deyi ile cümle

deyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Başka bir deyişle, birden fazla ışık dalga boyundan oluşmuşlardır.Раптом лампи починають сильно мигати.
Örneğin, "hiçbir zaman uyumayan kent" deyişi New York'u anımsatmaktadır.Для туристів місто прозване «містом, що ніколи не спить».
Ozan Bayraşa Sezen Hanım’a sorunca “Yazın oraya ‘Mişmişmiş de muşmuşmuş’” deyip dolduruyor." dedi.У байці розповідається, як Бабка все літо проспівала та веселилась.
Bir başka deyişle insanlar kuzgun tarafından yaratılmıştır.Люди-Ящери - творіння "Хробака".
Kalpazanlar Gide'nin kendi deyişiyle "ilk romanı" dır.«Спонсори» — її перший роман.
Ben Perth'deyim.Я в Перті.
Buna inanabilir misin? Biz Çin'deyiz!Ти можеш в це повірити? Ми в Китаї!
Örneğin, "hiçbir zaman uyumayan kent" deyişi New York'u anımsatmaktadır.New Yorku se díky celodennímu ruchu někdy přezdívá „Město, které nikdy nespí“ (The City That Never Sleeps).
Deyiş, 1933 yılında iktidara gelen NSDAP (Nazi Partisi) tarafından da kullanılmıştır.V použití této věty bylo pokračováno i po roce 1933, kdy se k moci dostala NSDAP (Nacistická strana).
Genellikle deyimleri yanlış söyler.Často slyšíme nesprávnou výslovnost .
Bu tesir, şu halk deyişinde hâlâ işitilebilir: "Musa'dan Musa'ya , başka Musa zuhur etmemiş" (bknz.I zavolal na něho Bůh zprostředku keře: „Mojžíši, Mojžíši!“ Odpověděl: „Tu jsem.“ Řekl: „Nepřibližuj se sem!
Deyişlerinde toplumsal konulara da kayıtsız kalmaz.Nechybí však ani poukázání na sociální problémy.
Gündelik dilin deyimlerini ve kalıplarını kullandı.Užívání a zneužívání jazyka v naší době.
Başka bir deyişle, halkçılığı şöyle özetleyebiliriz: sosyal sınıflar yoktur, meslekler vardır!"Mezi společenské hry patří například: Člověče, nezlob se!
Benzeri bir anlam taşıyan bu deyim Türkçede de 'ekmek yemeye gitmek' olarak kullanılır.Odtud výraz "najíst se" (albánsky: për të ngrënë bukë) lze přeložit jako "jít jíst chléb".
Deyim yerindeyse köyün başına talihkuşu konmuştur.Pokud se jim to podaří, je to pro vesnici velká ostuda.
Kendi yazdığı deyişlerini de okuyup söylemiştir.Přečetl si i její dopis, který mu napsala.
Tecavüze karşı savaş deyimi Sovyetler Birliğinden önce ABD ve Japonya tarafından kullanıldı.Porušila rezoluci Rady bezpečnosti, tvrdí Spojené státy a Japonsko.
Başka bir deyişle, bir sistem kendinden daha soğuk sistemle ısıtılamaz.Chladnější těleso samovolně nepředává teplo tělesu teplejšímu.
Diğer bir deyişle, önermeler mantığı bir önermeyi birçok maksat için yeterli ayrıntıda analiz etmez.Zní: Nehledejte zlý úmysl tam, kde je dostatečným vysvětlením hloupost.
Deyimler, ilgi çekicidirler.Jsou podle nich přitažlivější.
Zeitgeist deyimi, Fransız Devrimi'nden sonra popüler hale gelmiştir.Oblíbeným se stal po Francouzské revoluci.
Başka bir deyişle Sezar'ın son yıllarıdır.Živě: Poslední den Klause.
Deyimsel çeviriler önceki çevirilere kıyasen çevrilir.Všechny verze byly zpětně kompatibilní s těmi předchozími.
Kendi taktiğiyle, diğer bir deyişle gizlice hazırlanmış bir planla vurulmuştu.Původně byla obehnána vyzděným příkopem, který byl zasypán.
Erkekler tarafından en sık kullanılan ve en güvenli teknik kondom ya da diğer bir deyişle prezervatiftir.Pro kreslení touto technikou je nejvhodnější a nejčastěji používané kótovací nebo jiné popisovací pero.
Başka bir deyişle, anayasa, iradenin siyasi kararları üzerinde temellenir.Ale jak o tom přesvědčit voliče, když emoce jsou na jeho straně? .
Başka bir deyişle, saf çiçek balı ve karışık bal.Vyznačuje se čistě bílými zvonkovitými květy s načervenalým kalichem.
Ancak deyimler genelde atasözü olarak kullanılmazlar.Protesty nemusí být nutně vždy jen slovní.
Bu madde Latince bir deyiş olan status quo ile ilgilidir.O latinském termínu pojednává článek Status quo.
