Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.Ce qu'on appelle une planète de type terrestre occupe en fait un laps de temps très court
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.Ciò che definiamo pianeta di tipo terrestre in realtà esiste per un breve intervallo di tempo.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.Dét vi kalder en Jord-lignende planet, findes faktisk kun i et meget kort tidsrum.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.우리가 지구형 행성이라 부른 것은 사실 매우 짧은 시간입니다.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.Lo que llamamos un planeta semejante a la Tierra es en realidad un período de tiempo muy corto.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.Meidän Maan kaltaiseksi kutsumamme planeetta on olemassa vain lyhyen aikaa.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.Was wir einen Erdähnlichen Planeten nennen ist eigentlich eine sehr kurze Zeitspanne.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.Wat wij een planeet zoals de aarde noemen, is eigenlijk maar een heel kort tijdsbestek.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.Ziemia, jaką znamy dziś, istnieje od bardzo niedawna.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.Η πλανητική κατάσταση που ονομάζουμε Γη είναι στην πραγματικότητα ένα πολύ μικρό διάστημα χρόνου.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.Онова, което наричаме планета, подобна на Земята, всъщност е един много кратък интервал от време.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.То, что мы называем планета Земного типа, - это все лишь короткий промежуток времени.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.מה שאנו קוראים לו כוכב דמוי ארץ קיים למעשה בחלון זמן קצר.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.ما نسميه كوكبا شبيها بالأرض هو في الواقع فترة قصيرة جدا من الوقت.
Aslında dünya gibi bir gezegen diye adlandırdığımız şey çok kısa bir zaman dilimini kapsar.『レアアース』のおかげで
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.2/3 ほど増加し 利益は倍増したのです 正味82%の削減は
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.같은 기간동안 매출은 3분의 2가 증가했고 수익은 2배가 되었습니다.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.Durant le même laps de temps les ventes ont augmenté de deux tiers et les profits ont doublé.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.În aceeaşi perioadă de timp vânzările au crescut cu două treimi şi profiturile s-au dublat.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.In dezelfde tijdsspanne zijn de verkopen toegenomen met tweederde en is de winst verdubbeld.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.Nello stesso arco di tempo le vendite sono cresciute di 2/3 e i profitti sono raddoppiati.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.No mesmo período de tempo as vendas aumentaram em dois terços e os lucros duplicaram.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.Sobre el mismo período de tiempo las ventas se incrementaron en dos tercios y las ganancias duplicaron.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.Trong cùng quãng thời gian, lượng bán đã tăng 2/3 và lợi nhuận tăng gấp đôi.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.Über die selbe Zeitspanne haben wir den Umsatz um 2/3 gesteigert und die Gewinne verdoppelt.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.W tym samym okresie sprzedaż wzrosła o dwie-trzecie i zyski się podwoiły.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.Κατά το ίδιο χρονικό διάστημα οι πωλήσεις αυξήθηκαν κατά δύο τρίτα και τα κέρδη διπλασιάστηκαν.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.В тот же промежуток времени продажи возросли на две третьих, а доходы удвоились.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.През съшия период от време продажбите са се покачили с 2/3 и печалбата се е удвоила.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.במרוצת אותה תקופה המכירות עלו בשיעור שני שלישים והרווחים הוכפלו.
Aynı zaman diliminde satışlar 2/3 oranında arttı ve kâr ikiye katladı.وعلى مدى تلك الفترة زاد حجم المبيعات إلى ثلثي الفترة الحالية وتضاعفت الأرباح
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Alors que sur la même période, le chiffre effectif des transplantations est resté quasiment inchangé.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Enquanto, ao mesmo tempo, o número real de transplantes permaneceu quase o mesmo.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Gleichzeitig ist die tatsächliche Anzahl an Transplantaten jedoch nahezu gleich geblieben.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.한편 같은 기간에, 실제 장기 이식 건수는 거의 변함없이 같은 수준에 머물러 있습니다.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Mens, samtidig, det faktiske antal af transplantationer er forblevet næsten præcis det samme.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Mentre, allo stesso tempo, l'effettivo numero di trapianti è rimasto quasi completamente immutato.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Mientras que al mismo tiempo, el número de trasplantes se ha mantenido prácticamente igual.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Samaan aikaan siirrettävien elimien määrä on pysynyt lähes samana.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Samtidigt har antalet transplantationer kvarstått på nästan samma nivå.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Tegelijkertijd is het aantal transplantaties bijna helemaal gelijk gebleven.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Zatímco počet transplantací zůstal téměř stejný.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Ενώ,την ίδια στιγμή,ο πραγματικός αριθμός μεταμοσχεύσεων έχει παραμείνει σχεδόν εντελώς σταθερός.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Водночас кількість виконаних пересадок фактично не змінилась.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.В то же время, количество органов для трансплантации остается практически неизменным.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Докато в същото време броят на трансплантациите е останал почти изцяло непроменен.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.אנחנו פשוט מזדקנים הרפואה עושה עבודה טובה יותר
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.بينما, في الوقت نفسه, عدد عمليات الزرع التى تمت بالفعل قد استمر تقريبا كما هو.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.手術数はほとんど増えていません これは高齢化が関っているためで
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Atunci am ajuns să văd peşti înotând în altceva decât felii de lămâie şi unt.
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Bilo je prvič, da sem zagledala ribe plavati v nečem, kar niso rezinice limone in masla.
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Det var då jag för första gången såg fiskar simma bland något annat än citronskivor och smör.
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Đó là lần đầu tiên tôi thấy cá bơi trong một thứ khác với những lát chanh và bơ.
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Ekkor tudatosult bennem, hogy a halak nem csak citromkarikák és vaj között úszkálhatnak.
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Ensimmäisen kerran huomasin kalojen uiskentelevan muualla kuin sitruunanpalojen ja voin joukossa.
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Foi quando vi, pela primeira vez, peixes a nadar de forma diferente do que sobre fatias de limão e manteiga.
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Fue cuando conocí a los peces, por primera vez, nadando en algo diferente a tajadas de limón y mantequilla.
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Fu la prima volta che vidi dei pesci nuotare in qualcosa che non erano riccioli di burro e fettine di limone.
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Ik zag toen voor het eerst vissen rondzwemmen in iets anders dan citroenschijfjes en boter.
Balıkları ilk kez o zaman limon dilimleri ve tereyağ dışında birşeyin içinde yüzerken gördüm.Prvýkrát videla ryby plávať inde ako na roztopenom masle s plátkami citróna.