dimdik ile cümle

dimdik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
O, dimdik ayağa kalktı.She stood bolt upright.
O, dimdik ayağa fırladı.She stood bolt upright.
Tom dimdik ayakta durdu.Tom stood rigid.
Saçlarımı dimdik yapmaları sayesinde.My hair used to be straight.
Bu kadar kuruluşun yetersiz kaldığı bir devirde, bu Amerikalılar dimdik durdular.In an age when so many institutions have come up short, these Americans stood tall.
İyi bir günde 1.59m boyunda, kovboy çizmeleri içinde ayakta dimdik duran bir adam.He's about five-foot three and a half on a good day, standing fully upright in cowboy boots.
Ve eğer liderseniz, size güvenen insanlar sizi dimdik ayakta görmeye ihtiyaç duyarlar.And if you're a leader, the people who count on you need you on your feet.
Ertesi gün okula geldiğinde, dimdik ayakta duruyordu.He came to school the next day like he was ten feet tall.
Onlar çöküyor, düşüyorlar; Bizse kalkıyor, dimdik duruyoruz.They are bowed down and fallen, but we rise up, and stand upright.
Uyanık kalın, imanda dimdik durun, mert ve güçlü olun.Watch! Stand firm in the faith! Be courageous! Be strong!
Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.I shall inflict on him hardship,
İşte dimdik ayakta duran din (budur).This is the supreme law.
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.I shall inflict on him hardship,
İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.That is the right religion; but most men know it not --
İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.That is the upright religion.
Eğilmeden dimdik uzuyoruz.We grow straight and tall, without bending.
Dimdik ayakta, bakın kardeşlerim, ayağa kalkan Afrika'ya Nakarat: Benim yeşil kalbimin damarları.Aufrecht steht - schaut, meine Brüder - das auferstandene Afrika Refrain: Fasern meines grünen Herzens.
Çad halkı, dimdik ve işinin başında!Tschadisches Volk aufrecht und am Werk!
Omuz omuza sizinle, kardeşten daha ötesi olanlar Senegalli, dimdik!Schulter an Schulter mit euch, die ihr mir mehr als Brüder seid, Senegalesen, aufrecht!
Köksaplar, dimdik yükselir veya sürünücü, dallı veya dalsızdır.La tige (ou chambre ou slide ou slug ou pit ou durite ou descente).
Çad halkı, dimdik ve işinin başında!Popolo del Ciad, in piedi e al lavoro!
Gözkapakları bir karış, saçları dimdik, yüzü kan gibi kırmızıdır.Appare sempre molto severo e inquietante con gli occhi rossi come il sangue.
Gözkapakları bir karış, saçları dimdik, yüzü kan gibi kırmızıdır.少年と大人の中間の顔立ちをしており、髪は血のような赤。
Kendine güvenen, dimdik duran, düşünen insanlar resmetmiştir.그가 기억이나 생각에 의존해서 그림을 그리는 경우는 드물었다.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur."Als je je kinderen terechtwijst, zit dan in een rechte stoel met een zacht oppervlak.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur."Amikor a gyerekeidet fegyelmezed, ülj egy egyenes, párnázott felületű széken.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur."Cuando estés disciplinando a tus hijos, siéntate en una silla vertical con una superficie acolchada.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur.E ha aggiunto "Quando rimproveri i tuoi figli, siediti in una sedia con lo schienale rigido ma imbottita.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur."Kiedy dyscyplinujesz dzieci, siadaj na prostym krześle z miękkim siedzeniem.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur."아이들을 훈육할 때, 푹신하고 똑바른 의자에 앉아서 하면
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur."Όταν θέλεις να πειθαρχίσεις τα παιδιά σου, κάτσε σε μια κάθετη καρέκλα με μαξιλάρι.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur."Когда воспитываешь своих детей, сядь на прямой стул с подушкой.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur."Коли ви виховуєте своїх дітей, то сидіть на стільці, на якому лежить подушка.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur.Тя ми каза, "когато дисциплинирате децата си, седнете в изправен стол с тапицирана повърхност.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur.היא אמרה לי, "כשאתה מחנך את ילדיך, שב בכיסא זקוף עם מושב מרופד.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur.وقالت لي، "عندما تخاطب أطفالك، إجلس على كرسي مريح مع سطح ليّن.
