Onun uyarısına hiç dikkat edilmedi.No attention was paid to his warning.
Onun ne dediğine dikkat etmenize gerek yok.You don't have to pay attention to what he says.
Onun söylediğine dikkat etmelisin.You should pay attention to what he says.
Onun söylediğine dikkat et.Pay attention to what he says.
Performansını yargılarken onun yaşını dikkate almalısın.You must take his age into account when you judge his performance.
Onun başarısızlığı çoğunlukla dikkatsizliği yüzündendi.His failure was mainly due to carelessness.
Onun başarısızlığı dikkatsizliğinden kaynaklandı.His failure resulted from his carelessness.
Onun tavsiyesine dikkat et.Pay attention to his advice.
Onun yüksek sesi dikkatimi çekti.His loud voice drew my attention.
Onun kağıdında iki dikkatsiz hata vardı.There were two careless mistakes on his paper.
Yaşını dikkate alsan iyi olur.You had better take account of his age.
Onun dikkatsizliği kazaya neden oldu.His carelessness brought about the accident.
Onun dikkatsizliği bir kaza ile sonuçlandı.His carelessness resulted in an accident.
Onun dikkatsizliği yüzünden patlama gerçekleşti.The explosion took place because of his carelessness.
Onun dikkatsiz sürüşü kazaya sebep oldu.His careless driving caused the accident.
Onun dikkatsizliğine şaşırdım.I was amazed at his carelessness.
Kaza, o dikkatsiz olduğu için oldu.The accident happened because he wasn't careful.
Onun dikkatsizliği kazayla sonuçlandı.His carelessness resulted in the accident.
Onun teorisi dikkatli araştırmaya dayalıdır.His theory is based on careful research.
Onu daha dikkatli dinlemeliydin.You should have listened to him more carefully.
Onun konuşma şekli ünlü bir yazarın dikkatini çekti.The way he spoke attracted the attention of a famous writer.
O, tüm dikkatini kitaba vermişti.He was absorbed in the book.
Keşke o konuştuğunda daha dikkatli olsaydım.I wish he had been more careful when he spoke.
Amerika'da kaldığı süredeki deneyimlerini bize anlatmaya başladı. Biz dikkat kesildik.He started to tell us his experiences during his stay in America. We were all ears.
O her zaman yapmadan önce bir şeyi dikkatlice planlar.He always plans a thing out carefully before he does it.
O, züccaciyeyi dikkatla taşıdı.He carried the glassware with care.
O, yarasını dikkate almadan dövüşüyordu.He was fighting regardless of his wound.
Tüm dikkatini bilgisayar oyunlarına verdi.He was absorbed in a computer game.
Konuşmasını çok dikkatlice hazırladı.He prepared his speech very carefully.
O, planın çok paraya mal olacağına dikkat çekti.He pointed out that the plan would cost a lot of money.
Dikkatini o problem üzerinde yoğunlaştırdı.He focused his attention on that problem.
O, sorunun dikkatlice ele alınması gerektiğini belirtti.He noted that the problem must be handled carefully.
O, onu dikkatle aldı.He picked it up carefully.
O çok dikkatli.He is very careful.
O, çok dikkatli davranıyor.He is being very careful.
O Bob'tan daha akıllı ve daha dikkatli.He is wiser and more careful than Bob.
Daha dikkatli olmalıydı.He should have been more careful.
Bir tek kelime kaçırmamak için dikkatle dinledi.He listened very carefully in order not to miss a single word.
O müzik dinleyerek dikkatini dağıttı.He diverted himself by listening to music.
Toplantı için dikkatlice hazırlandı.He prepared carefully for the meeting.
Bütün dikkatimi dışarıdaki manzaraya yöneltti.He addressed my full attention to the landscape outside.
Onun, elinden geleni yaptığı doğru ama o yeterince dikkatli değildi.It is true that he did his best, but he was not careful enough.
O, para hakkında dikkatsiz.He is careless about money.
O dikkatsizlik için bir üne sahipti.He had a reputation for carelessness.
O her kelimeyi dikkatle seçti.He chose every word with care.
O, sözlerini dikkatlice seçti.He chose his words carefully.
O, davranışları hakkında dikkatlidir.He is careful about his manners.
Onu rahatsız etmemek için dikkatli olmalısın.You should be careful not to bother him.
O tüm dikkatini işine vermiş.He is absorbed in his work.
Çocuklarına dikkat etmez.He does not take care of his children.
O bana daha dikkatli olmam gerektiğini söyledi.He told me that I should be more careful.
O bana gelecekte daha dikkatli olacağına söz verdiHe promised me that he would be more careful in the future.
Uyarımı dikkate almadı.He paid no attention to my warning.
O, uyarıma dikkat etti.He paid attention to my warning.
Nasihatime dikkat etmedi.He paid no attention to my advice.
O, benim tavsiyemi dikkate almadı.He took no notice of my advice.
İtibarına çok dikkat eder.He cares a lot about his reputation.
O dikkatli bir oyuncudur.He is a careful player.
O dikkatli bir işçidir.He is a careful worker.
O, öğretmenin söylediklerine fazla dikkat etmez.He never pays much attention to what his teacher says.