Hey en büyük dilim bu"az ott a torta legnagyobb szelete"
Hey en büyük dilim bu Bu da gösteriyor ki tur satışları için en iyi ay budur.Si se va a comer este trozo, usted ha comido 18% de la tarta.
Hey en büyük dilim bu"Hej, tohle je největší dílek."
Hey en büyük dilim bu"Ей, най-голямото парче е ето това тук."
İlk dilim (sector): @ labelEerste sector:@label
İlk dilim (sector): @ labelElső szektor@ label
İlk dilim (sector): @ labelErster Sektor:@label
İlk dilim (sector): @ labelFörsta sektor: @ label
İlk dilim (sector): @ labelFørste sektor: @ label
İlk dilim (sector): @ labelPierwszy sektor: @ label
İlk dilim (sector): @ labelPremier secteur & #160;: @label
İlk dilim (sector): @ labelPrimeiro sector: @ label
İlk dilim (sector): @ labelPrimer sector: @label
İlk dilim (sector): @ labelPrimul sector: @ label
İlk dilim (sector): @ labelPrvní sektor: @ label
İlk dilim (sector): @ labelPrvý sektor: @ label
İlk dilim (sector): @ labelΠρώτος τομέας: @ label
İlk dilim (sector): @ labelПервый сектор: @ label
İlk dilim (sector): @ labelПерший сектор: @ label
İlk dilim (sector): @ labelПърви сектор: @ label
İlk dilim (sector): @ label開始セクター:@label
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.남한에서 영어는 매우 중요했기 때문에 저는 3번째 언어를 배워야 했습니다.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.3つ目の言語を学ぶことになりました 同時に大きなギャップの 存在にも気づきました
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Angleščina je bila zelo pomembna, zato sem se začela učiti svoj tretji jezik.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Angličtina tam byla nutností, a tak jsem se začala učit svůj třetí jazyk.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Az angol annyira fontos volt Dél-Koreában, hogy elkezdtem megtanulni harmadik nyelvemként.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Bahasa Inggris sangat penting di Korea Selatan, jadi saya harus mulai belajar bahasa ketiga saya.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.El inglés era muy importante en Corea del Sur, tuve que comenzar a aprender mi tercer idioma.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Engelska var så viktigt i Sydkorea, så jag var tvungen att börja lära mig mitt tredje språk.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Engelsk var meget vigtigt i Sydkorea, så jeg måtte begynde at lære mit tredje sprog.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Engels was zo belangrijk in Zuid-Korea, dus ik begon mijn derde taal te leren.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Englannin kieli oli siellä niin tärkeä, että minun oli aloitettava kolmannen kielen opiskelu.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Engleza era atât de importantă în Coreea de Sud, că a trebuit să învăț o a treia limbă.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Englisch war in Südkorea so wichtig, dass ich anfangen musste, meine dritte Sprache zu lernen.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.L'Anglais était tellement important en Corée du Sud, donc j'ai dû commencé à apprendre ma 3ème langue.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.L'inglese era così importante in Corea del Sud da dover iniziare ad imparare la mia terza lingua.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.O inglês era tão importante na Coreia do Sul que tive que começar a aprender a minha terceira língua.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.V Južnej Kórei musíte vedieť po anglicky, takže som sa začala učiť tretí jazyk.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Znajomość języka angielskiego jest tam bardzo ważna, więc musiałam zacząć uczyć się trzeciego języka.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Τα Αγγλικά ήταν τόσο σημαντικά στη Νότια Κορέα, που χρειάστηκε να μάθω την τρίτη μου γλώσσα.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Английският беше много важен там, така че трябваше да започна да уча третия си език.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Для жизни там очень важен английский язык, поэтому мне пришлось учить третий иностранный.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.Знання англійської там дуже важливі, і тому мені довелося вчити третю мову.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.בדרום קוריאה היה חשוב מאד לדעת אנגלית, אז היה עלי להתחיל ללמוד את השפה השלישית שלי.
İngilizce Güney Kore'de çok önemliydi ve bu yüzden 3. dilimi öğrenmek zorundaydım.كانت اللغة الإنجليزية مهمة جداً في كوريا الجنوبية لذا إضطررت لأن أبدأ تعلم لغتي الثالثة
İnsanların hem Avustralya'ya hem de Avrupa'ya aynı zaman diliminde ulaşmaları inanılmaz. -E' incredibile pensare che qualcuno arrivo' in Australia ed Europa nello stesso periodo. nello stesso periodo.
İnsanların hem Avustralya'ya hem de Avrupa'ya aynı zaman diliminde ulaşmaları inanılmaz. -¿Esto se hizo, no se sabe.
İnsanların hem Avustralya'ya hem de Avrupa'ya aynı zaman diliminde ulaşmaları inanılmaz. -Fakt, że ludzie dotarli do Australii i do Europy w tym samym czasie, jest naprawdę zadziwiający.
İnsanların hem Avustralya'ya hem de Avrupa'ya aynı zaman diliminde ulaşmaları inanılmaz. -Je úžasné len si pomyslieť, že ľudia dorazili do Austrálie a Euroópy v tom istom čase.
İnsanların hem Avustralya'ya hem de Avrupa'ya aynı zaman diliminde ulaşmaları inanılmaz. -Je úžásné pomyslet, že lidi dosáhli Austrálie a Evropy V tu stejnou dobu.
İnsanların hem Avustralya'ya hem de Avrupa'ya aynı zaman diliminde ulaşmaları inanılmaz. -사람들이 호주와 유럽에 동시에 다달았다는 것은 생각만해도 놀라운 일입니다.
İnsanların hem Avustralya'ya hem de Avrupa'ya aynı zaman diliminde ulaşmaları inanılmaz. -Дивовижно усвідомлювати, як ці люди дісталися Австралії та Європи приблизно в однаковий час.
İnsanların hem Avustralya'ya hem de Avrupa'ya aynı zaman diliminde ulaşmaları inanılmaz. -Удивительно, что люди достигли Европы и Австралии примернов в одно овремя
İnsanların hem Avustralya'ya hem de Avrupa'ya aynı zaman diliminde ulaşmaları inanılmaz. -מדהים לחשוב שאנשים הגיעו לאוסטרליה ולאירופה בערך באותו הזמן.
İnsanların hem Avustralya'ya hem de Avrupa'ya aynı zaman diliminde ulaşmaları inanılmaz. -東へ、南へと海岸を沿って移動した人々は、 厳しく、大規模な環境の変化を経験しませんでした。
İşte bu dilimin.Así que, este pi de aquí.
İşte bu dilimin. Bu çizdiğim. Yayı kapsıyor.Tedy tato výseč. ... ...
İşte bu dilimin.Czyli, ten wycinek tutaj.
İşte bu dilimin.지금 이 부채꼴이에요
İşte bu dilimin.Quindi, questo settore qui.