Gelecek yıl yurt dışına gitmek için bir planı var.He has a plan to go abroad next year.
Onun babasının yurt dışında olduğunu duyuyorum.I hear that his father is abroad.
Onun müziği yurt dışında büyük bir popülerliğe ulaşmıştır.His music has attained great popularity overseas.
Anne ve babası dışında, hiç kimse onu iyi tanımıyor.Apart from his parents, no one knows him well.
Anne ve babasının dışında, hiç kimse şüpheliyi savunmadı.Apart from his parents, nobody would defend the suspect.
O şimdi gelecek yıl yurt dışında eğitim yapmayı planlıyor.He is now planning to study abroad next year.
Bir dişi ağrıyor.He is suffering from a toothache.
Anlaşmaya isteği dışında imza attırıldı.He was made to sign the contract against his will.
Anlaşma ona rızası dışında imzalattırıldı.He was made to sign the contract against his will.
Çok fazla konuşmasının dışında, iyi bir adam.He is a nice man, except that he talks too much.
O zamandan beri yurt dışında kaldı.He remained abroad ever since then.
Kadını şüphelilerin dışında tuttu.He excluded the woman from the suspects.
O gelecek yıl yurt dışında seyahat etmeyi umuyordu.He anticipated traveling abroad the next year.
O, sadece geçen ay yurt dışından geri geldi.He came back from abroad only last month.
O tek başına yurt dışına gitti.He has gone abroad by himself.
Projeye kaynak toplamak için yurt dışına gitti.He went abroad to raise fund for the project.
Onun az sayıda dişi vardı.He had few teeth.
O, yasa dışı bir eylem yaptı.He committed an illegal act.
Yağışlı günler dışında o her gün yürüyerek işe gider.He goes to work on foot every day except on rainy days.
İngilizcede sıra dışı bir yeteneği var.He has an unusual ability in English.
İspanyolca dışında İngilizce de konuşabiliyor.He can speak Spanish, not to mention English.
İngilizcenin dışında yabancı dil bilmez.He knows no foreign language except English.
O, evin dışına giderken görüldü.He was seen going out of the house.
Ailesini terk etti ve yurt dışına gitti.He deserted his family and went abroad.
O iyileşme şansı dışındadır.He is beyond the chance of recovery.
O yurt dışında okumak için kararını verdi.He made up his mind to study abroad.
O, yurt dışında eğitim gördü.He studied abroad.
O yurt dışında seyahat etmeyi sever.He likes to travel abroad.
Yurt dışında bir yolculuk için para biriktiriyor.He is saving money for a trip abroad.
O az önce yurt dışından döndü.He just returned from abroad.
O, iki yıllığına yurt dışında eğitim görme ayrıcalığına sahipti.He had the privilege of studying abroad for two years.
O, yurt dışındaki deneyimi hakkında çok sayıda kitaplar yazdı.He has written lots of books about his experience abroad.
O, yurt dışına gitmek için istekli.He is eager to go abroad.
O, yıllarca yurt dışında yaşadı.He lived abroad for many years.
O, hiç yurt dışında bulunmadı.He has never been abroad.
O hiç yurt dışına gitmedi.He has never been abroad.
O, yurt dışına gitmeye kararlıydı.He was determined to go abroad.
O, yurt dışına gitmeye karar verdi.He decided to go abroad.
O, dönmemek üzere, yurt dışına gitti.He went abroad, never to return.
O dışişlerinde iyi deneyimlidir.He is well versed in foreign affairs.
O, Dışişleri bakanı olarak atandı.He was established as Foreign minister.
O şehir dışına gitmeden önce onu görmüş olmayı umuyordu.He expected to have seen her before he went out of town.
O kampüs dışından yaşıyor.He lives off campus.
Kırık bir çenesi var ve birkaç dişini kaybetti.He got a broken jaw and lost some teeth.
Arkadaşını uğurlamak için yurt dışına gitti.He went to the airport to see his friend off.
O hava yoluyla yurt dışına gitme hakkındaki fikrini değiştirdi.He has changed his mind about going abroad by air.
Yurt dışına gitmene itiraz edecektir.He will object to your going abroad.
Daha sonra yurt dışında kaldı.He remained abroad later on.
Yurt içinde ve yurt dışında ünlüdür.He is famous both at home and abroad.
Dün yurt dışından döndü.He returned from abroad yesterday.
Öldürmenin dışında bir şey yapacaktır.He will do anything but murder.
O dişini çektirdi.He had his tooth pulled.
O, ofisin dışında.He is out of the office.
O zaman zaman iş gezilerinin dışında çok seyahat etmez.He doesn't travel much apart from occasional business trips.
Kendi ülkesinde yurt dışına yolculuk etti.He traveled abroad in his own country.
İş için sık sık yurt dışına çıkar.He often goes abroad on business.
Hayatının çoğunu yurt dışında yaşadı.He lived abroad for much of his life.
O, geçen hafta kasabanın dışındaydı.He was out of town last week.
Yasa dışı parktan dolayı ceza yedi.He was fined for illegal parking.
Bir muhabir olarak yurt dışına gönderildi.He was sent abroad as a correspondent.