İdare işlerinin hemen hepsini çok dirayetli olan kayınbiraderinin eline bırakmıştı.He gave each of his sons part of the properties, as they were all working with him in his business.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.However, he was not a particularly political individual.
Sonunda bir gazeteci oldukça dirayetli davranarak annemi beni götürmeye ikna etti," diyor.A reporter was persistent and finally persuaded my mother to take me," she said.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.«Äusserlich war er kein raffinierter Mann.
İdare işlerinin hemen hepsini çok dirayetli olan kayınbiraderinin eline bırakmıştı.Sie begannen damit, jeden in ihrer Reichweite, den sie als Erbhindernis fürchteten, zu beseitigen.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.En tout cas ce n'était pas un ouvrier.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Он не был здоровым человеком.
Sessiz, dirayetli ve pragmatiktir.Жесток, циничен, прагматик.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Não foi uma pessoa de compleição forte.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Nicméně však nebyl dobrým obchodníkem.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Ez nem azt jelenti, hogy unalmas személyiség lett volna.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Δεν ήταν απλά ένας αστείος τύπος.
Dirayetli yapısı güçlüklere karşı gelmesinde önemli rol oynadı.Sang 'kembang surga' kembali dihadapkan pada pilihan sulit.
İdare işlerinin hemen hepsini çok dirayetli olan kayınbiraderinin eline bırakmıştı.曾因自己的英雄行為而使自己造成了巨大的損失。
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Inače baš nije bio čovjek duboke vjere.