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken, dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur.背中がまっすぐで柔らかい椅子に座ると 会話が上手くいくはず」 背中がまっすぐで柔らかい椅子に座ると 会話が上手くいくはず」
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.A ich nohy boly rovné, a spodok ich nôh bol ako spodok nohy teľaťa, a leskly sa na pohľad ako vyleštená meď.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Chơn nó thẳng , bàn chơn như bàn chơn bò con đực ; sáng_ngời như đồng bóng_nhoáng .
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Chơn nó thẳng, bàn chơn như bàn chơn bò con đực; sáng ngời như đồng bóng nhoáng.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Deres ben var rette, og deres fotblad var som kloven på en kalv, og de blinket likesom skinnende kobber.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Ja säärivarret niillä oli suorat ja jalkaterät kuin vasikansorkat, ja ne välkkyivät kuin kiiltävä vaski.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Kakinya lurus dan mengkilap seperti perunggu yang digosok. Jari kakinya berkuku seperti kuku banteng
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.그 다리는 곧고 그 발바닥은 송아지 발바닥 같고 마광한 구리같이 빛나며
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.och deras ben voro raka och deras fötter såsom fötterna på en kalv och de glimmade såsom glänsande koppar.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Sus piernas eran rectas, y sus pezuñas eran como pezuñas de becerro que centelleaban como bronce bruñido
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.Und ihre Beine standen gerade, und ihre Füße waren gleich wie Rinderfüße und glänzten wie helles glattes Erz.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.а ноги их – ноги прямые, и ступни ног их – как ступня ноги у тельца, и сверкали, как блестящая медь.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.ורגליהם רגל ישרה וכף רגליהם ככף רגל עגל ונצצים כעין נחשת קלל׃
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.وارجلها ارجل قائمة واقدام ارجلها كقدم رجل العجل وبارقة كمنظر النحاس المصقول.
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.他 們 的 腿 是 直 的 、 腳 掌 好 像 牛 犢 之 蹄 、 都 燦 爛 如 光 明 的 銅
Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.他 們 的 腿 是 直 的 、 腳掌 好像 牛犢之蹄 、 都燦爛 如 光明 的 銅
"Bambu ormanı." Eğilmeden dimdik uzuyoruz.So 7:05 „Pfütze".
Bu kadar kuruluşun yetersiz kaldığı bir devirde, bu Amerikalılar dimdik durdular.Dans une ère où tant d'institutions n'ont pas été à la hauteur, ces Américains se dressent comme des géants.
Bu kadar kuruluşun yetersiz kaldığı bir devirde, bu Amerikalılar dimdik durdular.En una época donde tantas instituciones han fallado, estos estadounidenses han sacado la cara.
Bu kadar kuruluşun yetersiz kaldığı bir devirde, bu Amerikalılar dimdik durdular.In einer Zeit, wo so viele Institutionen den Kürzeren gezogen haben, standen diese Amerikaner stolz.
Bu kadar kuruluşun yetersiz kaldığı bir devirde, bu Amerikalılar dimdik durdular.그렇게나 많은 조직들이 실패하던 시절에, 그 미국인들은 성공했습니다.
Bu kadar kuruluşun yetersiz kaldığı bir devirde, bu Amerikalılar dimdik durdular.友と国旗のため、彼らは責任を果たしました。
Eğilmeden dimdik uzuyoruz.Сегодня Танабата
Ertesi gün okula geldiğinde, dimdik ayakta duruyordu.다음날 다니엘이 등교할 때 보니 키가 3미터는 된 것 같았습니다.

İlgili Sayfalar