İdare işlerinin hemen hepsini çok dirayetli olan kayınbiraderinin eline bırakmıştı.He gave each of his sons part of the properties, as they were all working with him in his business.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.However, he was not a particularly political individual.
Dirayet tefsiri Kur'an'ın akla göre yapılan tefsirine verilen isimdir.The name has been created from the words hede, meaning heath.
Andolsun ki onların hikayelerinde akıl ve dirayet sahiplerine ibretler var.Verily in their accounts is a lesson for men of wisdom.
Sonunda bir gazeteci oldukça dirayetli davranarak annemi beni götürmeye ikna etti," diyor.A reporter was persistent and finally persuaded my mother to take me," she said.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.«Äusserlich war er kein raffinierter Mann.
İdare işlerinin hemen hepsini çok dirayetli olan kayınbiraderinin eline bırakmıştı.Sie begannen damit, jeden in ihrer Reichweite, den sie als Erbhindernis fürchteten, zu beseitigen.
Dirayet tefsiri Kur'an'ın akla göre yapılan tefsirine verilen isimdir.Der Name jedoch wurde auf das vom Schin stammende Sigma (Σ) übertragen.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.En tout cas ce n'était pas un ouvrier.
Bu yüzden de imparatorluğu makul bir dirayetle yönetebilme becerisine sahipti.Governò saggiamente, lasciando l'impero in buone condizioni.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Он не был здоровым человеком.
Dirayet tefsiri Kur'an'ın akla göre yapılan tefsirine verilen isimdir.Ашариты полагали, что слова, произношение Корана сотворены, но смысл Корана извечен.
Sessiz, dirayetli ve pragmatiktir.Жесток, циничен, прагматик.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Não foi uma pessoa de compleição forte.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Nicméně však nebyl dobrým obchodníkem.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Ez nem azt jelenti, hogy unalmas személyiség lett volna.
Dirayet tefsiri denilince sadece, akla dayanma gelirse, bu çok yanlış bir anlama olur.Tiedän vain, että asian näkeminen mutta siitä vaikeneminen olisi suurta petosta.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Δεν ήταν απλά ένας αστείος τύπος.
Dirayetli yapısı güçlüklere karşı gelmesinde önemli rol oynadı.Sang 'kembang surga' kembali dihadapkan pada pilihan sulit.
Dirayet tefsiri Kur'an'ın akla göre yapılan tefsirine verilen isimdir.加冠の役を務めたのが織田信長で、信長から一字を賜り信基と名乗る。
Dirayet tefsiri Kur'an'ın akla göre yapılan tefsirine verilen isimdir.在語言學裡,這被稱為「轉喻」,即為:將其抽象的概念,以某種表示著具體物件的名詞來指涉。
İdare işlerinin hemen hepsini çok dirayetli olan kayınbiraderinin eline bırakmıştı.曾因自己的英雄行為而使自己造成了巨大的損失。
Bu yüzden de imparatorluğu makul bir dirayetle yönetebilme becerisine sahipti.ולכן היה מסוגל לנהל את הקיסרות ביכולות סבירות.
Fakat pek dirayetli bir kişi değildi.Inače baš nije bio čovjek duboke vjere.
Sırbistan Cumhuriyeti tüm dirayetiyle dünyanın en büyük afeti olan terörizme karşı savaşacaktır.Francuska će se i dalje svim silama nastaviti boriti protiv terorizma.
Kriz eşittir fırsat. Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.Lo que vemos ahora mismo en los consumidores es su capacidad para sacarnos de esta recesión.
Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.Ceea ce vedem la consumatorii de azi este abilitatea lor sa ne scoata din aceasta recesiune.
Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.Ce que nous voyons avec les consommateurs en ce moment est leur capacité de nous sortir de cette récession.
Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.우리가 현재 소비자들과 동의하는 것은 그들이 이 경제 위기에서 우리를 이끌어 나갈 수 있는 능력을 가졌다는 것입니다.
Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.Quello che vediamo con i consumatori adesso è la capacità per loro di guidarci fuori da questa recessione.
Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.To teraz co obserwujemy wśród konsumentów, to zdolność do wyprowadzenia nas z tej recesji.
Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.Wat we nu zien bij consumenten is hun vermogen om ons uit deze recessie te leiden.
Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.Εκείνο που βλέπουμε στους καταναλωτές τώρα είναι η ικανότητα τους να μας οδηγήσουν έξω από την ύφεση.
Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.מה שאנו רואים עכשיו אצל הצרכנים הוא היכולת שלהם באמת להוציא אותנו מהמיתון הזה.
Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.ما نشهده مع المستهلكين الآن هو المقدرة على قيادتنا قدماً خارج الركود الاقتصادي
Şu an tüketicilerde gördüğümüz şey, bizi bu krizden çıkmaya yönelten dirayettir.きっと不況の 突破口になるでしょう これらの価値が基礎の消費が