Ana içeriğe geç
Sözlük

diplomat ile cümle

diplomat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Sadece diplomatik davranıyorsun.You're just being diplomatic.
Diplomatik diyalog çatışmayı bitirmeye yardımcı oldu.Diplomatic dialogue helped put an end to the conflict.
Diplomatlara çeşitli ayrıcalıklar tanınır.Diplomats are allowed various privileges.
İki ülkenin diplomatik ilişkileri bulunmuyor.The two countries do not have diplomatic relations.
O ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile diplomatik ilişkileri kesti.That country broke off diplomatic relations with the United States.
Kim gelecekte bir diplomat olmaya niyet ediyor.Kim means to be a diplomat in the future.
İyi bir diplomat olurdun.You would make a good diplomat.
O ülke, komşu ülkelerle olan diplomatik ilişkileri kesti.That country broke off diplomatic relations with the neighboring countries.
O, Amerikan büyük elçiliğinde diplomattır.He is a diplomat at the American Embassy.
O, Amerikan elçiliğinde görevli bir diplomat.He is a diplomat at the American Embassy.
İş hayatının çoğunluğunu bir diplomat olarak geçirdi.He has spent most of his working life as a diplomat.
O ünlü bir şair ve yetenekli bir diplomattı.He was a famous poet and a competent diplomat.
O bir şair ve diplomattı.He was a poet and diplomat.
Tanınmış diplomat komiteye kolayca katıldı.The noted diplomat readily participated in the committee.
Diplomatik ve askeri stratejimiz açıkça çelişki içindeydi.Our diplomacy and our military strategy were clearly in contradiction.
Bu konferans 150 diplomat çekti.This conference attracted 150 diplomats.
O, gerçek bir vatansever ve yetenekli bir diplomattı.He was a true patriot and an able diplomat.
Bu sefer, savaş diplomatlar arasında olacaktı.This time, the battle would be among diplomats.
Tom bir diplomat olmak istiyordu.Tom wanted to become a diplomat.
Kim gelecekte bir diplomat olmak istiyor.Kim plans to be a diplomat in the future.
Kim gelecekte bir diplomat olmak niyetinde.Kim intends to be a diplomat in the future.
O yıllar boyunca diplomat olarak çalıştı.He worked as a diplomat for many years.
Babası Kenya'da diplomattı.Her father was a diplomat in Kenya.
Bir diplomat kaç dil bilmelidir?How many languages should a diplomat know?
Yıllardan beri bir diplomat olarak çalışıyor.He's been working as a diplomat since many years.
Biz diplomatiğiz.We're diplomatic.
Sen diplomatiksin.You're diplomatic.
Tom diplomatiktir.Tom is diplomatic.
Ben diplomatiğim.I'm diplomatic.
Tom diplomatik bir şekilde cevap verdi.Tom responded diplomatically.
O bir diplomatik kariyer için hazırlanıyor.He's preparing for a diplomatic career.
O diplomat topluluğuna ait.He belongs to the diplomatic corps.
O diplomatik misyonunu başarıyla gerçekleştirdi.He carried out his diplomatic mission with success.
Tom'un diplomatik bir pasaportu var.Tom has a diplomatic passport.
Diplomat olmak istiyorum.I want to become a diplomat.
İki ülke diplomatik ilişkileri kestiler.The two countries have broken off diplomatic relations.
Tom oldukça diplomatikti.Tom was quite diplomatic.
Tom oldukça diplomatik oluyor, değil mi?Tom is being quite diplomatic, isn't he?
Tom sadece diplomatik oluyor, değil mi?Tom is just being diplomatic, isn't he?
Tom çok diplomatik, değil mi?Tom is very diplomatic, isn't he?
Tom diplomatik, değil mi?Tom is diplomatic, isn't he?
Tom çok diplomatik değil, değil mi?Tom isn't very diplomatic, is he?
O zamandan beri Kanada ve İran arasındaki diplomatik ilişkiler askıya alındı.Since then, diplomatic relations between Canada and Iran have been suspended.
FBI, Matt Brown adında bir İngiliz diplomatın üzerinde gözetim gerçekleştirdi.The FBI conducted surveillance on a British diplomat named Matt Brown.
Tom diplomat olmak istiyor.Tom wants to be a diplomat.
Tom Jackson deneyimli bir diplomat.Tom Jackson is a seasoned diplomat.
Diplomat olmalısın.You should be a diplomat.
Diplomat olmalısınız.You should be a diplomat.
Tom'un babası diplomat.Tom's father was a diplomat.
İyi bir diplomat olacaksın.You will be a good diplomat.
Tom'un hiç diplomatik deneyimi yok.Tom has no diplomatic experience.
İki ülke arasında bir diplomatik kriz ortaya çıktı.A diplomatic crisis arose between the two nations.
Çatışma hızla futbol maçından diplomatik bir krize yükseldi.The conflict quickly escalated from a soccer game to a diplomatic crisis.
Rusya ile diplomatik kriz hükümetin istikrarını bozdu.The diplomatic crisis with Russia destabilised the government.
Rehine krizi iki ülke arasında diplomatik krize neden oldu.The hostage crisis created a diplomatic crisis between the two nations.
Olay iki ülke arasında bir diplomatik krizi tetikledi.The incident triggered a diplomatic crisis between the two nations.
Yeni yıl iki ülke arasındaki utanç verici bir diplomatik krizle başladı.The new year started with an embarrassing diplomatic crisis between the two nations.
Sarsılan diplomatik ilişkiler iki ülke arasındaki ekonomik bağları koparmadı.Bumpy diplomatic relations haven't halted economic ties between the two nations.
Olay, ABD ile diplomatik ilişkilerde derin gerilime neden oldu.The incident led to deep strains in diplomatic relations with the United States.
Ülke 1962'de Hindistan'la diplomatik ilişkiler kurdu.The nation established diplomatic relations with India in 1962.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod