İzlediğiniz ve dinlediğiniz için teşekkür ederim.Спасибо большое, что смотрели и слушали.
İzlediğiniz ve dinlediğiniz için teşekkür ederim.תודה רבה שהסתכלתם והקשבתם.
İzlediğiniz ve dinlediğiniz için teşekkür ederim.شكراً جزيلاً على المشاهدة والإستماع.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.A következő évek sem hoztak javulást, továbbra is rossz híreket kaptunk szegénységben felnövő gyerekekről.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Durante los años siguientes, las demás historias que escuchaba sobre los pobres no eran más positivas.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.In de jaren die volgden, waren andere verhalen die ik hoorde over opgroeien in armoede niet positiever.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.In den folgenden Jahren waren die Geschichten, die ich über aufwachsende Arme hörte, nicht positiver.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Jak léta plynula slyšela jsem další zprávy o nárustu chudoby, které vůbec nebyly dobré.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.그 뒤로 수 년 동안, 제가 자라면서 들은 가난한 사람들에 대한 이야기들은 그보다 낫지 않았습니다.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Les années qui ont suivi les autres histoires que j'ai entendues sur les pauvres n"étaient pas plus positives.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Nhiều năm sau, tôi thấy nghèo đói càng tăng cao và không có gì khả quan.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Nos anos seguintes, as outras histórias que ouvi sobre o aumento dos pobres não eram mais positivas.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.V letih, ki so sledila, zgodbe, ki sem jih med odraščanjem slišala o revnih, niso bile nič bolj pozitivne.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.V nasledujúcich rokoch príbehy, ktoré som počula o chudobných, neboli o nič lepšie.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Vuosien mittaan kasvaessani muut köyhistä kuulemani tarinat eivät olleet sen positiivisempia.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.W kolejnych latach, nowe historie na temat ubogich nie napawały optymizmem.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Годы шли, а истории о бедных, которые я слышала, взрослея, не становились положительнее.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Надалі, підростаючи, розповіді про бідняків, які я чула, були не більше позитивними.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.През следващите години другите истории за бедните, които чух, не бяха по-позитивни.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.ובשנים הבאות, הסיפורים ששמעתי אודות העניים לא היו יותר חיוביים.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.وفي السنوات التالية بدأت اسمع قصص أُخرى عن الفقراء بينما انا اكبر في العمر ولم تكن ايجابية اكثر
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.貧困の話をいろいろ聞きましたが 暗い話ばかりでした 例えば 悲しみにくれて苦しんでいる人たちの
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?Joshua Bells musik, hvis de ikke vidste at de lyttede til Joshua Bell?
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?Joshua Bell zenéjét, ha nem tudnák, hogy őt hallgatják?
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?그들은 얼마나 조슈아 벨과 그의 음악을 얼마나 좋아할까? 이었습니다.
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?la musica di Joshua Bell, se le persone non sapessero di stare ascoltando Josha Bell?
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?המוזיקה של ג'ושוע בל, אם הם לא ידעו שהם מאזינים לג'ושוע בל?
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?أو بالأصح موسيقى " جوشوا بيل " إن لم يعرفوا أن " جوشوا بيل " هو العازف ؟
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?どのくらい気に入るだろう?という実験です そこで彼に100万ドルのバイオリンを持って
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.Et alors cette femme a vidé sa valisé et a donné tous ses vêtements à ma mère, et à nous
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.그리고 그 여자는 그녀의 옷가방을 다 털어서 모든 옷을 어머니와 우리에게 주었고
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.האישה רוקנה את המזוודה שלה ונתנה לאימי את כל בגדיה, ולנו
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.فقامت المرأة بإفراغ حقيبتها، وأعطت كل ملابسها لوالدتي ولنا،
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.全ての洋服を母と僕らに与え 彼女の子供のおもちゃも与え -- 彼らはそれを快く思わなかったけど --
Kalbimin sesini mi dinledim?Apakah saya mengikuti insting?
Kalbimin sesini mi dinledim?Czy posłuchałem intuicji?
Kalbimin sesini mi dinledim?Est-ce que j'ai suivi mon instinct ?
Kalbimin sesini mi dinledim?Habe ich auf meinen Bauch gehört?
Kalbimin sesini mi dinledim?Ho seguito l'istinto?
Kalbimin sesini mi dinledim?Jednal jsem instinktivně?
Kalbimin sesini mi dinledim?Mi-am urmat instinctul?
Kalbimin sesini mi dinledim?Mình có theo những gì thực lòng mình không?
Kalbimin sesini mi dinledim?Segui a minha intuição?
Kalbimin sesini mi dinledim?¿Seguí mi intuición?
Kalbimin sesini mi dinledim?Vajon a megérzésemre hallgattam?
Kalbimin sesini mi dinledim?Volgde ik mijn intuïtie?
Kalbimin sesini mi dinledim?Последвах ли шестото си чувство?
Kalbimin sesini mi dinledim?Последовал интуиции?
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.Alții, dansul sau pictura sau muzica pe care tocmai am ascultat-o.
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.Altri la danza o la pittura, o la musica, come abbiamo appena ascoltato.
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.Anderen kozen dansen of schilderen of het maken van muziek zoals we net hebben gehoord.
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.Andere wählten Tanzen oder Malen oder Musik zu machen wie die, die wir eben gehört haben.
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.Andre valgte dans eller billedkunst eller at lave musik, som vi netop hørte.
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.Có người chọn sáng tạo điệu nhảy hay vẽ bức tranh hay viết nhạc như bản nhạc chúng ta vừa nghe
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.D'autres ont choisi la danse ou la peinture ou faire de la musique comme nous venons d'entendre.
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.Inni taniec, malarstwo, lub muzykę jak ta, którą słyszeliśmy.
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.Jiní si vybrali tanec nebo malování nebo skládání hudby, jakou jsme mohli zrovna slyšet.
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.또 어떤 이들은 춤이나 그림 우리가 조금 전에 들었던 것과 같은 음악을 만드는 일을 선택했습니다.
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.Mások a táncot vagy a festészetet, vagy a zenét, amit az imént hallottuk.
Kiminiz dansı ya da resmi, veya demin dinlediğimiz gibi müziği seçmiş.Otros eligen bailar, pintar o hacer música como acabamos de escuchar.