Hangi dine inanıyorsun?What religion do you believe in?
Herhangi bir dine inanıyor musun?Do you believe in any religion?
Dine inanmıyorum.I don't believe in religion.
Bazı insanlar herhangi bir dine inanmıyor.Some people don't believe in any religion.
Çoğu dine göre, zina suçtur.According to many religions, adultery is a crime.
Onlar Marksizme inanıyor ve dine inanmıyor.They believe in Marxism and don't believe in religion.
Ben çeşitli vesilelerle Chuck's Diner'da yemek yedim.I have eaten at Chuck's Diner on several occasions.
Sizinle Chuck's Diner'a gitmek eğlenceliydi.It was fun going to Chuck's Diner with you.
Tom dine karşı tutumunda çok hoşgörülüdür.Tom is very tolerant in his attitude toward religion.
Dine küfretmek kurbansız bir suçtur.Blasphemy is a victimless crime.
Chuck's Diner'daki yemekten hoşlanacağınızı biliyorum.I know you'll enjoy the food at Chuck's Diner.
Bu yağmurun dineceğini düşünmüyorum.I don't think this rain will let up.
Winston herhangi bir dine inanmak istemiyor.Winston doesn't want to believe in any religion.
Chuck's Diner, Tom ile Mary'nin ilk karşılaştıkları yerdir.Chuck's Diner is where Tom and Mary first met each other.
Chuck's Diner, Tom ve Mary'nin ilk tanıştığı yerdir.Chuck's Diner is where Tom and Mary first met.
Tom, Mary ile tanışmak için Chuck's Diner'a gitti.Tom went to Chuck's Diner to meet Mary.
Ben dine inanıyorum.I trust religion.
Chuck's Diner kapandı.Chuck's Diner has closed.
Geç kahvaltı için hiç Chuck's Diner'a gittin mi?Have you ever been to Chuck's Diner for brunch?
Tom, Mary'nin Chuck's Diner'da yemek yemesini istediğini biliyordu.Tom knew Mary wanted to eat at Chuck's Diner.
Tom, Mary'nin Chuck's Diner'da yemek yemek istediğini söylüyor.Tom says Mary wants to eat at Chuck's Diner.
Chuck's Diner pazartesi günleri kapalıdır.Chuck's Diner is closed on Mondays.
Yağmur dinene kadar burada kalmayı düşünüyor.He plans to stay here until it stops raining.
Kar dinene kadar burada kalabilirsiniz.You can stay here until the snow stops.
Bilimi seviyorum, ama dine de sırtımı dönmüyorum.I like science, but I do not ignore religion.
Dine, sadece 43 gün boyunca Başbakanlık yapmıştır.Dine was Prime minister for only 43 days.
Arnavutluk'taki Alman seçkinleri, Dine ve Frasheri'ye dikkat çektiler.The German elite within Albania grew wary of Dine and Frasheri.
Marx`ın analizinde "seküler devlet" dine karşı değildir, aksine gerçekte onu gerektirir.In Marx's analysis, the "secular state" is not opposed to religion, but rather actually requires it.
Başlangıçta Hristiyanlığa karşı skeptik yaklaşsa da sonunda dine dönmüştür.Although initially skeptical of Christianity, he was eventually converted.
Bu gözlemler William Henry Dines tarafından 1880'de ve 1884'te Richard Assmann tarafından onaylandı.These observations were confirmed by William Henry Dines in 1880 and Richard Assmann in 1884.
Dine'nin Ligaliteti ile bağlantısı olan Frasheri, Kupi'nin hükümete katılmasını istedi.Frasheri, using Dine's connection to the Ligaliteti, requested that Kupi join the government.
O dönemde, Avrupa'da Yahudilere karşı önyargının ana sebeplerinden biri de dine dayanıyordu.In those times, a main cause of prejudice against Jews in Europe was the religious one.
Babası hiçbir Dine mensup değil ve annesi Hıristiyan.Her father doesn't belong to any and her mother is Christian.
Bu dine inananlara Dürzî denir (çoğulu Durûz).That Tithing is a command to all believers.
Han Lee (Matthew Moy): Williamsburg Diner Restoranı’nın sahibidir.Matthew Moy as Han Lee is the owner of the Williamsburg Diner.
Yine de 1860 yılına kadar İsveç'te Luteranların başka bir dine geçmesi yasadışıydı.However, until 1860 it remained illegal for Lutherans to convert to another religion.
Savaştan sonra Dine, Muharrem Bayraktari ile birlikte Paris'teki Arnavutluk Komitesi için çalıştı.After the war Dine, together with Muharrem Bajraktari, worked for the Albanian Committee in Paris.
Maç sırasında Dinero tekrar başlamak konusunda teklifte bulundu ama Devon reddetti.At the start of the match, Dinero offered to lay down for Devon, but the offer was refused.
Dine döndükten sonra Belçika'nın güneyinde Protestant misyoner olarak çalıştı.He turned to religion and spent time as a Protestant missionary in southern Belgium.
Fakat Bangladeş'te dine küfretme cezası yoktur.In Malaysia, however, there are no such punishments.
Bu kavram, genel olarak din değiştirme veya hiçbir dine mensup olmama özgürlüğünü de kapsar.This also includes having full freedom to convert religion or to not follow a religion at all.
Bazı ülkelerde, kanun gereği dine hakaret yasaklanmıştır.The laws of many states therefore formally prohibit torture.
Dentsu'nun 2006 yılına ait verilerine göre nüfusun %3'ü herhangi bir dine bağlı değildir.A 2006 Dentsu poll found that 7% of Ireland had no religion.
Erişim tarihi: 9 Nisan 2007. ^ "About Dinesh D'Souza"."How the left caused 9/11, by Dinesh D'Souza".
Bu kitap dinen yasak olan bir sürü hareket belirlemiştir.Swearing Many variants prohibit swearing.
İlerleyen zamanlarda Devon döndü ve Samoa Joe’nun elinden Dinero’yu kurtardı.Later in the event, Devon returned to save Dinero from a similar attack at the hands of Joe.
Bu hükümete, politikaya ve dine bağımlı olmayan bir organizasyondur.It is a non-religious, non-political independent organisation.
Herhangi bir dine inanmıyorum. Çünkü ayrıma inanmıyorum.I refuse to affiliate with religion because I don't believe in separation.
Herhangi bir dine inanmıyorum.So
Benim canlı duymak istediğim ise 1955 versiyonu, ve içinden ilk birkaç bölüm dineyeceğiz.What I'd like you to hear live is the 1955 version, and we'll play the first couple pieces of it.
Yerini bulsun! Ama çıkıyor içişleri bakanı, devlet dine karışır -Ee gerisini niye söylemiyorsun?But, the Minister of Internal Affairs comes up and says, the state can interfere with religion
-Ne, evde Dined var?-What, have you dined at home?
Dine düşkün bir insan değilim, o yüzden ayinlere gitmedim.And I'm not a religious person, so I didn't go to the services.
Fakat acı sonunda dinecektir. ve başka birşey acının yerini alacaktır.But eventually, it will subside, and something else will take its place.
Veya size Dined var mı? "Or have you dined?"
¿Es el dinero koyayým juntos?¿Es el dinero koyayým juntos?
Así que usted quiere conseguir el dinero.Así que usted quiere conseguir el dinero.
57.92 > - ¿Qué pasa si he recibido dinero.57.92 > - ¿Qué pasa si he recibido dinero.
Ama zaman icerisinde dine olan ilgim artti.But I've become increasingly interested in religion.
Bu dine küfretmek! Adolf!Aqui está a matriz!