diş ile cümle
diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tek başına dışarı gitmenden hoşlanmıyorum.I don't like your going out alone.
Yurt dışından bir öğrenci ile arkadaş oldum.I made friends with a student from abroad.
Bir gün yurt dışına gitmek istiyorum.I'd like to go abroad someday.
Ben her zaman dışarıda yerim.I always eat out.
İsteğim dışında içmeye zorlandım.I was forced to drink against my will.
Dün bir dişim ağrıyordu.I had a toothache yesterday.
Dün bir diş ağrım vardı.I had a toothache yesterday.
Ben geçen Pazar dışarı çıkmadım.I didn't go out last Sunday.
Yağmur yağmaya başladığında, tam dışarı çıkıyordum.I was just going out, when it began to rain.
Ben disko müziği severim.I like disco music.
Ben dışarı çıkma ve evde kalma konusundaki düşüncemi değiştirdim.I changed my mind about going out and stayed home.
Hiç yurt dışında bulunmadım.I have never been abroad.
Çıkmamamı söylediğin için hiç dışarı çıkmadım.I didn't go out at all because you told me not to.
Ben bir hafta önce bir kazada yaralandığım için dışarıya çıkamam.I can't go out, because I was injured a week ago in an accident.
Yağmur yağmasına rağmen ben dışarı çıktım.I went out although it was raining.
Yağmura rağmen dışarı çıktım.I went out in spite of the rain.
Ben dışarıya itildim.I was crowded out.
Sivrisinekleri dışarıda tutmak için pencereyi kapadım.I shut the window to keep the mosquitoes out.
Yurt dışına gitme fikrinden vazgeçmekten başka yapabileceğim bir şey yok.There's nothing I can do but give up the idea of going abroad.
Dışarı çıkmak için kepimi giydim.I put on my cap to go out.
Dışarı koştum ve bir taksiye bindim.I ran out and caught a taxi.
Dışarı çıkamadım.I could not get out.
Yurt dışından döndüm.I returned from abroad.
Ben dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go out.
Ben dışarı çıkmalıyım.I must go out.
Telefon çaldığında, ben dışarı gidiyordum.I was going out, when the telephone rang.
Ben dışarıya giderken yanımda bir şemsiye alırım.I take an umbrella with me when I go out.
Ben bir şey satın almadan asla dışarı çıkmam.I never go out without buying something.
Dışarı çıkmadan önce onu bitirmeliyim.I must finish it before I go out.
Dışarı çıkmak yerine evde kaldım.I stayed at home instead of going out.
Yurt dışından döndüğümden beri çok meşgulüm.I've been very busy since I returned from abroad.
Tatilde yurt dışındaydım.I was abroad on vacation.
Tatilde kasabanın dışındaydım.I was out of town on vacation.
Şu anda canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out right now.
Bu öğleden sonra dışarı çıkıyorum.I am going out this afternoon.
Bu yaz yurt dışına gidiyorum.I am going abroad this summer.
Bu yıl defalarca yurt dışında bulundum.I have been abroad several times this year.
Ne olursa olsun bu gece dışarı çıkacağım,I'm going out tonight, regardless.
Dün dışarı çıkmak zorunda kaldım.I was obliged to go out yesterday.
Ben bir görev için yurt dışındaydım.I was abroad on an assignment.
Ben bir görev için kasaba dışındaydım.I was out of town on an assignment.
Dişi bir kedi besliyorum.I keep a female cat.
Dişçide dişlerimi muayene ettirdim.I had my teeth examined at the dentist's.
Diş hekiminde idim.I've been to the dentist's.
Dişçiye gitmeyi ertelemeliyim.I must postpone going to the dentist.
Yurt dışına bazen yalnız seyahat ederdim.I would sometimes travel abroad alone.
Dışarı çıkmayı evde kalmaya tercih ederim.I'd rather go out than stay indoors.
Gelecekte bir dişçi olmayı ümit ediyorum.I hope I will become a dentist in the future.
Yurt dışına gittim.I went aboard.
Yemek yedikten sonra her zaman dişlerimi fırçalamam.I don't always brush my teeth after I eat.
Yatmaya gitmeden önce dişlerimi fırçalamayı bir kural haline getiriyorum.I make it a rule to brush my teeth before I go to bed.
Yatmaya gitmeden önce her zaman dişlerimi fırçalarım.I always brush my teeth before I go to bed.
Shinjuku İstasyon'u dışında bir taksiye bindim.I got into a taxi outside Shinjuku Station.
Geçen hafta bir dişimi çektirdim.I had a tooth pulled out last week.
Pencereden dışarı manzaraya baktım.I gazed out of the window at the landscape.
Ben pencereden dışarı baktım.I looked out the window.
Pencereden dışarı baktım.I looked out the window.
Çürümüş bir dişi çektirmeliyim.I must get a bad tooth pulled out.
Ben çürük dişimi çektirdim.I got my decayed tooth pulled out.
Bu sabah dışarı erken çıktım.I went outside early in the morning.
İlgili Sayfalar