and solve it, but it looks like they want to ask something else.
Bırak da direkt sorayım.We're both busy, so let me ask you briefly.
Işığın bir dalgaboyundan daha küçükler, bu yüzden onları direkt olarak gözlemleyemiyoruz.They're smaller than a wavelength of light, so we have no way to directly observe them.
Ve bu mikrop hayvanların aşırı tüketiminin direkt sonucu, özellikle de domuzun.And this bug mutated as a direct result of our mass consumption of animals, particularly pork.
Ve merhameti gerçekleştirdiler direkt bir hareketle.And they have actualized compassion through direct action.
Direkt elde edilen toplam net ATP glikoliz iki ATP.So total net ATPs directly generated from glycolysis is two ATPs.
Tabii, bunlara parasal sistemin direkt bir sonucu olan yolsuzluğu katmıyoruz bile.26 years old Esteban Carpio is being questioned about the murderer of an elderly woman.
Bu şirketin departman direktörü.He is the department director at this company.
Herkes departman direktörüyüm diyor.Everyone claims to be a department director.
Direkt olarak böyle yazabiliriz.We could have just written it like that.
Ya kanseri direkt olarak hedef alan diğer tedaviler?How about more targeted therapies for cancer?
Kutum, kartım, "erkek kutusu" kartım direkt olarak tehlikedeydi.Now my box, my card, my man box card, was immediately in jeopardy.
Çevresindeki yolcu ile direkt olarak etkileşecek.It will communicate directly with the passenger in its environment.
Basılı iş direkttir.Prints are direct.
Bu şekilde direkt çalışmak insanı özgürleştiriyor.It's very freeing to work so directly.
Ben sana direkt soru sormadıkça cevap verme.Don't you answer me, unless I ask you a direct question.
Bu aslında glikolizde ve Krebs döngüsünde direkt olarak ATP üretmemiz oluyor. . .This is actually what happens when the ATP is produced directly in glycolysis in the Krebs cycle.
Mali İşler Direktörü (CFO) büyük olasılıkla ekonomik alıcıdır.The chief financial officer is more than likely the economic buyer.
Bilişim Direktörü (CIO) büyük ihtimalle karar alıcıdır.The ClO is more than likely the decision maker.
Onlara sanat direktörü olmak için orada çalışmaya karar verdim.I decided to be -- to work for them as an art director.
Direkt olarak bu formülü kullanabilir miyiz? Hayır!Can we use this equation directly?
6 artı (-3) yani direkt 6-3 ve sonra eksi kere eksi, artı 9x.So 6 plus -3, or just 6-3, and then a minus times a minus plus 9x.
Bu bankanın direktörü, hala gülümserken. gülüşmelerThis was the director of the bank when he was still smiling. (Laughter)
Bunu direkt olarak hesaplayabiliriz.Now, we could just do it kind of the brute force way.
Web sayfamızdan onlara direkt olarak ulaşmayı basit bir hale getirdik.So we targeting them
Bu yaklaşım o kadar iyi işliyor ki beyne direkt olarak tamamen yapay mesajlar yazabiliyoruz.The approach works so well that we can write purely artificial messages directly to the brain.
Bu direkt olarak bizim tanımımızdan gelir.It just comes straight out of the definition.
Ayrıca perakende satışlarda, direkt müşteri hizmetlerinde.Ayrıca perakende satışlarda, direkt müşteri hizmetlerinde.
KFC ve kafe gibi yerlerde bizim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.KFC ve kafe gibi yerlerde senin benim gibi insanlarla direkt karşılaşıyorlar.
Ama direkt olarak değil.But it wasn't direct.
Daha direkt bir etkileşim kurmayı öğrenmek istiyordum.I wanted to learn about being more direct in interaction.
Biz direkt olarak tanımlayıcı istatistiklerin matematiğine girelim.Let's just get into the meat of it and we'll start with the descriptive.
Ve son olarak, elimizde 462 var. Bu direkt olarak 462'dir.And then finally, we have four hundred sixty-two, and that's just 462, straight up.
Kalabalıkla direkt ilgili.It's population-based.
Bazen bu hazırlık evresini eklemek yerine direkt olarak dört NADH yazarlar. .So sometimes instead of having this intermediate step, they'll just write four NADHs right here.
-Ajan Larson, Direktör Taylor nerde?- Agent Larson. Where is Director Taylor?
Direktör Taylor şüpheli ile beraberDirector Taylor is with the suspect, sir.
Sizin için Direktör Taylor'a iletebileceğim bir şey var mı?Is there anything I can pass on to Director Taylor for you?
Bu nokta da direkt olarak eksenin üzerinde yer alıyor.Or that this point also sits on the line.
Bu iki noktayı direkt olarak bağlayabiliriz. .Very roughly, I'll connect those points and then just keep going.
İki tane açımız var ve aslında buna direkt olarak geçebiliriz.So we have two angles and actually we could just go straight to that
Ve onun direktör olması büyük bir olaydı.It was a very big deal for her to become director.
6'yı direkt aşağı indirebilirsiniz veya 605,7'yi 605,700 olarak görebilirsiniz. .You can just bring in this 6 down, or you could view this 605.7 as the same thing as 605.700.
Buna hiçbir sayı eklenmiyor bu yüzden bu 6'yı direkt aşağı indirebiliriz. .Nothing gets added to it, so you can just bring down that 6 and it's right there.
Hiç yol kat etmiyor direkt aşağı kafeteryaya gidiyor.Zero miles to plate, right down into the cafeteria.
Onlara dedik ki, tamam, tamamen aynı şeyi yapacağız fakat bu kez direktör olmayacak.We tell them, okay, we're going to do exactly the same thing but this time there's no director.
Direkt basit şeyleri gözlemliyorsunuz.You directly observe a few simple things.
Ondan sonrakinde 31 metre boyunda bir direkte 36 saat ayakta durdum.The one after that, I stood on top of a hundred-foot pillar for 36 hours.
Oldukça da direktti.This was really straightforward.
Yani b vektörünü eklediğinizde doğruyu direkt olarak yukarı hareket ettirmiş oluyorsunuz.So when you add vector b, it essentially shifts it up.
Sosyal statü de hayal ürünü, ve direkt olarak mülkiyet hissinden kaynaklanıyor.Social status is another imagination and it's directly related to the sense of property.
Local River sana yiyeceğini direkt oturma odanda sunabilir.Local River is able to provide you food directly in your living room.
Doğayı direkt ofisin içine ekledik.You include, directly, the nature in the floor of the office.
Dreyfus'u satın alan Mellon Finans şirketinin direktörüyüm.I'm now a director of the Mellon Financial Corporation that bought Dreyfus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod