Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım.誰不聽 他 奉 我 名 所 說的話 、 我 必討誰 的 罪
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.Afghanen selbst, die verstehen, was vor sich geht.
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.Afghanerna själva, som förstår vad som händer.
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.아프가니스탄 사람들 자신들에게 길을 열어 주는 것입니다.
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.la componente mancante di tutto ciò -- gli afghani stessi, che capiscono cosa sta succedendo.
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.les Afghans eux-mêmes, qui comprennent ce qui se passe.
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.los mismos afganos, que entienden qué está pasando.
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.Афганцы сами по себе, кто понимает, что происходит.
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.Но най-вече да се чуе гласа на самите афганистанци, които разбират какво се случва.
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.האפגנים עצמם, שמבינים מה קורה.
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.هم الافغان نفسهم والذين يعوون مالذي يجري على أفغانستان
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.我们需要 像 Michael Semple 他们这样的人, 了解国家的情况,讲述当地的实情,
Afgan halkının kendisi dinlemeliyiz.活用しなければなりません。 どうにかして、政治家に彼らのメッセージを
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.A Agrippa povedal Festovi: Chcel by som i sám počuť človeka. A on riekol: Zajtra ho počuješ.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Agripa a zis lui Festus: ,,Aş vrea să aud şi eu pe omul acela.`` ,,Mîne``, a răspuns Festus, ,,îl vei auzi.``
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Agripa pa reče Festu: Rad bi tudi jaz slišal tega človeka. On reče: Jutri ga boš slišal.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Agrippa dit à Festus: Je voudrais aussi entendre cet homme. Demain, répondit Festus, tu l`entendras.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Agrippa sa da til Festus: Jeg vilde også gjerne høre denne mann. Han svarte: Imorgen skal du få høre ham.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Aï c-ríp-ba bèn nói với Phê-tu rằng : Ta cũng muốn nghe người ấy . Phê-tu tâu rằng : Ðến mai vua sẽ nghe .
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Aïc-ríp-ba bèn nói với Phê-tu rằng: Ta cũng muốn nghe người ấy. Phê-tu tâu rằng: Ðến mai vua sẽ nghe.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.E Agrippa a Festo: «Vorrei anch'io ascoltare quell'uomo!». «Domani, rispose, lo potrai ascoltare»
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Então Agripa disse a Festo: Eu bem quisera ouvir esse homem. Respondeu-lhe ele: Amanhã o ouvirás.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Entonces Agripa dijo a Festo: --Yo también quisiera oír al hombre. Y él dijo: --Mañana le oirás
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.아그립바가 베스도더러 이르되 나도 이 사람의 말을 듣고자 하노라 베스도가 가로되 내일 들으시리이다 하더라
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Tedy Agrippa řekl k Festovi: Chtělť bych i já rád člověka toho slyšeti. A on řekl: Zítra ho uslyšíš.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Zatem Agrypa rzekł do Festa: Chciałbym ja tego człowieka słyszeć. A on rzekł: Jutro go usłyszysz.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Агриппа же сказал Фесту: хотел бы и я послушать этого человека. Завтра же, отвечал тот, услышишь его.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.Агриппа ж каже до Феста: Хотїв би й я чоловіка сього послухати. Він же: Завтра, каже, чути меш його.
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.ויאמר אגרפס אל פסטוס גם אני חפץ לשמע את האיש ויאמר מחר תשמענו׃
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.فقال اغريباس لفستوس كنت اريد انا ايضا ان اسمع الرجل. فقال غدا تسمعه
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.亞 基 帕 對 非 斯 都 說 、 我 自 己 也 願 聽 這 人 辯 論 。 非 斯 都 說 、 明 天 你 可 以 聽
Agrippa Festusa, ‹‹Ben de bu adamı dinlemek isterdim›› dedi. Festus da, ‹‹Yarın onu dinlersin›› dedi.亞基 帕對 非斯 都 說 、 我 自己 也 願聽這 人 辯論 。 非斯 都 說 、 明天 你 可以 聽
Aklınızda ne olduğunu - endişelerinizi dinlemek istiyorum. Ve aileleriniz hakkında bilgi almak istiyorum.اريد ان اعرف بماذا تفكرون، ماالذي يقلقكم. واريد ان اعرف المزيد عن عوائلكم
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nechtěli pozorovati, a nastavili ramene urputného, a uši své obtížili, aby neslyšeli.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nie chcieli dbać; i obrócili się tyłem, a uszy swe zatulili, aby nie słuchali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ali takrat niso hoteli poslušati in so uporno nastavili pleča in si zatisnili ušesa, da ne bi slišali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Avšak nechceli pozorovať ušami, ale dali spurné plece a obťažili svoje uši, aby nepočuli;
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Dar ei n'au vrut să ia aminte, ci au întors spatele, şi şi-au astupat urechile ca să n'audă.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.De nem akarák meghallani, sõt vállaikat vonogaták, és bedugák füleiket, hogy ne halljanak.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Eles, porém, não quiseram escutar, e me deram o ombro rebelde, e taparam os ouvidos, para que não ouvissem.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.청종하기를 싫어하며 등으로 향하며 듣지 아니하려고 귀를 막으며
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ma essi hanno rifiutato di ascoltarmi, mi hanno voltato le spalle, hanno indurito gli orecchi per non sentire
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Men de vilde ikke høre; de var stivnakkede og gjorde deres Ører døve
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng nó không chịu nghe, xây vai lại đặng sau, và bịt lỗ tai lại đặng không nghe.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng_nó không chịu nghe , xây vai lại đặng sau , và bịt lỗ tai lại đặng không nghe .
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Pero no quisieron escuchar. Más bien, se encogieron de hombros rebeldemente y taparon sus oídos para no oír
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Αλλ' ηρνηθησαν να προσεξωσι και εστρεψαν νωτα απειθη και εβαρυναν τα ωτα αυτων δια να μη ακουσωσι.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но они не хотели внимать, отворотились от Меня, и уши свои отяготили, чтобы не слышать.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но те отказаха да слушат, оттеглиха плещите си и запушиха ушите си за да не чуват.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.וימאנו להקשיב ויתנו כתף סררת ואזניהם הכבידו משמוע׃
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.فابوا ان يصغوا واعطوا كتفا معاندة وثقّلوا آذانهم عن السمع.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們 卻 不 肯 聽 從 、 扭 轉 肩 頭 、 塞 耳 不 聽
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們卻 不 肯 聽從 、 扭轉肩頭 、 塞耳不聽
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Aber ich wollte ihn nicht hören. Und er segnete euch und ich errettete euch aus seinen Händen.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Ale nechcel som počuť Baláma, lež naopak: musel vám znova a znova žehnať, a tak som vás vytrhol z jeho ruky.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Ale nechtěl jsem slyšeti Baláma, pročež stále dobrořečil vám, a tak vysvobodil jsem vás z ruky jeho.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.A nisem hotel poslušati Balaama, zato vas je tembolj blagoslovil, in otel sem vas iz njegove roke.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.Dar n'am vrut să ascult pe Balaam: el v'a binecuvîntat, şi v'am izbăvit din mîna lui Balac.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.De nem akarám meghallgatni Bálámot, ezért áldva áldott vala titeket, és megszabadítálak titeket az õ kezébõl.
Ama ben Balamı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım.I nie chciałem słuchać Balaama; przetoż błogosławiąc błogosławił wam, a tak wybawiłem was z rąk jego.