Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.마리아는 무덤, 당황하지 표정으로 그녀에게 들었다.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Maria ascultat-o cu o expresie gravă, nedumerit.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.María escuchaba con una expresión grave, perplejo.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Maria ha ascoltato a lei con una tomba, un'espressione perplessa.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Maria kuunteli häntä hautaan, kummastuttaa ilme.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Maria luisterde naar haar met een graf, verbaasde uitdrukking.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Maria lyssnade på henne med en grav, förbryllad uttryck.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Maria mendengarkan dengan ekspresi, kuburan bingung.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Maria ouviu-a com uma expressão grave e confuso.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Mary écoutait avec une tombe, l'expression perplexe.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Mary hallgatta őt komoly, zavart kifejezés.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Mary hörte ihr mit einem ernsten, verwirrten Ausdruck.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Mary ji poslouchal s hrobem, zmateným výrazem.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Mary ju počúval s hrobom, zmäteným výrazom.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Mary lyttede til hende med en grav, forvirret udtryk.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Mary nghe của mình với một biểu hiện nghiêm trọng, bối rối.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Mary poslušal ji z groba, zmeden izraz.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Mary słuchał jej z grobu, wyrażenie zdziwiony.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Μαρία άκουσαν της με έναν τάφο, προβλημάτισε έκφραση.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Мария слушал ее с серьезным, озадаченное выражение.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Мария я слушаше с гроба, озадачен израз.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.Марія слухав її з серйозним, спантеличений вираз.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.מרי הקשיבה לה, עם הבעה, קבר מבולבל.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.استمع ماري لها مع التعبير ، وقبر في حيرة.
Mary, onun için bir mezar, şaşkın bir ifade ile dinledi.彼女はインドにするために使用されていたネイティブ公務員はこのように最低ではなかった。
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.Ako sme práve počuli od Michaela Spectera, postupom rokov sa zmenilo.
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.Das Konzept von physischer Gesundheit ist undefiniert, wie wir gerade von Michael Specter gehört haben.
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.După cum tocmai ne-a spus Michael Specter, a suferit modificări de-a lungul anilor.
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.És amint Michael Spectertől megtudtuk, meg is változott az évek során.
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.Jak jsme právě slyšeli od Michaela Spectera, v průběhu let se změnilo.
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.우리가 마이클 스펙터 (Michael Specter) 에게서 들은것처럼, 그것은 과거 수년사이에 변해 왔습니다.
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.Và chúng ta mới được nghe Michael Specter nói rằng nó đã thay đổi qua các năm.
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.Όπως ακούσαμε από τον Μάϊκλ Σπέκτερ, έχει αλλάξει διαχρονικά.
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.כפי ששמענו זה עתה ממייקל ספקטר, זה השתנה במהלך השנים.
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.وكما سمعنا من " مايكل سبيكتر " انه تغير على مدى السنوات
Michael Specter'den biraz önce dinledik, yıllar içinde değişiyor.この像が彫られたとき
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.A Mojžiš poslúchol slovo svojho svokra a učinil všetko, čo povedal.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.E Moisés deu ouvidos � voz de seu sogro, e fez tudo quanto este lhe dissera;
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.És hallgata Mózes az õ ipa szavára és mindazt megtevé, a mit mondott vala.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.In Mojzes je slušal glas svojega tasta ter storil vse, kar mu je rekel.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.I usłuchał Mojżesz rady świekra swojego, a uczynił wszystko, jako mu powiedział.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Ja Mooses noudatti appensa puhetta ja teki kaiken, mitä tämä oli sanonut.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.이에 모세가 자기 장인의 말을 듣고 그 모든 말대로 하여
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Moise a ascultat sfatul socrului său, şi a făcut tot ce spusese el.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Moïse écouta la voix de son beau-père, et fit tout ce qu`il avait dit.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Moisés escuchó el consejo de su suegro e hizo todo lo que él dijo
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Môi-se vâng lời ông gia mình, làm y như lọi điều người đã dạy.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Môi-se vâng lời ông_gia mình , làm y_như lọi điều người đã dạy .
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Mosè ascoltò la voce del suocero e fece quanto gli aveva suggerito
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Mose gehorchte seines Schwiegervaters Wort und tat alles, was er sagte,
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Moses fulgte sin Svigerfaders Råd og gjorde alt, hvad han foreslog.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Moses lød sin svigerfars råd og gjorde alt det han sa.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Mozes nam de raad van zijn schoonvader ter harte.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Musa mengikuti nasihat Yitro
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Och Mose lyssnade till sin svärfaders ord och gjorde allt vad denne hade sagt.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Tedy uposlechl Mojžíš řeči tchána svého, a učinil všecko, což on řekl.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.Και ηκουσεν ο Μωυσης την φωνην του πενθερου αυτου και εκαμε παντα οσα ειπε.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.И Моисей послуша думите на тъста си и стори всичко що му рече.
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.И послушал Моисей слов тестя своего и сделал все, что он говорил;
Musa kayınbabasının sözünü dinledi. Söylediği her şeyi yerine getirdi.וישמע משה לקול חתנו ויעש כל אשר אמר׃