Rustaveli Tiyatrosu'nun stüdyosunda Giorgi Tosvonogov'un ders derslerini dinledi.In the studio of the Rustaveli Theater she listened to Giorgi Tosvonogov's lecture course.
Leipzig'de müzikolog Paul'ün müzik tarihi üzerine derslerini dinledi.In Leipzig he heard lectures on the history of music from musicologist Paul.
Fakat onu ilk kez çalarken dinlediğimde David'e aşık oldum ve bu yüzden onunla evlendim.But I fell in love with David the first time I heard him play, and so I married him.
Thelonious Monk'u dinlediğinde, "Hoşuma gitti, bunu çok beğendim.When he heard Thelonious Monk, he said, "I like it, I like that very much.
Konsey, Suriye ve Irak'tan kaçan mültecilerin ifadelerini dinledi.The council heard testimony from refugees fleeing Syria and Iraq.
İsrail'in Azerbaycan'da İran'ı dinlediği iddialarıIsraeli anti-Iran listening posts in Azerbaijain
Frusciante, By the Way'in kaydı sırasında her gün Emerson, Lake & Palmer'ı dinlediğini söyledi.Frusciante said he listened to Emerson, Lake & Palmer every day during the recording of By the Way.
Bonelli, yeni üniversitede bir profesör koltuğu elde etmek için bu tavsiyeyi aldı ve dinledi.Bonelli took this advice so as obtain a professor's chair in the new university.
Müzik dinlediğimde bu konuyla bağlantı kurduğumu düşünüyorum."I know it's something that I relate to when I listen to music.
Dün gerçekten çok güzel bir şarkı dinledim.Ich habe gestern ein sehr schönes Lied gehört.
Bunların hepsini zaten daha önce dinledim, ve bir kez değil.Ich habe dies alles schon mehr als einmal gehört.
Ben bu şarkıyı zaten dinledim.Ich habe dieses Lied schon gehört.
Dün gece dinlediğiniz için teşekkürler.Danke schön fürs Zuhören gestern Abend.
Daha çok ben konuştum o dinledi.Das heißt: Meist redete er, und ich hörte zu.
Bunun üzerine Timur, iddia sahibine "Fakihleri ve kadıları dinledin.Dies wurde als Verkörperung von männlichen (quaderförmig) und weiblichen (rautenförmig) Aspekten gedeutet.
Luke tüm bunları ilgiyle dinledi.Frank hört diese Unterhaltung mit.
Sonra tekrar dinledim ve gerçekte kızgındım.Ich habe den Anfang wieder gelesen und war gelinde entsetzt.
Annenizi dinlediniz.Vous avez écouté votre maman.
Dinlediğin için teşekkürler.Merci pour ton écoute.
Burada halkın coşkuyla karşıladığı imparator halkın dertlerini dinledi.C'est là que l'empereur écoutait les doléances du peuple.
Luke tüm bunları ilgiyle dinledi.Peter était sensible à tout cela.
Gaga, "Government Hooker"ın sözlerini parçayı ilk kez dinledikten kısa süre sonra yazdı.Gaga écrit les paroles de Government Hooker peu après avoir entendu la mélodie pour la première fois.
Sonra tekrar dinledim ve gerçekte kızgındım.Puis je suis allé le voir, et j'ai été totalement consterné.
Bir The Ramones fanatiği olmadan önce David Bowie ve T-Rex gibi müzisyenleri dinledi.Il écoute David Bowie et T. Rex avant de devenir fan des Ramones.
Dinledikleri en favori radyo, Radio Los Santos'dur.Cette station partage l'album de Radio Los Santos.
Genç bir kız iken Inna çok çeşitli müzik türlerini dinledi.Dès son plus jeune âge, il écoute beaucoup de musiques différentes.
Atatürk kendisini dinledi.Deedat lui-même y intervenait.
Şarâb-ı erguvânî (içip) erganûn dinlediler.Afin de garder l'huile, ils fabriquaient de grandes jarres.
Bu albümde çocukluğunda dinlediği şarkılara yer vermiştir.Cet album reprend des airs que sa mère lui chantait quand il était enfant.
Muhammed de Ali’yi dinledi.Le Prophète les offrit à Ali.
Dinlediği kayıtlar onun müzik sesini belirlenmesinde etkili oldu.Ces derniers décident de l'aider à enregistrer sa musique.
Dinledim fakat hiçbir şey duymadım.Escuché, pero no oí nada.
Radyodaki haberi dinledin mi?¿Oíste las noticias en la radio?
Öfkesine rağmen, sabırla beni dinledi.A pesar de su ira, él me escuchó pacientemente.
Oturdu ve radyo dinledi.Él se sentó y escuchó la radio.
O beni dinledi.Ella me escuchó.
Dinlediğiniz için teşekkürler.Gracias por escuchar.
O, odasında müzik dinledi.Él escuchaba música en su cuarto.
Diğer gün gerçekten iyi çalan bir kemancı dinledim.El otro día escuché a un violinista que tocaba realmente bien.
Dinlediğin müzik neydi?¿Cuál es la música que estabas escuchando?
Tom sadece dinledi.Tom sólo escuchó.
Neden onu dinledin?¿Por qué le escuchaste?
Tom gözlerini kapayıp müziği dinledi.Tom cerró los ojos y escuchó la música.
Tom radyoda haberleri dinledi.Tom escuchó las noticias por la radio.
Tom Mary'nin söylediklerini dinledi.Tom escuchaba lo que decía Mary.
Haberleri dinledin mi?¿Has oído las noticias?
Onu inanmadan dinlediler.Lo escucharon con incredulidad.
Eminem parçayı dinledi ve rap'ini bunun üzerine yazdı."Eminem escuchó luego la pista, y escribió el rap a la misma".
Ledger sadece Ennis'in nasıl hareket ettiğini, konuştuğunu ve dinlediğini bilmiyor.Ledger no solo sabe cómo actúa, habla y escucha Ennis; sabe cómo respira.
Sonra tekrar dinledim ve gerçekte kızgındım.Fui y la escuché y estaba relamente molesta.
Kayıtları yeniden dinlediğimde, onun yeniden ne kadar özel bir sanatçı olduğunu anladım."Volviendo a escuchar las sesiones, volví a entender lo buen teclista que era».
"'Elbette' Candan dinledik".«'Por fin respiro tranquilo'».
Bir gece uzun uzun eski albümleri dinledik.Han lanzado seis álbumes de larga duración.
Birlikte Winehouse'un saatler uzunluğundaki vokal kayıtlarını dinlediler.Ellos trabajaron juntos en la escucha de nuevo a miles de horas de voz por Winehouse.
O 1929 yılında Münih Üniversitesi girdi ve Arnold Sommerfeld'in derslerini dinledi.En 1920, fue a la Universidad de Múnich a estudiar bajo la guía de Arnold Sommerfeld.
Théoden bu öğüdü dinledi.Diego lloró cuando escuchó.
Telefon kilitli iken Ses iMessages alınır,sesi yükselterek dinledilebilir ve cevaplanabilir.Se sorprende de encontrar el teléfono exterior de la misma sonando, y lo contesta.
Dinlediği kayıtlar onun müzik sesini belirlenmesinde etkili oldu.Esto probablemente los ayudó a definir sus gustos musicales.
Herkes dikkatle dinledi.Tutti hanno ascoltato con attenzione.
Tom seni dinledi mi?Tom ti ha ascoltato?