Kral aynı zamanda dinin de başındaki kişiydi.Der König war gleichzeitig der Erbfürst.
Sümer dininde dişi tanrılar her zaman üstün bir rol oynamışlardır.Wo Schiedsrichter immer eine große Rolle spielten.
Cenâze namazı (Arapça: صلاة الجنازة), İslam dinindeki namaz ibadetinin bir türü.Der Betende erklärt hieraufhin seine Absicht (nīya), die festhält, welches Gebet verrichtet werden soll.
İslâm dininde iman esaslarının başında Allah'a iman gelir.Car, c'est en Allah que les croyants doivent placer leur confiance .
İslam dininin kutsal kitabı Kur'an'da mizanla ilgili bazı ayetler vardır.Les couvertures des livres sont recouvertes de versets sacrés du Coran.
Mekkeliler İbrahim'in dinini Sâbiîlik olarak nitelerdi.Mosquée du cheikh Ibrahim (en azéri : Şeyx İbrahim məscidi).
Hanif: İbrahim'in dininden gelenler, muvahhid.Or, Ibrahim (Abraham) ne naîtra que des générations plus tard.
İslam dininin kutsal kitabı Kur'an'da cinlerin insanlardan önce yaratıldığı geçer.Les pattes antérieures portent le livre sur lequel est écrit : Fuit in Die us Érodés Regis.
Dinin Kökeni Ahlakın Kökeni: Neden İyiyiz?Les racines du sens moral : pourquoi sommes-nous bons ?
Hem de senin dinindendir.Nqwebasaurus (éteint) ├─?
İsraillilerin yüksek çoğunluğu kendilerini seküler olarak tanımlar ve Yahudi dininin uygulanmasını reddeder.Un grand pourcentage d'Israéliens se définissent comme laïcs, et rejettent la pratique de la religion juive.
İslam dinince şehrin kutsallığı ve kökeni İbrahim'e dayandırılmaktadır.L'islam se présentera quant à lui comme le rétablissement de la religion pure et rationnelle d'Abraham.
Şamanlar (angakkoq) dinin uygulayıcısıdırlar.Ses habitant(e)s sont les Velannois(es).
İslâm dininde İsa, İsrailoğullarına gönderilen son peygamber ve aynı zamanda da Mesih’tir.Il est aussi Yusu (Jésus), prophète des enfants d'Israël »,.
İki dinin arasında bir yerdeyim aslında.L'église est d'ailleurs située entre les deux villages.
1928 yılında devletin dininin İslam olduğu ibaresi kaldırıldı fakat laiklik ibaresine yer verilmedi.En 1928 l'Islam n'est plus religion d'État, elle demeure toutefois sous sa tutelle.
Her ikisi de Hıristiyan dinine mensuptur.Elles furent toutes les deux élevées dans la Science Chrétienne.
Ona göre dinin gerçeği aşktadır.Pour elle, ils disent la vérité.
Allah'a ve İslam dinine inanıyorum.Das Wort Gottes und die Kirche.
2014'te İslam dinine döndü.En 2014, il se convertit à l'islam.
2012 yılında İslam dinine geçip Ali adını almıştır.Cette même année, il se convertit à l'Islam et prend le nom d'Ali.
Otuz yaşında iken İslam dinine geçmiştir.À 34 ans, Dieu entre dans sa vie.
Bu dinin inananları kendilerine Pastafaryan demektedirler.Le Coran invite à choisir ses amis (ʾawliyâʾ) parmi les croyants.
Hristiyanlık tarihi, İsa ile havarilerinden bu yana Hristiyanlık dininin tarihidir.Histoire des Juifs, depuis Jesus-Christ jusqu'à présent.
Zerdüşt dinini devletin resmi dini durumuna getirdi.Le retour du religieux dans la sphère publique.
Böylece, artık bu tarihten sonra başka hiçbir kimsenin "Dürzîlik" dinine girmesine olanak kalmamıştır.Par la suite, plus personne ne se risque à s’aventurer dans cette forêt.
Müslümanlara yapılan işkencelerden Ümmü Eymen de nasibini almış ama hiçbir zaman dininden taviz vermemişti.Malik, le gardien de l'enfer, est nommé dans le Coran, et ne sourit jamais à cause de sa création.
Bunun nedeni dinin karakteristiki yapısı da olabilir.Il pourrait aussi être à l'origine du personnage d'Arthur.
İslam dininde gül Muhammed'i temsil eder.La rose représente le prophète de l'islam Mahomet dans la littérature musulmane.
