Kapa çeneni de dinle!Shut up and listen!
Yumi İngilizce programını dinlemek için erken kalktı.Yumi got up early to listen to the English program.
Ben genellikle akşam yemeğinden sonra müzik dinlemekten hoşlanırım.I often enjoy listening to music after supper.
Yaşlı adam dinlenmek için kısa bir süre durdu.The old man stopped for a moment to rest.
Bazı insanlar iyi konuşmacıdır ve diğerleri iyi dinleyicidir.Some people are good talkers and others good listeners.
Kimse benim fikirlerimi dinlemek istemiyor.No one wants to listen to my opinions.
Hiç kimse benim fikirlerimi dinlemek istemiyor.No one wants to listen to my opinions.
O benim perdemi dinledi, bu yüzden o ilgileniyor olmalı.He listened to my pitch, so he must be interested.
Özellikle aynı fikirde olmadığımızda, seni dinleyeceğim.I will listen to you, especially when we disagree.
Beni hiç dinlemiyor musun?Are you listening to me at all?
Biraz dinlenebilir miyim?Can I rest a bit?
Sen her zaman diğer tarafı da dinlemelisin.You should always listen to the other side, too.
Eğer benden önce eve varırsan lütfen birkaç içki içmeye ve dinlenmeye çekinme.If you arrive home before me, please feel free to have a few drinks and relax.
Ne zaman bu şarkıyı dinlesem, onun gülümsemesini düşünürüm.Whenever I hear this song, I think of his smile.
Boş zamanımda hep klasik müzik dinlemenin tadını çıkarıyorum.I always enjoy listening to classical music in my free time.
Arabayı durdurmaya ve biraz dinlenmeye ne dersin?How about stopping the car and taking a rest?
O dinlenmek için mi buraya geldi?Did she come here to relax?
Her zaman müzik dinlerken çalışır.She always studies while listening to music.
Rahatlamak için sık sık rahatlatıcı müzik dinlerim.I often listen to soothing music in order to relax.
Onu dinledikçe daha az seviyorum.The more I listen to her, the less I like her.
Onu ne kadar çok dinlersem, onu o kadar daha az seviyorum.The more I listen to her, the less I like her.
Benim nasihatımı dinlememesi sanırım bir hataydı.I think it was a mistake that he didn't take my advice.
O, babasının söylediğini asla dinlemez.He never listens to what his father says.
Yerinde olsam, onun nasihatını dinlerim.If I were you, I'd follow his advice.
Onun tavsiyesini dinlemeyecek kadar akıllıydın.You were wise not to follow his advice.
Onun tavsiyesini dinlemelisin.You should listen to his advice.
Anneni dinlemelisin.You ought to listen to your mother.
Onun övünmelerini dinlemekten usandım.I'm tired of listening to his boasts.
Onun uzun konuşmasını dinlemekten usandım.I am tired of listening to his long speech.
Yaşlı bir adam ağacın gölgesinde dinleniyordu.An old man was resting in the shade of the tree.
Dinlenmek biraz zaman alır.It takes a while to relax.
Dinlenmek zaman alır.It takes time to relax.
Tavsiyemi dinlemeseydin, başarısız olurdun.If you hadn't had my advice, you would have failed.
Tavsiyeyi dinlemeseydin başarısız olurdun.If you hadn't had advice, you'd have failed.
Onun fikirleri dinlemeye değmez.His opinions aren't worth listening to.
Sözümü dinle.Follow my advice.
Herkes. Dinleyin.Everyone. Listen up.
Hey herkes, lütfen dinleyin.Hey everyone, please listen.
Boş zamanımı çoğunlukla müzik dinleyerek geçiririm.I often spend my free time listening to music.
O, hüzünlü melodileri dinlemeyi unutmaz.She will not forget listening to the sad tune.
Beni dinleme, sadece şaka yapıyorum.Don't listen to me, I'm just kidding.
Neden onun tavsiyesini dinlemedin?Why wouldn't you listen to his advice?
O, odasında müzik dinledi.He listened to music in his room.
Senin övüngen masallarını dinlemekten bıktım.I'm tired of hearing your boastful tales.
Ben palavra dinlemekten bıktım.I'm tired of listening to your bragging.
Dinlenebilmemiz için işi bitirip kurtulalım.Let's get the work over with so we can relax.
Umarım o beni dinler.I hope that she listens to me.
Sessiz ol ve dinle!Be quiet and listen!
Dinledim fakat hiçbir şey duymadım.I listened, but I didn't hear anything.
Birçok Doğu dinleri olayların çeşitliliği arkasında bir birlik olduğunu öğretir.Many Eastern religions teach that there is a unity behind the diversity of phenomena.
Sanırım biraz dinlenmelisin. Solgun görünüyorsun.I think you should rest a bit. You look pale.
O, radyo dinlemeyi sever.He likes to listen to the radio.
O, evde dinleniyor ve sınav için hazırlanıyor.He's at home resting and preparing for the exam.
Babam bana iyi dinlenmemi söyledi.My father told me to rest well.
Kimse konuşmayı dinlemiyordu.Nobody was listening to the speech.
Bazı dinler organ bağışına karşıdır.Certain religions are against organ donation.
Roger Miller radyoda dinlediği müziği sevdiği için şarkılar yazmaya başladı.Roger Miller began writing songs because he loved the music he heard on the radio.
Biraz dinleneceğim gibi görünmüyor.It doesn't sound like I will get any rest.
Federal araştırma bürosu gizlice gangsterin evini dinlemişti.The FBI secretly bugged the mobster's hangout.
Yeterince yakın dinlerseniz onu duyabilirsiniz.If you listen closely enough you'll be able to hear it.