diş ile cümle
diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kendim dışında kimseye güvenmem.I don't trust anyone except myself.
Baş öğretmen alışılmışın dışında yöntemler kullanır.The headteacher uses unorthodox methods.
Kazayla hard diskimi sildim.I erased my hard disk by accident.
Bazen bir bira için dışarı çıkarım.I go out sometimes for a beer.
Bu sabah bir diş hekimi randevum vardı.I had a dentist's appointment this morning.
Neredeyse hiç dışarı çıkmam.I hardly ever go out.
Onun alışılmışın dışında mücadele tarzı şaşırtıcı şekilde etkiliydi.His unorthodox fighting style was surprisingly effective.
Birkaç içki için dışarı çıktık.We went out for some drinks.
Her yemekten sonra dişlerini fırçalama alışkanlığı edinmelisin.You ought to get into the habit of brushing your teeth after every meal.
Saat 2.30'da bir dişçi randevum var.I have a dentist appointment at 2:30.
Dışarıda Tom'u arıyorum.I've been out looking for Tom.
Bütün hafta şehir dışındaydım.I've been out of town all week.
Şehir dışındaydım.I've been out of town.
Haftalardır dışarı çıkmıyorum.I haven't been outside in weeks.
Dışarı çıkmalıyım.I have to go out.
Dışarıda bir şey duydum.I heard something outside.
Hafta içi akşamları dışarı çıkmam.I don't go out on weeknights.
Ben dışarıda oturmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to sit outside.
Bu aptalın keskin dişleri var.This imbecile has sharp teeth.
Onu hemen pencereden dışarı attım.I just threw it out the window.
Ben sadece buranın dışında isterim.I just want out of here.
Sadece bir koşu için dışarı çıktım.I just went out for a run.
Seninle dışarıda konuşmam gerek.I need to talk to you outside.
Şehrin yaklaşık 3 mil dışında 30 İngiliz dönümü arazim var.I own 30 acres of land about 3 miles out of town.
Evin dışına koştum.I ran out of the house.
Evden dışarı koştum.I ran out of the house.
Onun gelip gelmediğini merak ederek pencereden dışarıya baktım.Wondering if he came, I looked out the window.
Yabancı turistler otobüse oturup pencereden dışarı baktılar.The foreign tourists sat on the bus and looked out the window.
Seni burada dışarıda tek başına gördüm ve konuşacak birini isteyebileceğini düşündüm.I saw you out here by yourself and thought you might like someone to talk to.
Kendimi evimin dışına kilitledim.I've locked myself out of my house.
Tom Mary'den dışarda beklemesini rica etti.Tom asked Mary to wait outside.
Tom yiyecek almak için dışarı çıktı.Tom went out to get groceries.
Niçin dışarı çıkıp sarhoş olmuyoruz?Why don't we go out and get drunk?
Seni dışarıda gördüm.I saw you outside.
Tom'u odanın dışına gönderdim.I sent Tom out of the room.
Sanırım o olağan dışı.I take it that's unusual.
Garajın dışını temizlememe yardım etmesi için Tom'u ikna ettim.I talked Tom into helping me clean out the garage.
Sanırım hepimiz dışarı çıkmalıyız.I think we should all go outside.
Tom ve Mary kapının hemen dışında duruyorlardı, birbirlerine fısıldıyorlardı.Tom and Mary were standing just outside the door, whispering to each other.
O bir diş hekimiyle evli.She's married to a dentist.
O, bir diş hekimi ile evlidir.He's married to a dentist.
Bu kavram burada çimlendi ve yurt dışında büyüdü.That concept germinated here and thrived overseas.
Tom hayatı boyunca dışlandı.All his life Tom was an outsider.
Tom'un Mary'nin dışında yeni bir arkadaş yapma zamanı.It's time for Tom to make a new friend besides Mary.
Tom cuma gecesi Mary ile ve cumartesi gecesi Alice ile dışarı çıktı.Tom went out with Mary on Friday night and with Alice on Saturday night.
O, kapının dışında duruyor.He's standing outside the door.
O, şehir dışında yaşıyor.He is living outside the city.
Arkadaşım şehir dışında yaşıyor.My friend lives outside the city.
O benim klasımın dışında.He's way out of my league.
Bütün çocukluk dişlerini bu kibrit kutusunda mı biriktirdin? Bu iğrenç!You saved all your baby teeth in this matchbox? That's gross!
Bütün bebek dişlerini bu kibrit kutusunda biriktirdin mi? Bu iğrenç!You saved all your baby teeth in this matchbox? That's gross!
Onların ikisinden daha uzun olanı önce dışarıya çıktı.Of the two of them, the taller one went out first.
Eğer hava kötüyse yürümek için dışarı çıkmayacağız.If the weather is bad, we won't go out for a walk.
Tom Fransızca öğrenmek için yurt dışına gitti.Tom went abroad to study French.
Onlar nadiren dışarı çıkarlar.They rarely go out.
Biz nadiren dışarı çıkarız.We rarely go out.
Tom ve Mary nadiren dışarı gider.Tom and Mary rarely go out.
Bu konuşmaya dışarıda devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum.I think we should continue this conversation outside.
Sanırım bu konuşmaya dışarıda devam etmeliyiz.I think we should continue this conversation outside.
Bence bu konuşmaya dışarıda devam etmeliyiz.I think we should continue this conversation outside.
İlgili Sayfalar