Ülke genelinde nüfusun %50'si Hristiyan dinine mensuptur.C'est un village de population pour moitié chrétienne.
Daha sonra bir kısım din değiştiren Sabataycıların tekrar Yahudi dinine döndükleri bilinmektedir.Il en va de même pour un Juif converti à une autre religion.
Babası organize dinin dışında kalmaktan memnundu.L'amour de la musique lui fut transmis par son père, organiste de l'église paroissiale.
Bu, Pew Forum'a göre ülkeye göre dinin genel bir taslağıdır.Selon l'ONG PEW, c'est un souhait partagé dans le peuple hawaïen.
Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için tekrar tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.Ça renforce encore plus ma foi en Dieu et en mon voyage spirituel.
Yine de Josef Stalin ülkede Hristiyanlık gibi İslam dinini baskı altında tutmuştur.Mais sous la direction de Joseph Staline, l'islam, comme le christianisme, fut réprimé.
İnanca göre bu hükümdar gençlerin dinindendir.Toutefois, le souverain le juge trop jeune.
Zerdüştlük dinini kabul edip, bu dini yaymak için mücadeleler etmiştir.Su meta era sencilla: combatir la maldad y crear un universo ordenado.
Vitir namazı (Arapça: وتر), İslam dininde namaz ibadetinin bir türüdür.Convocación (del latín convocatĭo, -ōnis) es la acción de convocar, llamar a reunión.
Davis, 1990'ların ortalarında İslam dinine geçti ve adını Kamaal Ibn John Fareed olarak değiştirdi.Se convirtió al islam a mediados de los 90 y cambió su nombre a Kamaal Ibn John Fareed.
Fırtına dinince artık güvendedirler ancak hiç erzakları yoktur.Y si uno ellos de un mal padece los otros no estarán serenos.
Muhammed’den önce İbrahim’in Hanif dinine tabi idi.Abraham, entonces, fue justificado por la fe.
Zerdüşt Espantaman, bu dinin peygamberidir.Sólo Kenós estaba, el enviado de Temáukell (aquél que está allá arriba).
Bu hanedan esnasında, Mısır dininde çeşitli önemli değişiklikler olmuştur.Durante esta dinastía, la religión egipcia experimentó varios cambios relevantes.
Felsefe ve dinin çakışmadığını anlatmaya çalıştı.Prometían no tocar el Corán ni la religión.
Kâfir, Begil’in dinini kabul etti.Fue él quien creó el culto de Egúngún.
2014'te İslam dinine döndü.En 2012, vuelve a Católica.
Salarlar İslâm dinine çok sadıktırlar ve her köyde bir camileri bulunur.Los salar son fieles al islam y cada uno de sus poblados cuenta con una mezquita.
Otuz yaşında iken İslam dinine geçmiştir.Se convirtió al Islam alrededor de la edad de treinta.
Kraliçe Elizabeth Protestan dinini kabul etmiştir.La reina respondió afirmativamente a la proposición del infante Juan.
Uçan Spagetti Canavarı bu dinin tanrısıdır.«El Monstruo del Espagueti Volador ya es una religión».
Son zamanlarda İslam dinine geçişler başlamıştır.Recientemente, se ha convertido al Islam.
Dinin Kökeni Ahlakın Kökeni: Neden İyiyiz?Cita de El Anticristo: ¿Qué es bueno?
Allah'a ve İslam dinine inanıyorum.Fe en Dios y construcción de la historia.
Şehid kavramı aşağıdaki anlamlarda kullanılabilir: Şehid, İslam dinininde Allah'ın 99 isminden biri.Además, puede hacer referencia a: Los 99 nombres de Dios, nombres usados por el islam para referirse a Dios.
Mani dininden olanları da vardı.También creían en los manitu.
Dinin Arap Yarımadası'nda yayılma süreci de bu dönemde tamamlanmıştır.La Catedral de Ani se completa durante esta dinastía.
Hadislere göre Namaz dinin direğidir.El orden de las oraciones es SVO.
Zamanla Hristiyanlık dinine geçmişlerdir.Se convierte en ese momento a la fe cristiana.
Şaman dininin kurallarına göre hareket ederler.Lleva a cabo las actividades de un chamán.
Yahudileri, çoğunluğun dinine dönseler dahi, kurtuluşu olmayan bir ırk olarak görmüşlerdir.La mayoría de sus habitantes son judíos, sobre todo de ascendencia sefardí.