Bu kelimenin diğer bir karşılığı ise morphospecies diğer deyişle morfolojik türdür.Jeho dílo beze zbytku popisuje sanskrtskou lingvistickou morfologii.
Yemek olarak en çok beğenilen ve sevilen yöre halkının deyimiyle, Topça'dır.Pro ostatní obyvatele však stále zůstává podivínským, avšak oblíbeným obyvatelem Bon Temps.
"Yavuz Ekinci ve Bana İsmail Deyin".Klaňte se a rozjímejte s Kristem v eucharistii“.
Diğer deyişle, insanların, hayvanların ve bitkilerin, tek bir var oluşun unsurları olduğu kabul ediliyordu.Astfel, s-au considerat că oamenii, animalele și plantele erau membri ai unui singur întreg.
Kendi deyişiyle, farkına varmıştı ki: “Meyve Sepeti’nde, bir Onigiri için hiç oda yoktu”.El a mărturisit că nu a luat nicio măsură pentru a îngriji răniții; el a răspuns: „Categoric, nu.
Diğer bir deyişle korkuların üstüne gitmektir.Dar, înainte de toate, de frică.
Bu söz daha sonra toplum içinde deyimleşti.Aceasta le-a adus ulterior mai multă simpatie în rândurile opiniei publice.
Başka bir deyişle, derme çatma kalsın ve çok fazla mükemmel olmasın.Cu alte cuvinte, muncește din greu, însă nu perfecționa prea mult.
Latince deyişler listesiLocuțiuni în limba latină
("Anneciğim, Türkler geliyor!") deyimidir.Cum puteți să-l cereți?”, „Ucrainenii îl cer!
Kadın mahallenin isminin olmadığını deyince bu Padişah '' bu mahallenin adı Ayşebacı olsun'' der.Nume predicativ: Acest cățel nu este al nimănui.
Abasıyanık, kendine özgü deyimler ve argolar da kullandı.Se mânca cu mâna, dar se foloseau cuțite și linguri .
Diğer bir deyişle "ekosistem" olarak tanımlanabilir.Un PRA este ceea ce economiștii ar numi un model structural.
Diğer bir deyişle, elektronun yörüngesi güneş sistemindeki gezegenlerin yörüngelerine benzer.El a descris electronii ca fiind asemănători planetelor aflate pe o orbită solară.
Başka bir deyimle, N yapısı E'nin bir modelidir.Obișnuim să spunem în aceste condiții că C-D reprezintă o componentă a procesului inovativ.
Ecce Homo - "İşte (bakın) İnsan" anlamına gelen Latince deyiş.Substantivul latin homō (genitiv hominis) înseamnă "om, ființă umană".
Başka bir deyişle tümevarım yanılgısıdır.Dacă ajung în urechi umane este din greșeală.
Deyişe kaynaklık eden anlayış, bu anlayışa sahip birçok dinin kutsal metinlerinde görülebilir.O calitate sacră este căutată în această națiune și în memoriile populare pe care le trezește.
Başka bir deyişle bir elementin birleşme yeteneğinin ölçüsüdür.Valența este puterea de combinare a unui element.
Sonra ben hain deyince kızıyorlar.Din acest moment, au fost considerați "trădători".
Resepsiyonist 911'i ararken Saldívar'ın ona "fahişe" deyip peşinden gitmesi ile, Selena yere çöktü.S-a prăbușit la pământ în timp ce funcționarul suna la 911 și Saldívar o urmărea și striga “târfo” (bitch).
Fosterin deyimine göre: "Kendimi aynı 18 yaşındaki bir Hunter S. Thompson hissettim."Úgy éreztem magam, mint egy 18 éves Hunter S. Thompson.
Eric Brewer'in deyimiyle CAP teorem, Couchbase bir CP tipi sistemdir.Eric Brewer CAP teória beszédében a HBase egy CP típusú rendszer.
Primum non nocere, "Önce, zarar verme!" anlamına gelen Latince deyiştir.Primum non nocere – mindenekelőtt ne árts.
Diğer bir deyişle, p ve E gibi.Ilyen például a π és az e.
Film yönetmenin kendi deyimi ile bir "pop-art opera" veya "Sinematik opera"dır.Szó szerinti jelentése: „kis opera” vagy „operácska”.
Deyişleri sık sık kullanır.Gyakran csak szavakat használt.
Status quo ante bellum, bir olgunun günümüzdeki durumunu belirten bir Latince deyiştir.Status quo ante bellum latin kifejezés.
Deyimsel çeviriler önceki çevirilere kıyasen çevrilir.Ez a verzió visszafelé kompatibilis az előzőekkel.
Başka bir deyişle, Güneş rüzgârları hem negatif elektronlar, hem de pozitif iyonlar içerir.A napszél tehát egyaránt hordoz negatív töltésű elektronokat és pozitív töltésű ionokat is.

İlgili Sayfalar