dişler ile cümle
dişler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ayağı kalk... ...ve o alçağın dişlerini tekmeleyebildiğin kadar hızlı tekmele.Get up. And you kick that bastard as hard as you can right in the teeth.
"İyi! şimdi, bu dost şeyler var, "Phineas dişleri arasında, diye mırıldandı."Good! now, there's stuff in that fellow," muttered Phineas, between his teeth.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.She was chewing betel nut, which caused her teeth over the years to turn very red.
Daha düzgün dişler ve büyük bir beyniniz olabilir.You can have straight teeth and a larger brain.
Önce çeneler oluştu, sonra dişler geldi.Jaws formed first; teeth came later.
Ve biz de günümüzde dişlerimizi değiştiriyoruz.And we are also changing our teeth right now.
İnsan ağzının ve dişlerinin giderek daha da küçüldüğüne dair kanıtlar var.There is evidence that the human mouth and teeth are growing smaller all the time.
Diyelim ki küçük t, küçük dişleri gösteriyor.So let's say little t is equal to small teeth.
Diyelim ki büyük T, büyük dişleri gösteriyor.Let's say big T is equal to big teeth.
Eğer dişler buradaysa, bağımsız olarak ayrılacaklardır.And if teeth are over here, they will assort independently.
Büyük dişler ve kahverengi gözler.Big teeth and brown eyes.
Büyük dişler burada ve kahverengi gözler de burada.Big teeth right here, brown eyes there.
Kahverengi gözler ve büyük dişler, kahverengi gözler ve büyük dişler.Brown eyes and big teeth, brown eyes and big teeth.
Burada küçük dişler var ama büyük dişler baskındır.I had a small teeth here, but the big teeth dominate.
Bu kahverengi gözler ve büyük dişler.This is brown eyes and big teeth.
Bu kahverengi gözler ve küçük dişler.This is brown eyes and little teeth.
Kahverengi gözler ve küçük dişler.So brown eyes and little teeth.
Bakalım, bu kahverengi göz ve küçük dişler de burada.So let's see, this is brown eyes and
Bu kahverengi göz ve küçük dişler de şurada.This is brown eyes and little teeth right there.
Eğer mavi gözler diyeceksem, mavi ve büyük dişler buradaki kombinasyonlar nelerdir?And if I were to say blue eyes, blue and big teeth, what are the combinations there?
Mavi gözler ve küçük dişler istiyorum. Burada sadece bir tane var.I want blue eyes, blue and little teeth.
Çin hayaletinin dişlerinin ne kadar korkunç olduğunu biliyor musun?Do you know how scary the China ghosts' teeth are?
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Picture a cannibal, human teeth sinking into human skin, human flesh roasting over a fire.
O, sıkılmış dişlerdi.It was an act of clenched teeth and hatred.
Tuhaf dişleri olan.You. Yeah. (Laughter)
Bugün bebeğinizin dişlerini temizleyeceğiz.So we are going to be cleaning your baby's teeth.
Ya da sadece parmağınıza azıcık diş macunu sürün ve bebeğinizin dişlerini böyle temizleyin.Or you could simply put some toothbrush on your finger and clean the baby's teeth that way.
Tırnaklar, dişler ve yumruklardan alınan acılı zevk... ...yoğunluğunu giderek düşürdü.The pain-pleasure from nails, teeth and fists gradually declined in intensity.
Fil parçalara ayrılmadan çürüdü ve onlarda sadece dişlerini aldılar.The elephant just decayed and they just got the tusks.
-Dişlerini yaptırmadan önceki mi, sonraki mi?Lizzy Mcquire, before or after she got her teeth done? Bree: After!
Hayatın yeterince uzun ise, "Ben aracılığıyla mırıldandı mantıksız düşmanlık ile dişler.If life's long enough," I muttered through my teeth with unreasonable animosity.
Burada, dişlerde X-ışını saçılımlarını görebilirsiniz, bunlar dişlerdeki metaller.You can see that there is [a] scattering of X-rays on the teeth, the metal in the teeth.
Kaybettim tüm dişlerimiLost all my teeth
Konodontlar ise plankton yemelerine yardımcı olacak dişleri geliştirdiler.Conodonts evolved teeth to help with ingesting plankton.
Dişleri olan bir tavuk.This is a chicken with teeth.
Dİşleri olan tavuklar yapabiliriz.We can make a chicken with teeth.
İnsanlar dişlerini fırçalıyo ve diş ipi kullanıyorlar.They don't do it as much as they should, but they do it.
Sonunda veridikleri mesaj şimdi gidin ve dişlerinizi fırçalayın imiş.That was the message. That was the experiment. Now they measured one other variable.
Ve alt çenesini, dudaklarını, üst çenesini ve dişlerini kaybetti.And he lost his lower jaw, his lip, his chin and his upper jaw and teeth.
Gözler, çene, dişler ... her şey gerçek adamınkilerle mükemmel bir şekilde uyuşmakta.The eyes, the jaw, the teeth: everything is in perfect alignment with what the real guy has.
Zaman boyunca dişleri yaşlandırmalıydık.We had to age the teeth over time.
Bugün öpüşebileceğimizi söylediler diye dişlerimi bile temizlettim.They said we might kiss today so I even got my teeth scaled.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.And he was beaten, starved, tortured -- lost all his teeth while in prison.
Dişlerim için kullanıyorum.For my teeth. man:
Dişlerinizi fırçaladınız mı, profesör?Have you brushed your teeth, Professor?
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.You give away all your teeth to the tooth fairy.
Kral olduğunu söyledin dişlerinin arasında yalan çıktıYou said you was king you lied through your teeth
Sonucunda yapay bir burnum, porselen dişlerim ve bunun gibi bir sürü şeyim oldu.And I ended up with a plastic nose, porcelain teeth and all kinds of other things.
Çentikleri ve bir yığın dişleri var.It's got a bunch of notches and a bunch of teeth.
Ama takma dişlerini bıraktı.But left her dentures.
Yatmadan önce dişlerimi fırçalamamı söylemek için!To tell me not to forget to brush my teeth before bed!
Ve takma dişlerini neden getirmediğini.And bring her the dentures.
Bütün vaktini makinelerle konuşarak geçiriyordu... ağzındaki takma dişlerle...So she spends her time talking to machines with those dentures in.
Büyükannemin takma dişlerini gördünüz mü?Have you seen my granny's dentures?
Dişler olmadan beni anlayamıyorsunuz değil mi?You can't understand me without the dentures, can you?
Nerede bu dişler?Where are those dentures?
Bu yüzden... ...takma dişlerini geri vermeme izin vermiyorlar.So... They won't let me give her the dentures.
Dişlerimi düzenli olarak fırçaladım.And I brushed my teeth diligently.
Dişler bir kere çürümeye başladı mı, geri dönüşü olmaz.Once your teeth start to go, there's no turning back.
Dişlerini sana getireceğim.I'll get you your dentures